Yemen ve Mekke Anlaşması’nın Yolda Düzülen Maddeleri

Suudi Arabistan, Yemen’e saldırılarını yoğunlaştırıyor. Hava saldırısı sayısı 3 Eylül’den beri 1300’ü geçti. Ensarullah Hareketi de misillemelerine devam ediyor.

Sahada ise Ensarullah ilerliyor ve Suudi destekli güçleri Taiz’den de çıkarmanın eşiğinde. 

Pakistan, Suudi Arabistan’da daha önce konuşlanmış yaklaşık 6.000 olan asker sayısını Mekke Anlaşması’na dayanarak 40.000’e çıkardı ve bu askerlerin çoğunu Yemen sınırında tutuyor. Ayrıca Suudi destekli güçlere cephane ve askeri danışman gönderdi. Türkiye tarafı ise Mekke Anlaşması’nı kısa sürede meclisten geçirmeyi ve asker gönderme tezkeresi çıkarmayı hedefliyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan açıklamasında her ne kadar “başka ülkelerin sınırlarına saldırı amaçlı asker gönderilmeyeceğini” ifade etse de “Suudi Arabistan’ın savunulması” için asker gönderilmesinin hedeflendiğini de ifade etti. 

Ne Olmuştu?

Suudi Arabistan Hava Kuvvetleri, 13 Temmuz’da Hamaney’in cenazesinden dönen Ensarullah temsilcilerinin ineceği Sana’a havalimanını bombalayarak zaten kırılgan olan ateşkesi bozmuştu. Tırmanan çatışmalarda Ensarullah güçleri, Suudi destekli güçleri Sana’a’nın doğusunda durdurdu. 3 Eylül günü ve sonrasında ise batıda Kızıldeniz sahilini neredeyse tamamen ele geçirdi. Bunun yanısıra stratejik açıdan çok önemli olan Bab-ül Mendep Boğazı’ndaki Meyyun ve Haniş adalarını ele geçirdi.

Kısa bir süre içinde Ensarullah hareketi Yemen nüfusunun yaklaşık yüzde 80’ini kontrol etmeye başladı. Suudi Arabistan, Aramco Tesisleri ve Doğu-Batı petrol boru hattı da vurulunca 17 Eylül’de ateşkes istedi. Ancak hâlâ bir ateşkes ilan edilmiş değil.

Ensarullah Hareketi hem Suudilerin petrol ihracatını neredeyse tamamen durdurdu hem de Yemen’de stratejik bir alan derinliği kazandı.

Kimsenin İçeriğini Bilmediği Anlaşma

Suudi Arabistan’ın BAE ile 2019’da Yemen’de görünür olmaya başlayan rekabetinin ve ayrışmasının sonuçları giderek belirginleşince, Suudlar başka bölgesel ittifaklar kurma arayışına girdi.

ABD ve Siyonist Yapı’nın emperyalist saldırısı karşısında İran’ın misillemeleri, ABD’nin bu misillemeler karşısındaki etkisizliği ve Siyonist Yapı’nın de bölgesel hedefleri eklenince ortaya Mekke Anlaşması ortaya çıktı. Suudi Arabistan’ın, zaten uzun süredir varolan Pakistan’la askeri işbirliğine Türkiye’yi de katmaya çalıştığını görüyoruz.

Türkiye alt-emperyalist projesinin de Batı Asya’daki çıkarları ve hedefleri böyle bir yan yana gelişin zeminini hazırladı. Ancak anlaşmayı imzalayan ekipler hariç hiç kimse anlaşmanın içeriğini bilmiyor.

Şu an için, sahadan gelen bilgiler eşliğinde bu anlaşmanın Yemen’de sıkışan Suudilere destek için bir hukuki altyapı olarak kurgulandığını söyleyebiliriz. Ancak anlaşmaya taraf olan devletler hamle yapabildikçe derinleşebilecek ve genişleyebilecek olan bir ittifakın da hedeflendiğini tahmin etmek zor değil.

Suyun bulandığı bu zamanlarda, Batı Asya’da bölgesel alt emperyal güçler hem kendilerini savunmak hem de fırsat bulurlarsa avlanmak istiyorlar. Mekke anlaşması bu yüzden yolda düzülüyor. Hakan Fidan’ın konu ile ilgili son açıklamalarına bakılacak olursa Mekke’ye gönderilecek Türk askerlerinin ne düzeyde hangi amaçla gönderileceği halen netlik kazanmadı.

Ensarullah Hareketi’nin Suudi Arabistan topraklarına yaptığı saldırılar bir yandan bu “puslu hava”yı dağıtan da bir özelliğe sahip. Bir yandan ise bu “ittifak”ın üyelerinin birbirine daha da sıkı sarılmasına sebep oluyor.

Görünen o ki, Hürmüz’ün yanında Bab-ül Mendeb’e de hâkim olan İran-Ensarullah ittifakına karşı girişilen savaş, ABD gözetiminde ve teşvikiyle yapılan anlaşmanın ilk önemli tatbiki olacak.