Bütçede Faize Para Var, Emekliye Yok 

Türkiye’nin merkezi yönetim bütçe gelirleri şubatta 1 trilyon 353 milyar 593 milyon TL, giderleri 1 trilyon 329 milyar 226 milyon TL olarak açıklandı. Bütçe açığı ise Ocak – Şubat döneminde 190 milyar 177 milyon TL olarak kaydedildi. Fakat bütçenin asıl dikkat çekici kalemi faiz ödemelere ayrılan tutar. 2025 yılının ilk iki ayında bütçeden 302,7 milyar TL faiz ödenmişti. Bu yıl aynı dönemde faiz ödemesi 640,1 milyar TL’ye çıktı. Yani faiz giderleri bir yılda yüzde 111,5 arttı. Dolayısıyla devletin borçlanma maliyetleri yükseldikçe bütçenin giderek daha büyük bir bölümü faiz ödemelerine ayrılıyor. Bu durum kamu harcamalarının önemli kısmının kısılmasına ve sosyal politika yerine borçlanarak bankalara, tefecilere, uluslararası finans sermayesine servet aktarılması anlamına gelir. Yani 2026 bütçesinde toplanan her 5 TL’lik verginin yaklaşık 1 TL’si doğrudan faiz ödemelerine gitmesinin başka bir anlatımıdır. İktidar emeklilerin bayram ikramiyesi artırımı söz konusu olduğunda sık sık “Bütçede kaynak yok” söylemine başvuruyor. Oysa veriler bunun tam olarak böyle olmadığını çok açık biçimde gösteriyor. 

Emekliye Kaynak Neden Yok?  

2026 yılı merkezi yönetim bütçesinde faiz giderleri için ayrılan ödenek 2 trilyon 742 milyar TL seviyesinde. Faizle, Saray’ın emekliye müjdelediği ikramiye tutarına karşılaştırırsak bu rakam, devletin her gün ortalama 7,5 milyar TL faiz ödemesi yapacağı anlamına gelir. Oysaki 2026 yılı için emekli bayram ikramiyesi tutarı 4000 TL olarak dağıtılmaya başlandı. Türkiye’de 17,7 milyon emeklinin bulunduğu kabul ediliyor. Bunu da hesaplarsak yıllık iki bayram (Ramazan ve Kurban) için toplam maliyet 141,6 milyar TL olduğu anlamına gelir. Emeklilere ödenen yıllık toplam bayram ikramiyesi (141,6 milyar TL), bütçedeki yıllık faiz giderinin (2,74 trilyon TL) %5,1’ine denk gelir. Yani belirttiğiniz gibi, ikramiyelerin toplam bütçe yükü, faiz giderlerinin sadece yüzde 5’ine anca denk geliyor. 

“Kaynak Yok” Yalanı ve Gerçekler  

“Kaynak yok” söylemi gerçeği yansıtmıyor. Bu Saray rejiminin, emekçilerin ve emeklilerin taleplerinin önüne set çekmek için öne sürülen bir gerekçeden ibaret. Çünkü söz konusu olan sermayeye, faizcilere ve rant çevrelerine yapılan ödemeler olduğunda ortada hiçbir zaman bir “kaynak sorunu” görülmez. Buna karşın işçilere, emeklilere ya da sabit ücretlilere yönelik en küçük bir iyileştirme gündeme geldiğinde bütçenin sınırlarından söz edilmeye başlanır. Oysa sorun kaynakların yokluğu değil. Sorun, Saray iktidarının kaynakları nasıl ve kimler için kullandığıdır. Mevcut bütçe politikası, emekçi kesimlerin ihtiyaçlarını öncelemek yerine uluslararası finans sermayesini ve rant mekanizmalarını koruyan, önceleyen bir dağılım yaratmakta. Bu nedenle mesele ekonomik olmaktan çok siyasal ve sınıfsal bir tercihtir. Kaldı ki DİSK’in yaptığı araştırmaya göre 2026 yılı için bayram ikramiyelerin en az 17.514 TL seviyesine çıkarılması gerektiğini ifade ederken mevcut bütçe disiplini gerekçesiyle bu artışlar Saray’ın tercihiyle sermayeye aktarıldı.