İstanbul Boğazı’nın en kritik noktalarından biri olan Anadolu Kavağı’nda yeni bir NATO Deniz Unsur Komutanlığı kurulması planlanıyor. Milli Savunma Bakanlığı bu adımları bir bölgesel planlama olarak sundu ve yabancı komutada bir NATO üssü kurulacağı iddialarını reddetti. Ancak Fransız ve İngiliz komutanların Beykoz’da konuşlanacak bölgeyi ziyaret etmesi asıl niyeti gözler önüne serdi. İktidar, millî güvenlik kılıfı altında ülkeyi adım adım yabancı askeri unsurlara açarak dış politikada tehlikeli adımlar atmayı tercih etti.
Türkiye Rusya’yı Karşısına Alıp ABD’ye mi Yakınlaşıyor?
Türkiye’nin dış politikasında dümen tamamen Amerikancı bir rotaya kırılmış durumda denilebilir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamalarında Türkiye’nin kendilerine son derece destekleyici olduğunu ve istenen şeylerin dışına çıkmadığını söyleyerek buna yönelik sinyaller verdi. Boğaz’da kurulacak yeni komutanlık, doğrudan Ukrayna’yı koruma bahanesiyle oluşturulan “Çok Uluslu Kuvvet-Ukrayna” isimli askeri koalisyona bağlanacak. Bu tablo, Türkiye’nin Karadeniz’de Rusya’yı doğrudan karşısına alması anlamına gelebilir. Adana’ya yerleştirilen füzeler ve kurulan NATO kolordusu da Orta Doğu’ya yönelik Batı müdahalesinin taşeronluk adımları olarak yorumlanıyor.
Rusya’dan Boğazlar Paylaşımı
Rusya Ankara Büyükelçiliği, NATO üssü gündemdeyken dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Açıklamada, Montrö Sözleşmesi’nin uluslararası dengeler açısından önemine vurgu yapılırken, Türkiye’nin mevcut yaklaşımına destek mesajı verildi. Açıklamada “Rusya, Montrö Sözleşmesi’ne büyük önem vererek uluslararası ilişkilerde yer alan tüm taraflarca uygulanmasını kararlılıkla desteklemektedir. Sözleşmenin, özellikle Akdeniz ve Orta Doğu’daki son olaylardan dolayı meydana gelen dramatik dönemde, tüm ülke ve devletlerin çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyoruz. Bu bağlamda, Türkiye’nin dengeli ve sorumlu tutumunu takdirle karşılıyoruz” denildi.
Montrö Sözleşmesi Ne Diyor?
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin savaş gemilerinin boğazlardan geçişini ve bu denizde kalış süresini kesin kurallarla sınırlıyor. Bu sözleşme, Türkiye’nin bağımsızlığı ve Karadeniz’in bir barış denizi olarak kalması için hayati önem taşıyor. Ancak Karadeniz’e kıyısı olmayan emperyalist ülkelerin savaş gemilerinin Beykoz’a demirlemesi ve buradan çeşitli harekâtlara katılması Montrö’nün temel ruhuna aykırı nitelikte. İktidarın bu teslimiyetçi tavrı, Montrö Sözleşmesi’ni fiilen delerek işlevsiz hale getirebilir.
Türkiye Dış Politikada Tehlikeli Sularda
Türkiye, NATO’nun bölgesel yayılma stratejisinde ön cepheye sürülen basit bir araç konumuna düşürülebilir. Dört yılı aşkın süredir Rusya ile Ukrayna arasında sürdürülen denge politikası artık tamamen terk edilme tehlikesinde. Dış analistler, atılan bu riskli adımların Karadeniz’de sahte bayrak operasyonlarına zemin hazırlayabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Güvenlik duvarını güçlendirme adı altında atılan adımlar, emperyalizmin bölgesel saldırganlık iştahına katkı sunma tehlikesinde. Memleketin dört bir yanı emperyalizmin operasyon sahası haline getirilirken, Türkiye’nin bağımsız dış politikası nasıl korunacağı sorusu en yakıcı soru olarak karşımıza çıkıyor.
Trump Çatlağı Giderek Büyüyor
Dünyayı küresel ölçekte yıkıma ve savaşa götüren emperyalist ABD’nin Başkanı Donald Trump, tüm bu tartışmalar olurken ülkesinin NATO’dan çekmeyi değerlendirdiğini belirtti. İttifakı “kâğıttan kaplan” olarak nitelendirdi. İngiltere’de yayımlanan The Telegraph gazetesine konuşan Trump, “Bunun yeniden değerlendirilmesinin ötesinde olduğunu söyleyebilirim,” dedi. “NATO’dan hiçbir zaman etkilenmedim. Onların bir kâğıttan kaplan olduğunu hep biliyordum, bu arada Vladimir Putin de bunu biliyor,” ifadelerini kullandı.
Trump’ın Blöfü Boşuna mı?
ABD Başkanı tehditlerini sürdürse de ülkesinin NATO’dan çekmesi o kadar kolay görünmüyor. ABD Kongresi’nde iki yıl önce, önceki başkan Biden döneminde kabul edilen düzenleme, Trump’ın bu yönde atacağı adımı zorlaştırıyor. Düzenlemeye göre Trump, ABD’nin NATO’dan çekilmesini sağlamak için Senato’nun üçte ikisinin desteğini almak zorunda. Başkan Trump istese de ani bir kararla ABD’nin NATO’dan ayrılmasını sağlayamıyor. Bu yöndeki bir karar için ABD Kongresi’nde gerekli desteği bulmasının zor olacağı belirtiliyor. Ancak Trump, NATO’yu işlemeyen bir ittifak haline getirebilir. Zaten Avrupalı müttefikler bir süredir bu nedenle savunma ve güvenlik alanındaki işbirliklerini güçlendirmeye ve NATO’yu “Avrupa’nın savunma ittifakına” dönüştürmeye çabalıyor.


