2026 Fransa Yerel Seçimleri

Yazı ilk turun ardından yazıldığı için, yazı yazıldığı sırada 2. tur seçimlerine bir süre daha vardı. İkinci tur seçimleri 22 Mart’ta gerçekleşti. Sonuçlar da yazıyı yayımlamamızın hemen ardından açıklanmış olacak.

Fransa’da 2026 yerel seçimlerinin ilk turu 15 Mart günü gerçekleşti. Üniter ve merkeziyetçi bir devlet geleneğine sahip olmasına rağmen, 5. Fransa Cumhuriyeti’nden itibaren (1958-hala sürmekte) yerel yönetimlerin yönetişim pratiğine etkisi artmıştır. 2026 yerel seçimleri, yerel yönetimlerdeki iktidar mücadelesinin yanında, hem Fransa siyasetinin genel kamplaşmalarının berraklaşması açısından hem de bu kamplaşmaların 2027 başkanlık seçimi öncesi bir ön gösterim olarak kendini göstermesi açısından ayrı bir öneme sahiptir. İkinci tur seçimleri 22 Mart tarihinde gerçekleşecek, ikinci tur için, ikinci tura kalan-kalamayan adayların kendilerini ittifaklarda konumlandırdığını görmekteyiz. Bu ittifaklaşmadaki temel eğilimin sol açısından, yükselmekte olan aşırı sağın, halk sınıflarına oluşturduğu tehdit özelinde yoğunlaştını söyleyebiliriz. Bu çerçevede çoğu sol parti mümkün olduğu ölçüde ittifaklarda bir araya geldi, ilk tur için çoğu şehirde LFI (Boyun Eğmeyen Fransa)’nin dahil edilmediği bir ittifaklar denklemi varken, ikinci tura kalmalarıyla beraber LFI’nin taşıdığı oy oranları çoğu şehirde belirleyici oldu. Sağ açısından ise temel hedefler, solu baskılama ve gittikçe otoriterleşen ve istikrarsızlaşan Emmanuel Macron iktidarına nefes aldırmaktı.

Fransa’daki büyük şehirlerin belediyelerinin çoğunluğunda sol ittifakların önde çıktığı ve ikinci tur için de önde çıkma potansiyelinin olduğu bir durum mevcut, bu belediyelerin çoğunda LFI’nin bu ittifakların bileşeni olmamasına -en azından ilk turda- rağmen. PS (Sosyalist Parti)’in “aşırıcılıklara” uzak durma pozisyonu ile yani liberal bir tutumla aşırı sol olarak tarifledikleri LFI ile ittifaktan kaçındığı ve 40 yıllık “ihanet geleneklerine” uygun bir tavır sergilediklerini görüyoruz. Öyle ki bu liberal tutumlarıyla, ikinci turda belirli belediyelerde ittifakı reddetmeleriyle birlikte aşırı sağın önünün açıldığı durumlar da mevcut. LFI ile PS, bazı belediyelerde ittifak yapmasına rağmen Jérôme Guedj gibi PS vekillerinin “LFI’ye oy vermeyeceğim” şeklinde açıklama yapmaları, PS içinde “aşırı sol”u engellemek pahasına aşırı sağın önünü açacak bir eğilimin olduğunu gösteriyor.

LFI ulusal koordinatörü Manuel Bompard, ilk turdaki sonuçların ardından geçtiğimiz yerel seçimlerden itibaren oy oranlarını ikiye, üçe hatta, dörde katladıklarını açıkladı. LFI’nin son senelerde yakaladığı çıkış ve bu çıkışın Fransa’da “quartier populaire” olarak kavramsallaştırılan emekçi, halkçı mahallelerinde ve banliyölerinde karşılık bulmasıyla birlikte ciddi bir gelişme katetti ve 2027 için de umut verici bir tablo çizdi.

Solda Temel Hedef Aşırı Sağın Önünü Kesmek

Sol için her seçimde olduğu gibi bu seçimde de temel ajanda, tüm ayrımları görmezden gelerek aşırı sağın önünü kesmek oldu ve ikinci turda da bu temel stratejinin merkeze alınması bekleniyor. Solun niceliksel ağırlığı üç ayakta toplanıyor: sosyal demokrat PS (Sosyalist Parti), Komintern Komünist Partilerinden fakat yine Komintern KP’leri gibi bürokratikleşmede tıkanan PCF (Fransa Komünist Partisi) ve sol popülist, yurttaş devrimi paradigmasından beslenen LFI (Boyun Eğmeyen Fransa). Sol’un niceliksel ağırlığını gösteren bu üç partinin yanında Troçkist, Marksist olan partiler, NPA (Yeni Antikapitalist Parti) ve Lutte Ouvrière (İşçi Mücadelesi) diğerlerinin yanında ufak bir ağırlık oluşturuyor. Yine de belirli yerel ölçeklerde yerel siyasete etkileri olduklarını görebiliyoruz bu partilerin -NPA temsilcisi Philippe Poutou’nun Bordeaux belediye meclisinde yakaladığı popülarite gibi. Bu çerçevede ikinci turda, Fransa solunun halihazırda ilk tur için de ittifaklara kapısı açık olan LFI ile ittifaklara yöneldiğini görüyoruz. Şu anki duruma bakınca tüm marjinalize etme girişimlerine karşı, kendini “aşırıcı” olarak niteleyenlerle bile ittifaka hazır olan LFI; ikinci turda Lyon, Nantes, Toulouse, Strasbourg gibi büyük şehirlerde sol ittifakların bir bileşeni oldu, aynı zamanda Lille gibi de büyük bir şehirde de ikinci tur için PS’nin adayıyla başa baş mücadele verecek.

Resim: Fondation Jean-Jaurès

Solun bir yanda büyük şehirlerde gücünü ortaya koymasına rağmen, sağın öne çıktığı belirli şehirlerde de büyük bir yenilgiye uğradığını gözlemleyebiliriz. Özellikle güneydeki Côté d’Azur bölgesinde Touloun, Nice gibi büyük şehirlerde sol adayların ikinci tura bile kalamadığını, sağın kendi arasında bir rekabet olduğunu söyleyebiliriz. Marsilya’da ise ilk tur sonuçlarına bakarak sol ve sağın toplam niceliklerinin başa baş bir pozisyonda olduğunu görüyoruz. İkinci turda PS’in aşırı sağın kazanması pahasına LFI ile ittifaka yanaşmamasına karşın, aşırı sağın kazanma riskini göze alamayacak LFI adayı Sébastien Delogu adaylıktan çekildi. Bu çerçevede ilk turda aşırı sağın kafa kafaya girdiği yerlerden birisinde ikinci turda dezavantajlı duruma düştüğünü söyleyebiliriz. Genel olarak sağın durumuna baktığımızda ise halihazırda fazlaca parçaya bölünmüş olsalar dahi politik çıkarlar çerçevesinde aynı pozisyonda konumlanmış Macroncu ve cumhuriyetçi sağ, bunun yanında bir mutlaklık sağlayabilmiş aşırı sağın “ılımlı” kanadı RN(Ulusal Birlik) ve sağlar arasında kendine yer açmaya çalışan fakat RN kadar bir niceliğe erişememiş aşırı sağın “aşırı” kanadı Reconquête (Yeniden Fetih) yer alıyor. Sağ genel olarak bir başarı ortaya koyamamış olsa da ikinci tura Reims ve Nice gibi iki büyük şehirde önde giriyor. Bundan da öte aşırı sağın sağ içerisinde kendi oy oranını arttırmış olması da değerlendirilmesi gereken verilerden.

2023’te Paris’te aşırı sağ Reconquête’in afişi üzerine yazılanlar: “Pas de quartier pour les fachos, AFA” (Faşolara merhamet yok, Antifaşist Eylem)

Merkez Solun İhanet Geleneği

İlk turdaki sonuçlarda ve ikinci turdaki projeksiyonlara bakarsak, geçtiğimiz 2024 AB parlamento seçiminden itibaren iyice berraklaşan aşırı sağ tehlikesi, sol tarafından ciddiye alınmışa benziyor, bunu bu seçimlerdeki solun eğilimlerinden ve taktik ilerleyişlerinden hareketle söyleyebiliriz. Bunun yanında, PS aşırı sağa alamadığı tavrı, “aşırı” diye nitelendirdikleri sola karşı almakta. Bu çerçevede bu seçimlerde olduğu gibi önümüzdeki 2027 başkanlık seçimleri için de merkezi olgulardan biri PS’in “ihanet geleneği” olacaktır. LFI son yıllarda emekçi mahallelerde, halk mahallelerinde yürüttüğü aktif ve etkili çalışmalar ile yerel seçimlerde pek bir iddiası olmamasına rağmen ciddi bir başarı yakaladı. Bu seçimlerde yakaladığı başarı ile LFI adayı Jean Luc Mélenchon 2027 başkanlık seçimleri için güçlü bir şekilde geliyor.