4 Yıl Bitti, Sıra 14 Yılda: Zamanımız ve Biz Söyleşileri

Dört yıldır, ayda bir periyotla Zamanımız ve Biz başlığıyla söyleşiler gerçekleştirdik. Çok çeşitli konuları ele alarak, konular hakkında derinlemesine emek veren kişileri davet ettik.

2022 yılında başlattığımız söyleşilerde toplam 27 oturum düzenledik. 2022-2024 yılları arasındaki 11 söyleşiden çıkardığımız 9 yazıyı Yürüyen Yazılar adıyla kitaplaştırdık ve tüm yazıları seslendirerek çeşitli medya kanallarında, El Yazmaları hesabından paylaştık.

2022-2024 dönemi oturumlarımızda şu konuları ele aldık:

2024-2026 yıllarında arasında gerçekleştirdiğimiz 15 söyleşinin tamamının yazısını da eylül sonunda Yürüyen Yazılar – 2 kitabında yayınlayacağız.

İlk dönemin birikimiyle sürdürdüğümüz 2024-2026 aralığında ise bu konulara eğildik:

Söyleşileri Neden Yapıyoruz?

Partimizin kurucu öncülerinden Oğuzhan Kayserilioğlu’nun ufuk açıcı metninin başlığı olan Zamanımız ve Biz’den hareketle, “değiştirmek için anlama” çabamıza “Zamanımız ve Biz Söyleşileri” dedik.

Bu söyleşilerin bizim için iki temel işlevi var: Birincisi düşünsel, ikincisi de sosyal işlevi.

Düşünsel işlevi, parti üyelerinin ve dostlarının çeşitli disiplinlerdeki tartışmalardan haberdar olması, toplumsal konulara dair eleştirel bir bakış geliştirmesi ve devrimci pratiklerle köprü kuran teorik zeminlerimizin güçlendirilmesi.

Bir de sosyal işlevi var. Her ne kadar aynı partinin üyesi ya da çevresi olsa da yoğun çalışma yaşamının içerisindeki kişilerin sıklıkla bir araya gelme şansları olmuyor. Oysa ki yoldaşların bir araya gelmesi hem moral olarak hem de örgütsel olarak ciddi bir güç ve mücadele sinerjisi kazandırıyor. Ayda bir yaptığımız bu buluşma, öncesindeki yemek ya da çay muhabbetiyle, sonrasındaki sohbetle beraber düşünüldüğünde bütünlüklü ve nitelikli bir buluşma örneğine dönüşüyor.

Yine bu söyleşilerin işlevlerinden birisi de toplumsal konularla ilgili derinlikli çalışmalar yapan kişilerle, aydınlarla parti ve üyelerimizi buluşturmak. Aydınların, devrimci pratik içindeki insanlarla temas etmesini sağlamak. Tersinden de devrimci pratiği üreten kişilerin, çeşitli konularda derinleşmek için emek harcayan aydınlarla bir araya gelmesini önemsiyoruz.

Söyleşileri Nasıl Yapıyoruz?

Her ayın ikinci perşembesi söyleşi günümüz. Günü, meclis ve komite toplantılarıyla çakışmayacak şekilde belirlemeyi esas aldık. Bu tarihi, parti il meclisi üyeleri önemli bir işleri olmadığı sürece kolayca kapatabiliyor. Tarihi sadece sunumu yapacak kişinin programına göre esnetiyoruz. Bunun dışında tarihin sabit olması, planlamaların ve davetlerin de derli toplu yapılmasını sağlıyor.

Söyleşileri organize eden parti il örgütüne bağlı bir yayın birimimiz var. Bütün yıl boyunca yapabileceğimiz söyleşileri, yılın en başında (eylül ayında) bu ekiple beraber belirliyoruz. Bu belirleme esnasında parti üyelerinden, parti dostlarından ve daha önce söyleşilerde konuşmacı olanlardan etkin bir şekilde fikir alıyoruz. Aslında toplumsal mücadelemizin sıcak ve üretken konularını bulmaya çalışıyoruz.

Tabii bulduğumuz her konuda derinlikli eleştirel birikimi olan birini bulmak, hele de İzmir’de bulmak her zaman mümkün olmayabiliyor. Bu durumlarda başka konuları incelediğimiz ya da o konu için bizlerden bir arkadaşın hazırlık yapıp sunum yaptığı biçimler deniyoruz.

Söyleşide konuşma yapacak kişiden öncelikli olarak bir çerçeve metin istiyoruz. Bu çerçeve metin birkaç paragraftan oluşan ve sunuma dair genel çerçeveyi katılımcılara önden iletebileceğimiz bir metin oluyor. Kimi zaman bu metnin içerisinde ön okuma/izleme/dinleme önerileri de yer alabiliyor. Metni söyleşilere katılacağını beyan eden kişilere yayın birimi olarak iletiyoruz.

Duyuru ve Katılım

Duyurularda izlediğimiz esas çizgi, birebir davetler yapıp, aldığımız cevaplarla kişilerin katılım durumunu listeye işlemek şeklinde ilerliyor. Ortak erişime açık bir listede çalışmak, bu çabayı oldukça derli toplu hâle getiriyor. Mekanımızın kapasitesini aşmayacak sayıda davet yapıyoruz. Önce yayın birimindeki herkes ve sonra da parti il meclisi üyeleri davetler için görev alıyor. Herkesin davet yapması topluluğun söyleşilere dair motivasyonunu da yükseltiyor.

Davetlerde hedeflediğimiz toplulukları ise halkalar şeklinde düşünebiliriz: Birinci halkada parti üyeleri, ikinci halkada üyelerin arkadaşları ya da parti dostları, üçüncü halkada konuşacağımız konunun ilgilileri var. Bu üç halkadaki insanlardan uygun oranlarda davetler yapmaya çalışıyoruz. Önceden hazırladığımız davet görselini ulaştırıyoruz. Davetlilere katılımları konusunda ısrar etmiyor, ciddiyetle ve samimi bir davet şeklini benimsiyoruz. Duyuruları sosyal medyada paylaşmıyor veya mesaj gruplarında açık çağrı/davet yapmıyoruz.

Mekân

Söyleşileri İzmir/Karşıyaka’daki parti il binasında yapıyoruz. Burada en fazla 35 kişiyi alacak genişlikte, klimalı, projeksiyon cihazının ve perdesinin bulunduğu bir salon var. Salonu, masa-sandalye düzenini, ısıyı kontrol ediyor; çayı, kahveyi söyleşiden önce hazır ediyoruz.

Mekânı değiştirme, etkinlikleri daha büyük bir yere taşıma fikirleri de oldu ancak sabit bir mekânda yapmanın hem ayak alışkanlığı oluşturmak için hem de giderek mekânın olanaklarını daha iyi keşfetmek açısından önemli olduğunu düşündük. Yine de katılımın daha fazla olacağını öngördüğümüz etkinlikler için başka salon arayışlarına girebiliyoruz.

Söyleşi

Söyleşilerin girişinde yayın biriminden bir arkadaş Zamanımız ve Biz Söyleşileri’ne dair bir bilgilendirme ile selamlama yapıyor. Ardından söyleşinin moderasyonunu üstlenen arkadaşımız sözü alıyor. Sunumla ilgili genel bir çerçeve çiziyor, konuşmacıyı tanıtıyor ve sözü teslim ediyor.

Her konuşmacı yaklaşık 50 dakikalık sunum yapıyor, ardından verilen 15 dakikalık molada sunumdaki konu informel şekilde (sohbet havasında) devam ediyor. Moladan sonra izleyiciler katkı ve sorularıyla söyleşiye dahil oluyorlar, o bölüm de yaklaşık 50 dakika sürüyor. Moderasyon yapan kişi soru-cevap-katkı bölümünü koordine ediyor. Bu bölümde malum ki ilk başta soru sormak ve katkı yapmakla ilgili bir çekingenlik oluşabiliyor. Burada yayın birimindeki arkadaşlara iş düşüyor. Önceden hazırlanmış sorularla bölümü canlandırarak, katılımcıları soru-cevap-katkı konusunda cesaretlendirmek gerekiyor.

Soru-cevap-katkı bölümü, herkes için yeni pencereler açıyor. Konuşulan konu ile partimizin ve üyelerimizin gündemlerinin kesişimini buralarda yakalıyoruz. Özellikle de tartışmayı kapamayı değil de açmayı hedefleyen soru ve katkılar yapılınca dinleyicilerin yoğunlaşması artıyor, konuşmacının sunum ağacına da bir dal ve yapraklar eklenmiş oluyor. Tabii bazen plansız, niteliği düşük katkı sözleri ya da çok uzun sorular olabiliyor. Moderasyon, kişinin kendini ifade etme cesaretini kırmadan bunları sınırlıyor, tartışmayı canlı kalabileceği noktaya doğru çekiyor.

Söyleşiyi Yazmak

Söyleşiden sonra söyleşide konuşulanlara dair izlenimlerimizi ve çıkarımlarımızı içeren bir yazıyı kolektif şekilde “hazırlıyoruz”. Bu hazırlama sürecine yardımcı olması için söyleşinin ses kaydını -başka bir yerde ve kişilerle paylaşmamak koşuluyla- alıyoruz. Yazıları El Yazmaları‘nda yayınlayarak, tartıştıklarımızı ve biriktirdiklerimizi farklı şehirdeki yoldaşların da gündemine taşıyabiliyoruz.

Bu kolektif yazma meselesi, duyanların ve dahil olmaya çalışanların bile kafasını çok karıştırabiliyor, biraz açalım: Mevcut düzen her şeyi bireysel hâle getirmesiyle ünlü! Toplumsal olanı parçalamaya, kolektif olanı demode hâle getirmeye çalışıyor. Bu durum, kolektif yapılan edimler konusunda deneyim olarak eksik kalmamızla sonuçlanıyor ve kolektif faaliyetler yerine salt bireysel faaliyetlere yönleniyoruz. Yazma meselesini de bu eksende ele almak istedik.

Birlikte yazı yazmanın da çokça örneği var. “Biz de bu söyleşilerin yazısını hep beraber yazmaya kalkışabiliriz.” dedik. Fakat söylendiği kadar kolay olmuyor! Bu konuda epey zorlandığımızı kabul edelim. Hem fikirlerimizi yazıyla ifade etmeyle ilgili kişisel eksikliklerimiz hem de bunu kolektif yapmaya dair yeterince antrenmanlı olmayışımız işimizi zorlaştırdı. Yazıyı birkaç kişi yazmaya kalkınca dil tutarlılığı sorunları ortaya çıktı. Bunları düzeltmek bazen, yazıyı yeniden yazmaktan daha fazla zaman aldı. Fakat sonunda bir yönteme ulaştık: Kolektif yazma herkesin yazdığı değil, herkesin yazı üzerine kafa yorduğu formatın ismi.

Bunu bilince çıkarınca, yazıda ne yazacağımıza dair bir toplantı ile yazıya hazırlanmaya başladık. Yazıdaki ana söylemimiz ne olacak, değinmeden geçmemek gerekenler neler, soru-cevap bölümünden mutlaka yazıya alınması gereken soru işaretleri… Bunları netleştirdikten sonra kaleme alacak kişiyi serbest bırakmak en iyisi. Fakat bu serbestlik yazıyı bitirene kadar! Bu sefer de herkes -kaleme alan kişinin üslup tutarlılığı içerisinde- yazıya dair serbestçe öneriler yapıyor. Bütün bu çekiştirmelerden sonra kolektif yazımız ortaya çıkıyor. Eğer sağı solu çok çektirilmiş, sündürülmüşse -ki olabiliyor- bir son ütücü metne yayın için son şeklini veriyor.

Yazıların tamamına birimdeki herkesin katılımını önemsedik ancak yazıya dahil olması gibi bir zorunluluk belirlemedik. Yoğunluklara göre dahil olmak, yazıyı ve süreci daha verimli bir hâle getirdi.

Söyleşiyi Kitaba Dönüştürmek

El Yazmaları’nda yayınlanan Zamanımız ve Biz Söyleşileri yazılarını iki yılda bir derleyip, tekrar elden geçirerek kitaba dönüştürüyoruz. Böylece konuşulanlar kalıcılaşıyor. Bu kitaplar aynı zamanda TÖP İzmir’in düşünsel gündemlerinin de bir izdüşümü oluyor. Aslında bu kitaplarla partimiz için çeşitli konuları bir araya getiren bir “eleştirel düşünce kitaplığı” oluşturuyoruz.

Kitapları daha tasarım aşamasındayken ön satışa çıkarıp matbaa masraflarını hazır ediyoruz. Ardından da diğer şehirlerdeki/ülkelerdeki arkadaşlara kargoluyor, dijital kopyasını da herkesin erişebileceği şekilde yine El Yazmaları’nda yayınlıyoruz.

Neden Sadece İzmir’de Olsun ki?

Bu söyleşilere dair TÖP İzmir Yayın Birimi olarak epeyce yol katettik. Bu yolda biriktirdiklerimizi bu yazıyla diğer şehirlerdeki/ülkelerdeki yoldaşlarla da paylaşıp farklı şehirlerde de bu söyleşilerin başlatılmasına vesile olmayı amaçlıyoruz. Tartışmak, yeni fikirlerle buluşmak, hem topluluğumuz hem de kişiler açısından dönemin önemli ihtiyaçlarından. Bu tip bir araya gelme biçimleri her şehirde düşünsel ve sosyal karşılığını bulacaktır. Her yerel örgütlenme kendi ihtiyaçları ve yönelimleriyle özgün formlar oluşturacaktır. Şimdiden elinize sağlık, aklınıza bereket!