Ahlak Bekçisi Yöneticiler, Kız Yurtlarını Tacizcilerlerden Korumuyor!

Geçtiğimiz Eylül ayında İstanbul’daki Cevizlibağ Atatürk Kız KYK Yurdu’nda yurda giren erkeklerin kadın öğrencilerin özel eşyalarını karıştırması, oda duvarlarına sözlü taciz içerikli yazılar yazması gibi bir skandal yaşanmıştı. 

Yurtların güvenliğine dair herkesi soru işaretleriyle baş başa bırakan bir diğer olay geçtiğimiz hafta İzmir Çiğli Kız KYK Yurdu’nda yaşandı. 29 Mart günü İzmir Çiğli Kız KYK Yurdu’nda binaya giren bir erkek, kadın öğrencileri taciz ederken yakalandı. Yurt müdürü, yaşanan olaya tepki gösteren ve olayı sosyal medyada gündeme getiren kadın öğrencileri “Yangın kapısını siz açık bırakmışsınızdır.” diyerek sorumluluğu üzerinden atmaya çalışıp öğrencileri suçladı. Kamuoyunda olayın üstüne gidilmesi ardından GSB’nin yurt müdürünü görevden aldığı açıklandı.

8 Nisan’da da İTÜ’nün Ayazağa Kampüsü içerisinde yer alan Ali İhsan Kız Öğrenci Yurdu’na  giren bir erkek, öğrencilerin iddiasına göre çıplak bir halde çamaşırhanede yakalandı. Öğrencilerin iddiasına göre sabah saatlerinde yurt içerisinde görünen failin yurt birimlerine bildirilmesine rağmen hiçbir işlem uygulanmadı ve rektörlük yaptığı açıklamada olayın detaylarına dair hiçbir bilgi vermedi. Olayın ardından yurda gelen kayyım rektör Hasan Mandal ise kadın öğrencilerin güvenlik zafiyetine dair söylediklerine, şikayetlerine verdiği “Haklısınız, bir daha yaşanmayacak.” cevapla güvenlik zafiyetini kabul etti. 

Dün ise İstanbul’daki Cevizlibağ Atatürk Kız KYK Yurdu’na bir erkeğin dışarıdan giriş yaptığı ve polis çağrılmadan güvenliklerin faili uzaklaştırdığı haberi geldi. Güvenliklerin faili yurttan uzaklaştırmasının ardından failin yurt yakınlarında bulunmaya devam ettiği öğrenciler tarafından tespit edilmiş.

İki hafta içerisinde yaşanan yalnız bu örneklerde de görüldüğü üzere GSB veya üniversitelerin güvenlik kamera sayılarını arttırmak, öğrencilerin yurda giriş çıkış saatlerine denetlemek, yurt izinlerini kısıtlamak üzerine kurulu sözde güvenlik önlemleri kadınların güvenliği için çözüm gücü oluşturmuyor. Güvenliğin arttırılması için getirilen bu uygulamaların çapının son dönemde genişlemesine rağmen yurtlar beklenildiği gibi güvenli değil. Tam tersine yurtlardan güvenlik zafiyetine dair şikayetler gelmeye devam ediyor. 

Tam bu noktada, özellikle kadın öğrenciler için kampüslerdeki ve yurtlardaki yaratılması gerekilen güvenli ortamın yönetimlerin kadın yurtlarında sıkıyönetim uygulamalarıyla, sayıları arttırılan güvenlik kameralarıyla oluşturulamayacağı aşikâr. Dönem içerisinde bazı şehirlerdeki kız KYK yurtlarının whatsapp duyuru gruplarında GSB[1]’den gelen resmi yazı ile yurda geç girildiğinde durumlarda yurt yönetimi tarafından velilere bilgilendirme mesajları gönderileceği duyurulmaya başlanmıştı.Sorunun kaynağına değil, muhattabına getirilen uygulamalar olayların tekrarlanmasının önüne geçmiyor. Bu uygulamalar, kısıtlamalar; ülkede kadınlara yönelik artan baskıcı uygulamaların bir sonucu olarak kadınların hayatını denetlemek, yurt yönetimlerini ahlak bekçiliğine soyundurmak anlamı taşıyor.

Güvenli yurt ve kampüs meselesini üniversitelerdeki tacizlere, erkek şiddetine karşı oluşturulacak var olacak yapılar ışığında tartışmak gerekiyor. Bu yüzden üniversitenin tüm bileşenleriyle toplumsal cinsiyet, şiddet biçimleri, taciz gibi konularda bilinçlendirme çalışmaları yapan,  aynı zamanda faillere yaptırım uygulayan ve daha da önemlisi şiddet oluşmadan önce önlem alan mekanizmaları oluşturmakla sorumlu CİTÖK gibi yapıların etkin bir şekilde çalışması bu tartışmaların bel kemiğini oluşturuyor. 

Kadınların güvenliği için yönetimlerin günü kurtardığı basit uygulamalar değil, etki gücü yüksek ve dönüştürücü uygulamalar günümüzün acil ihtiyacı ve talebi. 


[1] Gençlik ve Spor Bakanlığı