Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan, dünya devi Procter and Gamble (P&G) işçileri Lastik-İş sendikasının öncülüğünde 12 Mayıs’tan beri grevdeler. İşçilerin aktardığına göre, milyarlarca dolar kazanan, dünya çapında 400 fabrikaya sahip, üst düzey yöneticilerine senelik 20 milyon dolar maaş veren P&G şirketi, geçinemedikleri için zam isteyen işçilerin taleplerine karşı maaşlarda indirime gitmeyi teklif etmiş.
İlk teklife göre, alınan ikramiye sayısı 6’dan 4’e düşecek, yan haklar ve diğer sosyal yardımlarda ise azaltılacaktı. Zammın en azından resmi enflasyon düzeyinde yapılması gerektiği ve alınan hiçbir hakka dokunulmaması gerektiğini vurgulayan işçiler, bu teklifi kabul etmedi.
Ancak patronların son teklifinde ilk 6 ay için sadece yüzde 5, ardından da resmi enflasyonun yüzde 40’ı oranında olacak şekilde zam önerildi. İşverenin bir lütuf gibi sunduğu, ve “indirimi zamma çevirdim teklifimi çok arttırdım” ifadeleriyle sunduğu teklife işçilerin cevabı ise grev kararı almak oldu.
Dünya Devi P&G
Dünyanın sayılı şirketlerinden biri olan Amerikan devi P&G, hepimizin bildiği birçok temizlik, sağlık ve kişisel bakım markasının asıl sahibi ve üreticisi. Toplamda 30’un üzerinde ülkeye yayılan 400 civarında fabrikaya sahip olan şirketler grubunun 2026 yılı net kârı 16 milyar dolar olmuştu. Aslında P&G’ye üretim yapan taşeron tesisleri de hesaba kattığımızda, neredeyse bir ülke boyutunda bir ekonomik güce sahip bir şirketten bahsediyoruz.

Dünya Devinin Gözü İşçinin Cebinde
Ancak bu devasa kârlara, ve sahip olunan yüzlerce fabrikaya karşın P&G’nin işçisine pazarlıklar ve uğraşlar sonucunda teklif ettiği zam oranı ancak yüzde 5 oldu. İşçilerin sözleşme sürecinden aktardığına göre, P&G temsilcisi kârların düştüğü, üretimin düştüğü ve bu yüzden işçilerin de fedakârlık yapması gerektiği yönünde alışılagelmiş hikâyeleri anlatmaktan geri durmamış. Teklifin kabul edilmemesi ve daha fazlasının zorlanması durumunda fabrikanın kapanacağı yahut taşınacağı, işçilerin işsiz kalacağı tehdidi de her zamanki dillendirilmiş.
Ancak bu tehdit ve iddiaların P&G düzeyi bir uluslararası barondan gelmesi işin ciddiyetini ortadan kaldırdığı gibi, sermayedarların her sözleşme döneminde masaya sürdüğü iddiaların ne kadar kof olduğunu da açık ediyor.
İşçiler ise tüm bu iddialara karşı, Covid-19 döneminde tüm risklere karşın çalıştıklarını, ekstra ücret talep etmeden üstlerine düşeni yaptıklarını, gerektiği anlarda fedakârlık yapmaktan çekinmediklerini vurguluyor. Ancak şirketin tüm bu iddialarına karşın elde ettiği kâr düzeylerini ve üretim seviyelerinin de herkes farkında. İşçilerin duruşu ise çok net: alınan haklar geri teslim edilmeyecek, zam oranları en azından resmi enflasyon seviyesinde tutulacak.
Enflasyon Yoluyla Yağma
Özellikle enflasyonun bu derece yüksek olduğu, işçi maaşlarının artan fiyatlar karşısında her gün eridiği bir atmosfer içerisinde, yüzde 5 gibi komik zam oranlarının aslında işçinin alım gücüne bir saldırı olduğu açık. İşçi sınıfı, asgari ücreti ülke genelinde ortalama ücret haline getirerek ulusal ve uluslararası sermayeye ucuz işgücü sunmayı hedefleyen politikalara karşı durmak zorunda.
Kâğıt üzerinde indirim olmayan, hatta belli düzeyde zam verilen sözleşmelerin sonucu bile aslında alım gücünün işçiden sermayeye geçmesi anlamına geliyor. Sattığı deterjana enflasyon kadar, belki daha fazla zam yapan P&G, sıra işçinin ücretine gelince mi fedakârlık edebiyatını akıl ediyor diye sormak gerek.
İşçiler: Biz Tüm İşçi Sınıfı için İyi Bir Örnek Olmak İstiyoruz
İşçilerin vurguladığı bir diğer şey ise aslında kendilerinin geri alınmasını kabul edeceği tüm kazanılmış hakların ve ücret indirimlerinin, işçi sınıfının kalanı üzerinde bir baskı yaratabileceği. Özellikle de şirketin prestiji ve gücü düşünüldüğünde, “P&G gibi bir firmada ikramiyelerin azaltılmasını diğer tüm patronlar sözleşme vakti gelince kullanacaklardı” diyor işçiler. Aksine, “Greve çıkarak pazarlık masasındaki diğer tüm işçilere bakın P&G işçileri greve çıkıyor biz de gerekirse çıkarız” diyebilme gücü vermek istediklerini vurguluyorlar. Gerçekten de dayanışmaya gelen farklı fabrikalardan işçilerin bunu söylediklerini aktarırken ise her birinin gözleri parlıyor.
P&G grevi bu yönüyle de çok önemli bir yerde duruyor. Birçoklarına göre grev yapılamaz bir şirketti P&G. Bunun bir sebebi şirketin devasa gücü, bir diğer sebebi ise işsizliğin olağan, asgari ücretin normal hale geldiği bir atmosferde işçilerin görece makul ücretler alıyor olmasıydı. Bu yönüyle P&G işçisi maaşlarının enflasyonla eritilmesi, kazanılmış hakların tasfiyesi sermaye sınıfının işçi sınıfına karşı elde edeceği bir zaferi temsil edecekti. Belki birçok yeni sermaye saldırısının da önünü açabilecekti.
Ancak P&G işçilerinin iradesi tam aksi bir sonuç yaratabilir. Ziyarete gelen işçilerin, “P&G’de grev olabilmiş, vay be!” demesi birçok yeni grevin, daha cesurca pazarlık süreçlerinin önünü açabilir. İşte bu yüzden P&G işçisinin gururla dillendirdiği, “Evet, P&G’de grev oluyor!” sözünü toplumsallaştırmak ve sınıfa duyurmak gerek.


