Avrupa Birliği’nin Dışsallaştırma Politikaları Işığında Geri Gönderme Tüzüğü’nün Birinci Ayı

12 Haziran 2026’da AB’nin yeni göç ve iltica paktı tamamen yürürlüğe girmişti. Pakt Avrupa Birliği’nin göç yönetimini ve iltica sistemini ortaklaştırırken sınır kontrolü ve prosedürlerinin sıkılaşmasını ve güvenlikleştirilmesini hedefleyen reformlar içeriyordu. Paktın yürürlüğe girmesi ile düzensiz yolla ülkeye giren göçmenler için uzatılmış güvenlik kontrolleri, biyometrik verilerin toplanması ile göçmenlerin sınıflandırılması üzerinden tâbi tutulacağı prosedürlerin belirlenmesi, özellikle güvenlik riski oluşturduğu düşünülen sığınmacıların ret süreçlerinin hızlandırılması, kurulacak dayanışma mekanizması üzerinden sığınmacıların ilk ayak bastığı ve işlemlerin gerçekleştirileceği ülkelere sığınmacı başına para yardımı veya diğer AB ülkelerinin de belli sayıda sığınmacı kabul etme zorunluluğu gibi reformlar da kabul edilmiş oldu.

Üçüncü Ülkelerde Kamplar

Her ne kadar AB için tarihi bir gelişme ve an olarak sunulsa da, pakt pratikte halihazırda problemli olan pratiklerin güçlendirilmesinden başka bir anlam taşımıyor.1 Paktın amacı nasıl göçü “düzenli” ve daha iyi yönetilebilir hale getirmek değilse, öngörülebilir sonuçları göçmenlerin daha ölümcül sınır politikalarına ve tekrarlanan insan hakları ihlallerine maruz kalmalarından başka bir şey olmayacaktır.

Paktın yürürlüğe girmesinden 5 gün sonra, 17 Haziran’da ise Avrupa Parlamentosu (AP) muhafazakârların ve aşırı sağın oylarıyla AB sınırları içerisindeki “yasadışı” ikamet eden2 göçmenlerin geri gönderilmesini hızlandıracak politikayı da onayladı. “Geri Gönderme Yönetmeliği/Tüzüğü” kapsamında uygulanacak birçok problemli ve insandışılaştırıcı pratik arasında genç çocuklardan biyometrik veri toplanması, uzatılmış tutuklama ile gözaltı ve sığınmacıların hiçbir bağlantısının olmadığı üçüncü ülkelerde kamplara gönderilmesi bulunuyor.3

Üçüncü ülkelerde kamp uygulaması AB’nin göçü ve göç yönetimini “dışsallaştırma” (externalization) ya da “uzaktan kontrol” (remote control) politikalarının bir parçası olarak da düşünülebilir. Dışsallaştırma politikaları, AB’nin göç “problemini” kendi sınırlarını esneterek, sığınmacılar “Avrupa Kalesi”nin sınırlarına ulaşamadan, göçün kaynağı olan veya transit ülkelerde çözmeyi amaçlar.

Yeni yasa ile beraber iki taraf arasında anlaşmalar yapılması halinde AB ülkelerine Birlik dışındaki ülkelerde sınır dışı merkezleri kurma imkânı tanınacaktır. Bu dışsallaştırma politikaları kurulacak merkezlerde süreçlerin şeffaflığına dair büyük şüpheler yaratırken, buralarda işlenecek insan hakları ihlalleri durumunda da AB’nin sorumluluktan daha kolay sıyrılmasına olanak tanıyacaktır. Halihazırda Avrupa sınırlarına ulaşmaya çalışan sığınmacılar bu üçüncü ülkelerde yakalanıp tutulurken yeni düzenlemelerle ne kendi ülkeleri ne de herhangi bir bağlantıları olan ve insan hakları ihlallerinin yoğun olduğu bu üçüncü ülkelere “sınır dışı merkezleri”ne de gönderilebilecekler.

Geri Gönderme Tüzüğü

Paktın yürürlüğe girmesinden ve yeni “geri gönderme tüzüğü”nün kabulünden 1 ay sonra, 17 Temmuz 2026 tarihinde 31 sivil toplum kuruluşu AB kurumlarına ve üye devletlere Libya ile göç yönetimi alanındaki iş birliğini acil sonlandırma çağrısında bulundu.4 AB operasyonel işbirliği, mali destek ve özellikle 2017’den beri Libya Sahil Güvenliği’ne finansal ve teknik destek vermesiyle Libya üzerinden de sınırlarını ve göç yönetimini dışsallaştırırken, ülkede göçmenlere karşı işlenen hak ihlallerinin ve süreklileşmiş istismarın da ortağı olarak STK’lar tarafından sorumluluk almaya davet ediliyor.

Güney ve batı Libya’da halihazırda siyasi otoritelerin aylardır sürdürdüğü göçmen karşıtı retoriğin ardından 4 Temmuz 2026’da ülkede göçmen karşıtı protestolar başlamıştı.5 İki bölgedeki siyasi otoritelerin cevabı ise benzer şekilde göçmenlerin toplu tutuklanması ve geri gönderme merkezlerine alınması olmuştu. Birleşmiş Milletler’in Şubat 2026 tarihli raporuna göre ise protestolardan da önce Libya’daki otoriteler göçmenleri keyfi şekilde tutuklayıp yargı sürecini es geçerek silah zoruyla diyebileceğimiz şartlar altında kamplara gönderiyordu. 6

Dünyanın her yerinde emperyalist savaşlar yüzünden yerinden edilmiş sığınmacılara, daha iyi yaşam ve çalışma koşulları için bin bir zorluğu göze almış göçmenlere karşı nefret söylemleri ve göç karşıtı protestolar artarken, son yasa ve tüzüğün de yürürlüğe girmesiyle AB insan haklarının sözde temsilcisi olarak imajını korurken arka bahçelerinde kendi fonları ile kurulan işkence merkezlerini artarak destekleyebilecektir.


  1. https://left.eu/pact-on-migration-and-asylum-the-implementation-of-shame/ ↩︎
  2. https://www.europarl.europa.eu/news/en/press-room/20260611IPR45214/new-eu-system-for-return-of-illegally-staying-third-country-nationals ↩︎
  3. https://breakthroughnews.org/2026/07/09/eus-new-migration-framework-foreshadows-dehumanization-and-human-rights-violation/ ↩︎
  4. https://www.amnesty.eu/news/eu-migration-cooperation-with-libya/ ↩︎
  5. https://www.hrw.org/news/2026/07/02/libya-anti-migrant-rhetoric-fuels-abuses ↩︎
  6. https://www.ohchr.org/sites/default/files/documents/press/2026-non-un/unsmil-ohchr-business-usual-en.pdf ↩︎