Boğaziçi Yine Abluka Altında!

Boğaziçi Üniversitesi’nde bahar dönemi yine kayyımlığın saldırıları ve polis ablukası ile açıldı. Kayyım Naci İnci’nin atandığından beri öğrencilere ve okulun tüm bileşenlerine yönelik saldırıları hız kesmeden devam ediyor. Ancak Boğaziçi öğrencileri de bu saldırılar karşısında ısrarlı ve iradeli bir mücadele yürütmeye devam etmekte, tüm saldırılara ve ablukaya karşın Boğaziçi direnişinin ruhu hâlâ yok edilememektedir.

Naci İnci’nin Saldırıları

Naci İnci’nin atandıktan sonra okulda yaptığı değişiklikler tek başına birkaç haber konusu olmaya yeter aslında. Ancak Boğaziçi öğrencilerinin içine hapsedilmeye çalıştığı yeni Boğaziçi’nin anlaşılabilmesi için özellikle en önemlileri sıralamak gerek:

  • Okuldaki yurt binalarının önemli bir bölümü yıkılırken, yerlerine yeni yurtlar yerine TeknoPark inşa edildi. Öğrencilerin barınma hakkı yerine, sermayenin vergi ve tam zamanlı çalışan maaşı ödemeden para kazanma hakkı öncelendi.
  • Okulun kantininin işletme hakkı EspressoLab iştiraki bir firmaya devredilerek okul içerisinde uygun fiyatlı kahve imkânına bile saldırıldı.
  • Kütüphane binası depreme dayanıksız olduğu için yıkıldı. Ancak yeni bir kütüphane binası inşa edilmeyerek öğrencilerin okul içerisinde ders çalışma alanları dahi yok edilmiş oldu.
  • Güney Kampüs’te, eskiden 1. Erkek Yurdu olarak kullanılan Hamlin Hall’ın altında bulunan kulüp odaları zorla boşaltıldı. Her biri ücra, kullanışsız ve öğrencilerin gündelik hayatının dışarısında bulunan alanlara taşındı.
  • Bu değişiklikler yapılırken, bir yandan birçok hoca soruşturmalar ve çıkarılan zorluklar ile okuldan ayrılmaya zorlandı. Yerlerine ise, fakültelere dayatılarak, açıktan şeriatçı ve iktidar destekçisi şahıslar adeta paraşütle indirildi.
  • Okulda herhangi bir alternatif alan örmeye, bu uygulamalara karşı çıkmaya çalışan tüm öğrencilere ise disiplin cezaları yağdırıldı.
  • Ceza alan öğrenciler, mezunlar ve okuldan ayrılmaya zorlanan hocaların giremediği kampüsler, düzenli olarak şirketlerin reklam filmlerinin çekimleri için kullanılan alanlar haline getirildi.

Özetle, Naci İnci’nin yaratmak istediği Boğaziçi, öğrencilerin sadece derslerine girip çıktığı ve okulun kamusal alanlarında herhangi bir işlevinin kalmadığı, derslerin tümüyle sermayenin çıkarlarına göre dizayn edildiği ve öğrencilerin de olabildiğince hızlıca sermaye para kazandırmaya başladığı bir yer. Naci İnci’nin tüm projesini de okulu sermayeye peşkeş çıkarken çıkabilecek alternatif iddiaları da, çevik kuvvetler aracılığıyla ezmek; bunu yaparken de kendisi ve yandaşlarına sermayeden gelen kaynaklar ile lüks makam araçları almak olarak özetleyebiliriz.

Güncel Saldırının İçeriği

Bu kez Naci İnci’nin hedefi ise son saldırısında dokunmadığı 2-3 kulüp odası oldu. Geçtiğimiz hafta içerisinde, yine eskiden 1. Erkek Yurdu olarak kullanılan Hamlin Hall’un en alt katında bulunan Güzel Sanatlar Kulübü (GSK), Müzik Kulübü (Bümk), Spor Kulübü (SK) ve Sualtı Sporları Kulübü (Büsas) odalarının da boşaltılması talimatı verildi. Bu seferki saldırının kritik noktası ise bu kulüp odalarının, bahsedilen kulüplerin ihtiyaçlarına göre tasarlanmış ve kulüplerine kendilerini var etmelerinin temel koşulları olmaları.

Fakat sayılan kulüplerin kendilerini var etmelerinin Naci İnci’ye bir şey ifade etmediği açık. Onun ve iktidarın aklındaki Boğaziçi öğrencilerin müzik ve sanat yaptığı bir yer değil.

Tahliye talimatının verildiği tarih aslında yukarıda saydığımız tüm saldırıların tarihleri ile paralellik gösteriyor. Tüm bu saldırılar okullar daha açılmamış, dolayısıyla da kampüsler boşken ve öğrencilerin önemli bölümü şehir dışındayken yapılıyor. Böylelikle de güçlü bir tepkinin örgütlenmesi önlenmeye çalışıyor.

Bu sefer de Naci İnci’nin hedefi aynıydı. Ancak sayılan kulüplerden özellikle GSK ve BÜMK’ün harekete geçmesiyle beraber okullar açılmamış olmasına karşın 6 Şubat Cuma günü bir direniş örüldü ve öğrenciler “Kulüp odalarını bırakmayacağız” şiarıyla odalarda nöbet tutma kararı aldı.

Kapıya Vurulan Kilit

6 Şubat’ı 7 Şubat’a bağlayan gece, okullar da açılmadığı için nöbette çok fazla öğrencinin bulunmamasını fırsat bilen Naci İnci, okula önce onlarca çevik kuvvet ve tomalar soktu. Ardından da başka öğrenciler desteğe gelemesin diye kampüsleri öğrenciye kapattı. Ardından da kulüp odalarını zor kullanarak boşalttı. Tüm bunlar olup bittiğinde daha okul açılmamış, yurtlar dolmamış, öğrenciler kampüslerine gelmemişti. Kulüp odaları zorla teslim alınmış olmasına karşın Boğaziçi öğrencileri direniş kararında ısrarcı oldu ve okulların açıldığı ilk gün, 9 Şubat Pazartesi günü, kitlesel bir eylem örüldü.

Hamlin’i Alırsanız, Biz de ÖFB’yi Alırız

Güney meydanda yapılan basın açıklamasının ardından öğrenciler kendilerinden zorla alınan kulüp odalarının bulunduğu Hamlin Hall’e yöneldi. Ancak okulun öğrencilerine yine okulun binası kapatıldı. Girmekte direten öğrencileri özel güvenlik birimleri zorla durdurmaya çalıştı. Özel güvenliğin yetersiz kalacağı anlaşılınca ise Naci İnci’nin hazırda tuttuğu yüzlerce çevik kuvvet hemen araya girdi ve okulun binası önünde yine aynı okulun öğrencilerine barikat kurdu. Bu yüzlerce çevik kuvvete ek olarak da yüzlerce sivil polis kampüste cirit atarak eyleme katılan öğrencilerin olabilecek her açıdan görüntüleri alındı.

Çevik kuvvet barikatı da yetmeyince öğrencilere gaz atıldı. Naci İnci’nin okulu ancak İstanbul Emniyeti’nin kalıcı desteği ile yönetebilir hale geldiği bir kez daha açığa çıkmış oldu. Tüm bu polis ve güvenlik şiddetine karşı yılmayan öğrenciler ise yönlerini bu sefer Öğrenci Faaliyetleri Binası’na (ÖFB) çevirdi. Özel güvenliğin önlemeye çalışmasına karşın yüzlerce öğrenci güvenlik barikatlarını yararak binaya girdi ve kapıları tüm bileşenlere açtı.

Direniş Bitmez, Sürer

9 Şubattaki eylemden bugüne, Boğaziçi’nde abluka sürüyor. Hisarüstü Mahallesi’nde onlarca gözaltı aracı ve çevik kuvvet otobüsüne ek olarak, bir sürü toma da herhangi bir hareketliliğe anında müdahale etmek için hazır bekliyor. Mahalledeki kafeler çevik kuvvet ve sivil polis dolu. Bu ablukadan doğrudan okulun içi de nasibini almış durumda. Özellikle güney kampüsün içerisinde yine çevik kuvvet ve sivil polisten adım dahi atılmıyor. Buradaki her boş yere bir çevik otobüsü park ediyor. Bütün binaların giriş kısımlarında, öğrenciler girmek isterse diye hazırda kasklı, kalkanlı çevik kuvvet grupları bekliyor.

Ancak tüm bu ablukaya karşın öğrencilerin direnişi de aynı şekilde sürmeye devam ediyor. 9 Şubattaki eylem ve forumun ardından 10 Şubat’ta güney meydanda hep beraber pankartlarını hazırlayan öğrenciler, 11 Şubat’ta tekrar kampüslerini eylem alanına çevirmekten geri durmadı. Yine bütün İstanbul Emniyetinin katılımıyla düzenlenen eylemde öğrenciler kampüsün girişinde toplanıp, eski rektörlük binasına doğru yürüdü ve eylemlerinin hedefinin doğrudan kayyım olduğunu haykırdı.

Öğrencilerin talepleri çok net:

  1. Kulüp odalarının iade edilmesi
  2. Okuldaki polis ablukasının kaldırılması, kampüslerin polislerden arındırılması
  3. Kayyım Naci İnci’nin istifası ve görev sürecinde yaptıkları için hesap vermesi