Tür

Körfez Yöneticileri, Arapların Düşmanlarının İsrail Değil, İran Olduğuna İnanmalarını İstiyor- Joseph Massad

İsrail değil, İran, Arapların baş düşmanı olarak yeniden tanımlanmaya başlandı. Arap dünyasındaki ekümenik yaşamı yok etmek ve İsrail hegemonyasını ilerletmek için Lübnan, Irak ve Suriye’de savaşlar başlatıldı. 2000 yılında Lübnan’dan atılan İsrail, 2006 yılında Hizbullah’ı yok etmek için burayı yeniden…

Topal Osman’ların Gemisi

19 Mayıs törenlerinde Samsun’da, AKP genel başkanı öncülüğünde, iktidar ve genel başkanının ihtiyaçları doğrultusunda devletlû bir müsamere sergilendi. Saray rejiminin, 31 Mart seçimlerinin bir vites daha hızlandırdığı, bir nebze daha suyu yüzüne çıkardığı, daha gözle görünür kıldığı çözülüşüne çareler aramakla…

Gezinin Altıncı Yıldönümünde, Herkese Merhaba!

Başka bir dünyanın mümkün olduğuna dair inanç, bir dizi kriz tarafından aşındırılmaya çalışılıyor.  İçinde bulunduğumuz dünya, sanki hep böyle devam edecekmiş gibi, kapalı ve tamamlanmış bir “şey”miş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Alternatif, eşitlikçi, adil, dayanışmacı, doğa ile barışık toplum tahayyülleri uzun…

Kavşaktaki Ayrışmalar

Üst üste binen ve hepsi birbirinden ağır kriz dinamikleri tarafından sıkıştırılan ülkemizde, bitmek bilmeyen seçimlerden yeni birisine gidiyoruz. Evet, krizler çok güçlü nesnelliklerden çıkıp geliyor. Ama, Erdoğan önderliğindeki iktidar alanı, krizlerin doğumunda ve kalıcılaşıp güçlenmesinde özel katkı yapıyor. Onlar, doymak…

“Gezi Birçok Irmak Tarafından Beslenen Bir Denizdi”

Gezi İsyanının altıncı yıldönümünde, ayaklanmanın dünden bugüne seyrini Taksim Dayanışması ve İstanbul Kent Savunması üyesi Deniz Özgür ile konuştuk. El Yazmaları: 6. Yıldönümünde bugün Gezi isyanına baktığımızda ne görüyoruz? O geçmişte kalan güzel romantik bir an mıydı? Yoksa şimdi ve…

Bu Demir Soğur mu?

En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim.  Saray rejiminin miadı dolmuştur. Bunu en net, en iyi, artık tedirginlik içerisinde hiddetlenen, böylece daha da saldırganlaşan, üst üste hatalar yapan, en yakındakilerine, hatta damadına dahi, derin bir güvensizlik duyan, her geçen gün hem…

Feminizm Yüzünü Sınıfa Dönüyor

2016’dan bu yana Arjantin’den İspanya’ya, Almanya’dan İsviçre’ye, İran’dan Türkiye’ye, Güney Kore’ye, Şili’ye ve esasen dünyanın dört bir yanına yayılan kadın direnişleri bu yıl da kendini devam ettiriyor. İspanya, Almanya ve Arjantin’de 8 Mart’ta eş zamanlı Kadın Grevlerinin örgütlenmesi, İsviçre’de geçen…

Kitle İletişiminde Pornografi

“90’lı yıllarda reality show programlarında izlediğimiz cinayet, tecavüz, şiddet vs. görüntüleri pornografinin en bariz örnekleriydi. 2000’li yılların başında televizyon başında yine Irak’ın bombalanışını seyrettik. Bu da pornografik görüntüydü oysa. Tüm bunları seyrederken bilinçaltımızın o görüntülerden aldığı hazzın farkında değildik.” 20.…

Aykırı Bir Grafik Tasarım Kolektifi: Wild Plakken

Wild Plakken, 1977’de Amsterdam’da Gerrit Rietval Akademisi öğrecileri Lies Ros, Rob Schröder ve Frank Beekers tarafından kurulmuş bir grafik tasarım kolektifi. “Wild Plakken”in Flemenkçe’den doğrudan çevirisi için “çılgın yapıştırma”(wild pasting) tercih edilebilir; aynı zamanda “izinsiz afişleme”(unauthorized bill-posting) gibi çevirileri de…

Yaşasın Kadın Komitesi – Cinzia Arruzza/Paula Varela

MadyGraf, Buenos Aires’te işgal edilmiş ve özyönetimli bir matbaa fabrikasıdır. Fabrika eskiden Şikago merkezli ABD’li şirket RR Donnelley’in mülküydü. İşçiler ve aileleri 2014 yılında ¬fabrikayı işgal ettiklerinde— 400 kişilik fabrika çalışanından 123’ünün işten atıldığı açıklandıktan sonra — yönetim işçilerin direnişine…

Kendini Yenmek En Büyük Zaferdir*

Savaş ateşinin yanmaya devam ettiği Ortadoğu coğrafyasında, ateşi harlamak için “aktörlerin” hamleleri sıklaşıyor. Başta ABD ve İsrail olmak üzere küresel ve bölgesel güçler pozisyonlarını korumakla birlikte yeni mevziler kazanmak için “temaslarda” bulunmaktalar. Fakat diğer yandan da Sudan’dan Cezayir’e coğrafyanın dört…

Hürlüğe Övgü*

Yaklaşık 40 yıldan sonra bir Rus uçağının İsrail’in “etkisiyle” düşürülmesi, Suriye’deki cihatçıların son sığınakları İdlip’te bir süre daha “kalmaları” ve on yıllar sonra İran ordusuna kendi toprağı Ahvaz’da saldırılması Ortadoğu’da bir dönemin final bölümü olacak olan “yeni” döneme başladığımızı gösteriyor.…

Kavşaktaki ayrışmalar

Üst üste binen ve hepsi birbirinden ağır kriz dinamikleri tarafından sıkıştırılan ülkemizde, bitmek bilmeyen seçimlerden yeni birisine gidiyoruz. Evet, krizler çok güçlü nesnelliklerden çıkıp geliyor. Ama, Erdoğan önderliğindeki iktidar alanı, krizlerin doğumunda ve kalıcılaşıp güçlenmesinde özel katkı yapıyor. Onlar, doymak bilmez iktidar-zenginlik hırsları ve kapasite yetmezlikleriyle krizleri adeta kışkırtıyor. İşte, şimdi de, kaybettikleri seçimi arsızca yok sayıp yenisini dayatarak yarattıkları “seçim ekonomisi” ve sermaye piyasalarında yaptıkları “keyfi-güvenilmez-sonuç alamayacak” hamlelerle ekonomik krizin derinleşmesine yol veriyorlar. Yanlış hesapları yüzünden İdlip’te batağa saplandılar, ABD ve Rusya arasında sözümona “kurnazca” denge kurmak isterken şimdi “güçlerini aşan” hamlelerinin başarısız sonuçlarıyla yüzleşiyorlar. Kendi masalarını kuran ABD ve Rusya’nın bölgeyle ilgili hesaplar yaparken Türkiye’ye haber bile vermedikleri ve emrivaki dayatma yapacakları anlaşılıyor. Sermayenin acil ihtiyacı olan bölgesel hegemonya hedefi şimdilik Kaf Dağı’nın ardına kaçıp gitti! Ayrıca, iktidarın keyfi dayatmalarıyla gelinen noktada, hukukun hükmünün kalmadığı, çıplak güç ilişkilerinin her durumu belirlemeye başladığı, neredeyse bütün toplumsal süreçlerde güvence alanları daralırken riskin belirleyici hale geldiği bir ortamın içindeyiz. Bağlı olarak, sistemin diğer bir acil ihtiyacı olan yabancı sermayenin “gelmek” bir yana kontrollü bir “çıkış” içinde olduğu görülüyor. Meclis tümüyle devre dışında, orada artık sadece yüzsüzce ve anlamsız oyunlar sahneleniyor. Her sabah zat-ı şahanelerinin yeni bir “yasa” ilanıyla karşılaşıyor, yeni bir kurumun atandığını öğreniyor, parmağının bütün medya üzerinden gözümüze sokulmasına maruz kalıyoruz! Dip dalgaları zorluyor Yine de, krizlerin devletin yapısı ve sermaye sistemiyle ilgili derin kökleri olduğunu da biliyoruz. Biz hep seçimleri konuşsak da, aslında seçimleri ve iktidar güçlerini de kapsayıp ülkeyi belirleyen derin dip dalgaları sıkça yüzeye vuruyor, alışık olmadığımız hatta bilmediğimiz ortamlara girip çıkıyor, hızla yenilerine sürükleniyoruz. İşte, 3. Selim ve 2. Mahmut’la başlayan, arada üç Paşa’ya uğradıktan sonra Resneli Niyazi İle dağa çıkıp Enver Paşa ile Sarıkamış’ta donup kalan ve nihayet M.Kemal’in üstün politik zekasıyla bir dengeye kavuşturup devletleştirdiği coğrafyamızdaki “modernleşme” serüveni, şimdi ve burada ağır bir “beka” […]

Öncü bir kadın portresi: Rosa Luxemburg

Rosa Luxemburg, “Sizin düzeniniz kumdan zemin üzerine kurulu. Devrim daha yarın “gümbürtüyle ayağa kalkacak yeniden” ve yüreklerinize korku salan borazanlarla ilan edecek: Vardım, varım, var olacağım!” diye haykırmıştı geleceğe miras bıraktığı basılı son sözlerinde… Bugün onlarca yıl sonra bile bu…