12 Haziran Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü her yıl olduğu gibi çocukları korumakla yükümlü olan bakanlıkların paylaşım yaptığı ama çocuk işçiliğiyle ve çocuk işçi cinayetleriyle mücadeleye dair bir adım dâhi atmadığı bir gün olarak geçip gidiyor.
Ülkemizde giderek derinleşen ekonomik krizin etkileri katlanarak artıyor. İşçiler daha da yoksullaşırken sermaye sahipleri daha da zenginleşiyor. Bu yoksullaşma yalnızca çalışan kişileri değil ailelerini de etkiliyor. Derinleşen yoksulluk ailenin tüm fertlerinin çalışmasını gerektiriyor. İşte çocuk işçiliği de tam bu yoksulluktan çıkıp geliyor.
“Çocuk işçiliğine sıfır tolerans!” sloganı ile yola çıkan iktidar döneminde çocuk işçiliği oranları tarihin en yüksek noktasına ulaştı. Neredeyse her hafta bir çocuk iş cinayetine kurban gidiyor.
Çocuklar İşçiliğe İtiliyor
Bugün çocuk işçiliği ile mücadele etmesi beklenen iktidar sahipleri, çocukların işçileşmesinin önünü açıyorlar.
Çocukların çalışmak zorunda kalma nedenlerinin başında yoksulluk geliyor. Haneye giren gelir azaldıkça, hanenin tüm yaş grupları çalışmaya yöneliyor. Bunlara çocuklar ve yaşlılar da dâhil.
Ülkemizde iktidarın ısrarla sürdürdüğü Şimşek programı ile yoksulluk hiç olmadığı kadar yayıldı ve derinleşti. Bu programdaki ısrarın amacı sermayenin önünü daha da açmak, emek gücünü ucuzlaştırmak ve maliyetleri düşürmek.
Yani çocuklar sermaye için oldukça “kârlı” bir grup! En ucuz emek gücü haline getirilen çocuklar uysallıklarıyla patronlara zorluk çıkarmıyorlar. İşte bugün iktidar sermaye için bulunmaz nimet olan çocuk emek gücü için binlerce çocuğu okul yerine fabrikalara itiyor.
İktidarın ekonomi politikaları ve onun sonucu olan yoksulluk tarafından itilen çocuklar öbür uçta kollarını giderek daha geniş açan sermaye tarafından hızla ve giderek daha küçük yaşlarda tutuluyor.
Doğrudan yoksullukla bağlantılı olarak eğitimin giderek daha da masraflı hale gelmesi de çocukların önce yavaş yavaş sonra bir ömür işçileşmesinin önünü açıyor. Anayasal bir hak olarak parasız olması gereken eğitim yoksul halk çocukları için neredeyse “lüks” haline geldi. Nitelik ve bilimsellikten epey uzaklaşan eğitim sisteminin öbür tarafında yoğunlaşan özel okullar açık bir tercihi işaret ediyor: Parası olan özel eğitim alabilir, alamayanlar ya bu eğitimi almak zorunda ya da yol yakınken işçileşmek!
Geçtiğimiz yıllar boyunca yaygınlaşan MESEM’lere karşı mücadele sürerken son iki yılda buraya mesleki ortaokullar eklendi ve arttırılmaları planlanıyor. “Çocuklar erkenden meslek öğrenecekler” şeklinde reklamı yapılan bu iktidar sermaye ortaklığındaki işçileştirme politikası çocuklara tek kader olarak sunuluyor.
Tüm bunlara bir de sokakta, evde, okulda, ülkede yükselen şiddet ortamı ekleniyor. Uyuşturucu, mafya, çetelerle yoksulluk, işsizlik, pahalılık, geleceksizlik denklemi arasında sıkışıyor. Kanun ve ilgili yasa ve sözleşmelerin tamamında tüm haklarının eşit şekilde hayata geçmesi gereken çocuklar bu koşulların içinde türlü hak ihlali ve istismara maruz kalıyor, yaşamda kalarak büyümeye çalışıyor.
Sayılardan Fazlası
İSİG Meclisi 23 Nisan’da yayınladığı çocuk işçiliği raporunda tarım, sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde toplamda 3 milyon çocuk işçinin çalıştırıldığını ifade ederken bunun 2 milyonunun MESEM ve meslek liselerinde öğrenci olduğunu bildirdi.
İSİG Meclisi’nin verilerine göre 2013 yılından bugüne en az 852 çocuk işçi çalışırken yaşamını yitirdi. 2013’ten beri kayıt tutulduğunun belirtildiği raporda yılda ortalama 63-64 çocuğun hayatını kaybettiğine dikkat çekilirken 2024 ve 2025’te sırasıyla 71 ve 94 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesi durumun vahametini ortaya koyuyor.
Her fırsatta MESEM’leri öven Bakan Tekin, “Kaza olma ihtimali var diye MESEM’lerden vazgeçmek doğru değil” derken bugüne dek en az 20 çocuk MESEM kapsamında çalıştırılırken yaşamını yitirdi.
İSİG verilerine göre 2025 yılı sonuna dek MESEM’lerde en az 2 bin kaza meydana geldi. Ancak Bakan Tekin, MESEM’lere ilişkin “eleştirileri anlamadığını”, “iş dünyasıyla iş birliğine devam edeceklerini” açıkladı.
1,5 milyona yakın çocuk örgün eğitimin dışında. Son bir yılda okul terklerinin arttığı görülüyor. Çocukların işçileştirilmesinin önü her yerden açılıyor.
Çocuk İşçiliğiyle Mücadele
Çocuk işçiliğiyle mücadele etmek çocuk yoksulluğuna karşı, çocukların eğitim hakkı ihlallerine karşı mücadele etmektir. Çocuk hakları için mücadele etmek aynı zamanda sermayeye karşı mücadele etmektir. Türkiye işçi sınıfına ve Türkiye halklarının çocuklarına işçiliğin, yoksulluk ve ölümün dayatıldığı koşullarda çocukların yaşaması için mücadele edilmelidir.
Çocukları korumakla yükümlü olan iktidarın tarafı açıkça sermayedir. Çocukları işçiliğiyle mücadelenin yolu, sermaye ve sermaye iktidarının karşısında çocuklardan yana bir bloğun inşasından geçecektir.

