Tekirdağ’da Doğalgaz Arama Bahanesiyle Ekokırım

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) Tekirdağ’daki saha keşifleri sonucunda bulduğu doğalgaz ile arama izni 2028’e uzatıldı. Toplam 14.537 hektarlık sahada doğalgaz çıkarılacak. TPAO, doğalgaz ticaretiyle bölgenin hidrokarbon potansiyelini ekonomiye kazandırmayı hedefliyor. Maden ve Petrol İşler Genel Müdürlüğü kararı Resmi Gazete’de duyurdu. Uzmanlar ekolojistler doğalgaz aranmasının ve üretiminin bölgedeki ekosisteme büyük zarar vereceği için endişe duyduklarını belirtiyor. 

Doğalgazın Ekolojik Tahribatı 

Doğalgaz da kömür ve petrol gibi bir fosil yakıt, yeraltında bulunan, çıkarılması için ağır kimyasalların toprakla buluştuğu ve çıkarılması uğruna yaşamın yok edildiği enerji kaynaklarından birisi. Madene kıyasla toprak üzerindeki kazı alanı daha dar, ağaç kesimi daha az. Ancak günün sonunda toprağın zehirle doldurulması da bölgenin ekolojik dengesini içten yok ediyor.  

Doğalgazın çıkarılması için yüzey dikey olarak deliniyor. Ardından hidrolik kırma, yatay delme ve asitleştirme yollarıyla daha çok doğalgaz çıkarılması için çabalanıyor. Toprağa karışan zehirli kimyasal oranı bölgedeki yaşamı, toprak verimliliğini yok ediyor. Sondaj kuyularının açılması için kullanılan su miktarı, oradaki su havzasının doğrudan çekilmesine, hatta kurumasına yol açacak. Sondaj kuyuları tarım arazilerine, köylülerin yaşam alanlarına etki edecek. Toprağın kirletilmesinin sonucu olarak zehirli besinler üretilmesine ve tüketilmesine de sebep olacak. 

Resmi Gazete ile duyurulan bu izin TPAO’nun Tekirdağ’da 14.537 hektarlık bir alanı zehirle doldurması anlamına gelecek. Tekirdağ’ın ekolojik yeniden üretimi de bu üretim uğruna engellenecek. Toprağın zehirlenmesi; su havzalarının, ağaçların ve diğer tüm bitkilerin zehirlenmesini, hayvan türlerinin zehirle doldurulmuş bir çevrede yaşamasına sebep olacak.  

Milli Ekonomi Bahanesi ve Sermayeye Akan Paralar  

Tekirdağ’ın 14.537 hektarlık hidrokarbon potansiyeli ve halkın yaşamı zehirlenirken sondaj çalışmasını yapan şirketin sermayesini artacak. Öte yandan ne zaman bir doğalgaz rezervi açığa çıksa enerjide dışa bağımlılığa veda ve milli ekonominin kalkınması söylemleri yeniden gündeme geliyor. “Akdeniz’de, Karadeniz’de doğalgaz rezervleri bulduk, dışa bağımlılık azalacak” cümleleri yeni vaatler olarak duyuruluyor. İktidar cenahından yayılan bu propaganda Karadeniz’in dağları ve ormanlarının, nehirlerinin HES projeleri ve barajlarla delik deşik edilmesinin de meşrulaştırma araçları oluyor. 

Bugün bu toprakların maden şirketlerinin cirit attığı bir yer haline getirilmesinde de “kamu yararı” söylemi önemli bir rol oynuyor. Ancak her gün ağırlaşan ekonomik şartlar altında kalkınma vaatlerinin karşılığı ücretlere de enflasyona da yansımıyor. Yaşam alanlarının ve geçim kaynaklarının yok edilmesinin bedeli halka ödetiliyor. Doğal varlıkların metalaştırılmasının kazancı ise sermayeye transfer ediliyor.