İran Savaşında Kürtleri Kara Harekatına Zorlama Planı Tutar mı? 

İran’ karşı savaş bütün şiddetiyle sürerken, geniş bölgeye yayılıyor. Askeri, siyasi merkezlere yapılan bombardımanlar sivil altyapıları vurmaya başlamasıyla da büyük bir insani/yaşam krizine itiliyor. 

Savaşın ateşi bölgede daha fazla alana (Lübnan, Irak, Körfez Ülkeleri derken toplam 8 ülkeye) sıçramışken, İranlı ve Iraklı Kürtleri savaşa sürükleme çabaları da devam ediyor. 

Savaş Ne Durumda? 

Savaşın seyrine şöyle bir bakıldığında İran’ın ağır darbeler yediği açıkken, ABD ve İsrail için de gidişatın pek iyi olduğu söylenemez. ABD kaynakları İran’ın saldırı gücünde yüzde 70-85 oranında düşme yaşandığını dile getirirken; İran, nitelikli saldırılarıyla, vurduğu askeri üsler, düşürdüğü uçaklarla İsrail-ABD birliğini sarsıcı etkiler yaratıyor. Belki de en önemlisi ABD de giderek savaşa Trump’ın kararlarına muhalefet artıyor. Amerikalıların çoğu savaşın amacının olmadığına inanıyor ve Trump, bunu, kendi “Epstein Davası, ahlaksızlığını, pisliğini” unutturmak için yaptığını düşünüyor. Genel anlamda ise savaş hattının ABD yönelimi değil, Trump’ın Netanyahu planına “kapılması” olarak değerlendiriyorlar. 

Trump’ın Savaşmakta Israrı ve Kürtler 

Trump ve savaş kurmayı, içte yaşadıkları zayıflığa rağmen bir taraftan da savunma ve saldırı yeteneklerini güçlendirmeye çabalıyor. 

Batı’dan Tahran’a hava savunma koridoru oluşturulurken, bu koridorda bulunan Kürt milisleriyle de silahlı isyan senaryosu üzerinde çalışıyorlar. 

Savaşta oluşturulmaya çalışılan bu denklemde Trump, önce Irak’taki Kürt temsilcileri Barzani ve Talabani ile görüştü; sonra da İran Demokrat Partisiyle, Mustafa Hicri ile görüştü. 

Bu haberin arkasından CIA ve MOSSAD’ın Kürt örgütlerini silahlandırdığı, yüzlerce milisin İran’ın kuzeyinde konuşlandırıldığı bilgisi yayıldı. Her ne kadar Beyaz Saray sözcüsü, Trump’ın Kürtler ’in silahlandırılmasına henüz karar vermediği, Dışişleri Bakanı Rubio’nun ise “Bizden yana silahlandırma yok ama İsrail için emin değiliz” şeklinde bir açıklama yapması niyetleri gizliyordu. Ancak Trump’ın 3 Mart’taki açıklamasıyla birlikte bütün planlamalar da açığa çıkmış oldu. Trump burada “Eğer Kürtler İran’a saldırmak istiyorsa bu harika olur” dedi. Ve Kürt kaynaklarının aktardığı “Ya ABD-İsrail tarafındasınız ya İran tarafında” tehdidini dile getirdiğini öğreniyoruz. 

İran Kürt Kamplarına Saldırıyor 

İran da boş durmadı. “Kürtler herhangi bir eyleme kalkışmasınlar” (Ali Laricani) diyerek Kürt bölgesini (Rojhilat) kamplarını bombaladı. 

İran bombalar yağdırırken Kürtler de birliklerini büyütmeye devam ediyor. Savaş başlamadan beş İranlı Kürt örgütü ittifak oluşturmuştu, şimdi buraya bir örgüt (KOMALE) daha katıldı. Kürt halkı Suriye’deki HTŞ-SDG çatışmaları esnasında uluslararası birlik, dayanışma geliştirebilmişti. Şimdi bu durum derinleşerek devam ediyor. 

Kürtler ABD-İsrail Güdümüne Girer mi? 

Savaşların hava bombardımanları ve teknolojik güç yarışlarıyla kazanılamayacağı gerçeği biliniyor. Her zaman için “Kara harekâtına” geçildiğinde yeni bir aşama başlamıştır demektir. 

Buradan hareketle ABD, İsrail kendi planlarınca, savaşın geldiği konum gereğince, Kürtleri çatışmalara sürüklemeye çabalıyorlar. Kürtlerin kendi savaş tarihlerinde ABD ile ilişkilerinde çıkardıkları çokça, ihanet, dersleri var. Her şey bir yana daha yakın tarihte IŞİD’e karşı ittifak kurdukları Kürtleri 6-7 Ocak Halep savaşında HTŞ tarafında yer alarak SDG’yi  saatler içinde hızla düşmanlaştırdılar. 

Yaşananları Kürt temsilcileri” Biz sizin geçmiş ihanetlerinizi çok iyi biliyoruz, Kürtler kimsenin paralı askeri değildir” diyerek açıkça dile getiriyorlar. 

Kürtler için, İsrail-ABD sadece silah yardımı hava desteği sözü vermiyor. Olası bir iç savaşta İran Rejimi yıkılırsa “Özerklik” te vadediyorlar. 

“İran’da Değişim Kürtler Olmadan Yapılamaz” 

Öte yandan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Avrupa Diplomasi Sözcüsü Zagros Enderyarî, ittifak ve İran’daki gelişmelere ilişkin Mezopotamya Ajası’na konuştu. Enderyarî, “İran’a yapılmak istenen değişim ya da planlanan değişim, Kürtler olmadan yapılamaz, bunun farkındalar. Eğer buraya getirecekleri bir güç de varsa bu güçler Kürtlerle ittifak kurmak zorunda. Bu anlamda ben, bir görüşme yapılıp yapılmadığını ve yapıldıysa açıkçası ne konuşulduğunu bilmiyorum. Ancak belirteceklerim bunlardır” dedi. 

PJAK Avrupa Diplomasi Sözcüsü, “Kürtler 2 ay önce Rojava’da yaşananları da göz önünde tutuyor mu?” sorusuna da “Rojhilat’taki Kürtler 2 ay önce Rojavalılara yaşatılanları çok net gördü. Kürdistani tüm partiler de. Evet, ABD’nin böyle bir telefon açtığını bilmediğimizi söyledik. Olabilir, belki bu anlamda fikir alışverişi ya da ne yapılıp yapılmayacağı konuşuldu. Ancak Kürt güçleri sırtını her zaman Kürt halkına dayadı ve dayamaya devam ediyor” şeklinde cevap verdi. 

Kürtler, Verilen Söze Değil, Güçlerine Güveniyor 

Kürtler ise verilen sözlere değil kendi güçlerine güvenmek istiyor. Yaptıkları birliklerin, ittifakların anlamı buna işaret ediyor. Onlarca yıldır despotik İran Rejimine karşı direnişçi bir savaş yürüttüler. Yeni dönemde savaşın güç dengelerinde oluşan fırsatları da değerlendirerek kendilerinin, halk güçlerinin özgürlük savaşçıları olmakla kurtuluşa erebileceklerine inanıyorlar; emperyalist ülkelerinin hileli politikalarına yaslanmaya değil. Taktik günlük çıkarlara değil; stratejik tarihsel kurtuluşa bel bağlıyorlar.