Ulusal futbol takımı yaklaşık çeyrek asır sonra katıldığı Dünya Kupası macerasından gruptan çıkamayarak elendi. Dünyanın en iyi 48 ulusal takımının katıldığı turnuvanın grup aşamasından sonra Türkiye ile beraber toplam 16 takım kupaya veda etti. Sportif karşılaşmalarda kazanan ve kaybedenler olduğu için bu gayet normal bir durum. Fakat milli takımın turnuva hikâyesi futboldan öte anlamlar taşıdığı için üzerine konuşmayı zorunlu kılıyor.
Turnuva öncesine AKP ve MHP’nin hazırladığı şarkılı videolar damgasını vurdu. Ülke tarihinde ilk defa bir spor federasyonu, siyasi partilerin hazırladığı propaganda videolarını kendi resmi kanallarında yayınlamış oldu. Bu önemli bir ayrım noktası oluşturuyordu. 1992 yılında özerk bir statüye kavuşan futbol federasyonu her ne kadar o günden sonra fiilen siyasete alet olmuş olsa da artık resmi bir biçimde iktidar partilerinin oyuncağı olmuştur.
Sarayın Çocukları
Bir zamandır pazarlama stratejilerinin sonucu olarak ulusal takımlara isim takarak bir marka yaratma süreci işletilmektedir. Erkek basketbol takımına “12 Dev Adam”, kadın basketbol takımına “Potanın Perileri”, kadın voleybol takımına “Filenin Sultanları”, erkek voleybol takımına “Filenin Efeleri” daha önceden üretilmiş isimlerdi. Erkek futbol takımı için üretilen isim ise “Bizim Çocuklar” oldu. Sözde ülkede yaşayan herkes tarafından benimsenen ve herkesi kapsayan bu isim, altında yatan gerçekleriyle bambaşka bir duruma işaret ediyor.
Futbolda kazanılan her başarı sarayın gölgesinde kutlanır olmuştur. Saray futbolcuları çağdaş gladyatörler olarak yakınında tutar, onlar da bunu karşılıksız bırakmaz. Takım kaptanı Hakan Çalhanoğlu’nu sürekli Erdoğan ile telefonda konuşurken görürüz ya da Suudi Arabistan’da top koşturan Melih Demiral’ın hafızalardaki görüntüsü faşist bozkurt işareti yaptığı andır. Sahada oynanan oyun uzun zamandır siyasal iktidarın meşruiyet alanını genişletmek üzere kurgulanmış bir halkla ilişkiler çalışmasıdır.
İşte “Bizim Çocuklar” sarayın bahçesinde top oynayanlara saray eşrafının verdiği isimdir. Yayınlanan propaganda videoları bu durumu tescillemiş, söz konusu takımın herkesi kapsamadığı ve dolayısıyla “kimin bu çocuklar” sorusuna verilecek cevabı da “bizim değil, sarayın çocukları” olarak kesinleştirmiştir. (12 Eylül dönemini yaşayanlar “Bizim Çocuklar” nitelemesinin anlattığı hikâyeyi çok iyi bilirler. CIA’nin darbenin haberini “our boys did it” yani “bizim çocuklar yaptı” şeklinde ABD’ye iletildiği rivayet edilir.)
NATO’ya Mesaj
Dünya Kupası turnuva boyunca dramatik hikayelerle ulus kimliğini futbol üzerinden güçlendiren bir organizasyondur. Güçlü takımların başarılarının devamı, zayıfların gerçekleştirdiği sürprizler, bir futbolcunun yıldızlaşması vb. hep ulusal kimliği işaret eder. Turnuva boyunca forma bayraklaşır ve bütün ulus takım etrafında birleşir. O yüzden böylesi turnuvalarda ulusal takım ulusal kimliğe eşitlenir.
AKP’nin yayınladığı videoda ise milli takımın etrafında birleşilen bir özneden silahlı propagandayı destekleyen bir nesneye dönüşümünü izliyoruz. Ulus silah etrafında bir birleşmeye çağrılır. İHA’ların, SİHA’ların, tankların, savaş gemilerinin arasında göbek atan futbolcular ve askeri bir düzende sıralanmış TOGG konvoyu izleyenlere gidilen yerin bir dünya savaşı olduğu izlenimini bırakır.
Keza Haziran ayı başında yapılan anlaşmayla ASELSAN’ın milli takımın ana sponsoru olması AKP’nin propaganda videosunda ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda silah sanayinin Türkiye kapitalizmindeki yükselen yerini temsil etmektedir. Dünyada nadir görülen bir sponsorluk örneğidir bu.
Diğer yandan AKP’nin videolu propagandayı Türkiye’de gerçekleşecek zirve dolayısıyla NATO’ya karşı yaptığını da söyleyebiliriz. ABD merkezli turnuva saraya milli takım üzerinden silah sanayisinin ürünlerini sergileme fırsatı doğurdu. Bu video ekseninde, AKP’ye göre Dünya Kupası’ndan en büyük beklentimiz, NATO yeniden şekillenirken Türkiye’nin talip olduğu pozisyonu milli takımın rol aldığı bir propaganda filmiyle cümle aleme göstermekti.
Ceza Sahası Çok Karışık
Muhtemelen kupada elde edilecek olası bir başarı bu propagandayı güçlendirmek üzere kurgularla zenginleştirilmiştir. Kim bilir milli takım böylesi bir hezimete uğramasa belki de ülkeye Trump’ın müjdesi olan ABD motorlu KAAN uçaklarına binerek dönmeyi bile planlamış olabilirler. Hezimet sonrası tartışmaların bir iç hesaplaşmaya bürünmesi de bu tabloda daha bir yerli yerine oturuyor. Başarısızlık yukarıdan aşağı her alanda devam eden güç savaşlarını TFF bünyesinde de şiddetlendiriyor.
İsmi sürekli mafya bağlantıları ile anılan federasyon başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu geçmişten beri bu yakıştırmaya neden olan çok sayıda davranışın altına imza atmıştı. Özellikle “Sarallar” olarak bilinen çevre ile yakın ilişkiler içinde olduğu kendisinin de ifadelerine yansımıştı. Erdoğan döneminde aldığı kamu ihaleleri ile zenginleşen Hacıosmanoğlu’nun TFF başkanı olması da çokça tartışılmıştı.
Dünya Kupası’nda yaşanan hayal kırıklığı sonrası yapılan eleştirilere karşı Adalet Bakanı Akın Gürlek’i görev başına çağırması kendi yükseliş hikayesi kadar Yeni Türkiye’nin politik ortamı ile uyumlu bir harekettir. Çağrılan görev elbette güç savaşında iktidar olma avantajını kullanarak rakipleri alaşağı etmektir. Mehmet Ağar destekli Fatih Terim ile Sarallar destekli Hacıosmanoğlu kavgası ülke futbolunun çıkmazını göstermesi açısından oldukça önemlidir. Çetelerin mutlak egemenliği altında süren otorite mücadelesi futbolu karanlık bir geleceğe mahkum ediyor.
Bir tarafta fon yolsuzluğu ortaya çıkınca Yunanistan’da takım çalıştırmaya giden Fatih Terim, diğer yanda AKP zengini ve milli takım üzerinden SİT alanına yaptığı inşaatları legalize etmeye çalışan İbrahim Hacıosmanoğlu. Şike ve bahis olaylarının içinde olduğu ortaya çıkmış bir isim olan Merkez Hakem Komitesi Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun varlığı ve Dünya Kupası sebebiyle ertelendiği söylenen bahis operasyonları suçun değil farklı güç odaklarının tasfiye edilme amacı taşıdığını göstermişti.
Tüm bu ilişkiler bütünü saray rejiminin yürüttüğü faşist inşa sürecinin harcı olan bulamacı oluşturuyor. Futbol toplumsal çürümeyi hızlandıran bir araç haline geliyor. Dünya gençliği futbolda ilerlemek için Haaland’ın atletik bitiriciliğini, Harry Kane’in usta işi vuruşlarını ve futbolun doğal güzelliği olan kolektif yapıyı zenginleştiren sistemleri örnek alırken ülkemizde gençler futbolda yükselmek için çete dolayımlı iktidar bağlantısı peşinde koşarak kondisyonlarını yükseltiyor.
24 yıl sonra gidilen Dünya Kupası futboldan başka şeyleri konuştuğumuz bir organizasyon oldu. Türkiye’de futbolun ceza sahası oldukça karışık!


