Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerinden 70’i aşkın mevsimlik Kürt işçi ve ailesi, fındık toplamak üzere Zonguldak’a gitmişti. Alaplı ilçesine bağlı Bektaşlı köyüne yerleşen ve aralarında çocukların da olduğu bu aileler, yerel bir grubun hedefi oldu. İşçiler ve aileleri, kaldıkları alanda sistemli olarak fiziksel ve sözlü saldırıya maruz kaldı. Gün boyu tarlada çalışan işçilerin akşam saatlerinde barındıkları alana dönmesiyle şiddet olayları daha da tırmandı. Yaşananlar üzerine can güvenliklerinden endişe eden aileler, durumu yetkililere bildirdi.
DEM Parti Şırnak milletvekillerinin Zonguldak Valiliği ve Alaplı Kaymakamlığı nezdinde yürüttüğü girişimlerin ardından bölgeye sevk edilen Jandarma birlikleri güvenlik önlemleri alırken, Adalet Bakanı Akın Gürlek yaptığı açıklamada Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olaya ilişkin adli soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Saldırılar Düzce’ye Sıçradı
Zonguldak’ta patlak veren gerilimin yankıları sürerken, benzer bir ayrımcı baskı haberi de Düzce’nin Cumayeri ve Gümüşova ilçelerinden geldi. Mardin’den bölgeye fındık hasadı için giden Kürt tarım işçileri, akşam saatlerinde kaldıkları evin bahçesinde oturdukları sırada ırkçı bir grubun hedefi haline geldi. Bıçak çekerek işçileri tehdit eden ve küfürler yağdıran grubun “Sizi burada istemiyoruz, derhal burayı terk edin” şeklindeki baskılarına maruz kalan işçiler, yaşanan dehşet anlarını kayda alarak Mezopotamya Ajansı (MA) aracılığıyla kamuoyuna aktardı.
İhbar üzerine olay yerine gelen emniyet güçlerinin bir şüpheliyi gözaltına aldığı bildirilirken, her gece yeni bir saldırı korkusuyla baş başa kalan işçiler çalışma alanlarını terk etmeyi değerlendirdiklerini ifade etti.
“Münferit Olay” Söylemine Tepki ve Ortak Yaşam Çağrısı
Yaşanan şiddet sarmalına ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Genel Merkezi, mevsimlik işçilere ve çocuklara yönelik bu eylemlerin basit birer “münferit olay” veya husumet olarak geçiştirilemeyeceğini vurguladı. Toplumsal hassasiyetlerin yüksek olduğu bu zamanda halkları karşı karşıya getirmeyi amaçlayan provokatif odaklara imkân tanınmaması gerektiği belirtilen açıklamada, “Kürt yurttaşlarımızın kendi topraklarında hedef gösterilmesine, yaşam ve çalışma haklarının gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz” ifadelerine yer verildi. Parti yetkilileri idari ve adli makamları olayın azmettiricilerini ortaya çıkarmaya çağırırken, sivil toplum ve emek örgütleri de nefret söylemlerine karşı ortak yaşam iradesinin kararlılıkla büyütülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Emeğin Sömürüsü, Irkçılık ve Barış Umutları
Zonguldak ve Düzce’de ardı ardına patlak veren bu saldırılar, mevsimlik tarım işçilerinin karşı karşıya kaldığı sorunun yalnızca bir “asayiş” ya da “yerel husumet” meselesi olmadığını; her ihtiyaç duyulduğunda devreye sokulan ırkçı politikalarla doğrudan bağlantılı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Devlet ile PKK lideri Abdullah Öcalan arasında müzakerelerin yürütüldüğü ve yasal düzenlemelerin yapıldığı bir dönemde, en ağır koşullarda çocuklarıyla birlikte alın teri döken Kürt işçilerin kimliklerinden ötürü hedef alınması ve “burada istenmiyorsunuz” tehdidiyle karşılaşması sistematik ve planlı bir provokasyona işaret ediyor. Gelişmeler, çokça dillendirilen barışın yalnızca siyasi müzakerelerden ibaret olamayacağını gösteriyor.
Hakiki bir toplumsal barış için; fındık tarlasında, fabrikada ve sokakta işçinin can güvenliğinin, eşit yurttaşlık hakkının ve emeğin haklarının da güvence altına alınması gerekiyor. Irkçı şiddeti “münferit olaylar” parantezine alarak hesap vermekten kaçmak yerine, bu saldırıların arkasındaki nefret iklimini dağıtacak kararlı bir hukuki ve politik irade sergilenmedikçe, ortak yaşam zemini ağır yaralar almaya devam edecektir. Dayanışma ve kardeşlik için, herkesin emeğine ve onuruna saygı gösterilmelidir.


