10 Eylül 2025 tarihinde ABD siyasi tarihine bir suikast daha geçti.
Turning Point USA‘nın (TPUSA) kurucusu, MAGA (Make America Great Again) hareketinin seçilmemiş isimlerinden belki de en önde gelen ve gelecekte mutlaka önemli bir pozisyonda olacağından neredeyse herkesin emin olduğu Charlie Kirk.
TPUSA, üniversite ve liselerde şubeler açarak sol, muhalif fikirlere ve ‘woke’ kültüre karşı sağ fikirlerin örgütlendiği bir organizasyon. Charlie Kirk’ün sloganı: Prove me Wrong (Yanıldığımı Kanıtla). Açıklamalarına göre 900 üniversite, 1200 lise şubesi ile 650 binden fazla üyeye sahip. ABD’de de tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi gençlerin önemli bir bölümü muhafazakâr fikirlere mesafeli. Bunun önüne geçmek, sol, sosyalist fikirleri hedef almak, woke kültüre karşı hegemonya geliştirmenin yanı sıra, destekçilerinin kişisel kariyer ve çıkarlarını besleyen TPUSA’nın 500 bine yakın bağışçısı bulunuyor.
Birçok ülkede sağ fikirlerin hızlı yayıldığı, sağ figürlerin birbirinden çok hızlı öğrendiğini biliyoruz. Gençlik arasında düşük olan bu ivmeyi artırmak isteyen egemenler açısından TPUSA örnek bir organizasyon.
Charlie Kirk, sol-sosyalist politikaları hedef alıyor, büyük sendikalara, emeklilik ve sosyal güvenlik politikalarına karşı çıkıyor, özelleştirmeleri ve bireysel çözümleri savunuyordu. Siyahların büyük mücadeleler vererek kazandığı Medeni Haklar Yasası’nın geri çekilmesi gerektiğini, kadınların temel rolünün annelik olduğunu, kürtajın yasaklanması gerektiğini, LGBTİ+ bireylerin toplumu bozduğunu ve normları yıktığını ifade ediyordu. Göçmen karşıtıydı, Müslümanların Avrupa’yı işgal ettiğini, Filistin diye bir yerin ise olmadığını belirtiyordu. Üniversitelerde sol sosyalist görüşte olan akademisyenleri hedef gösteriyordu. Kişilerin kendilerinin ve ailelerinin güvenliğini sağlaması için bireysel silahlanmanın gerekli olduğunu savunuyordu. Ve daha fazlası…
Ama bu yazının amacı Kirk’ün günahlarını sıralamak ya da onun savunduğu fikirlerin kurbanı olduğunu belirtmek değil. Çünkü ABD solunun mevcut gücü ve pratikleri düşünülünce Kirk bu günahlarından dolayı öldürülmedi. ABD’de geçmişte “tek başına hareket eden” kişilerin düzenlediği ancak sonrasında istihbarat örgütlerinin parmağının olduğu anlaşılan siyasi suikastleri düşününce bunun bireysel silahlanma sonucu olduğunu ifade etmek de makul görünmüyor. Öyleyse Kirk daha büyük bir günah işlemiş olmalıydı.
MAGA’nın İsrail sınavı
Kirk tüm yeteneğine rağmen özel biri değildi. ABD politik koşullarının, ABD sağının ihtiyaçları ve parasının işlevsel bir ürünüydü. Bu nedenle iddia edildiğinin aksine mutlaka ve belki de güç ilişkilerinin elverdiği ölçüde daha uygun bir şekilde yeri doldurulacaktır.
Nitekim bu “kanlı mikrofon”un adayları daha ilk günden kendini belli etti.
Suikastı gerçekleştiren 22 yaşında, trans bir partneri olan, herhangi bir sol yapı ile bağı olmayıp “tek başına hareket eden” biri. Ancak tüm geçmiş deneyimlere rağmen aklı başında hemen herkesin aklına gelebileceği gibi ABD sağının suikastı solu hedef almanın bir fırsatı olarak göreceğiydi. Nitekim Trump daha ilk günden Antifa’yı hedef alan bir açıklama yaptı. Geçtiğimiz günlerde ise iç terör örgütü olarak tanımlayan başkanlık kararnamesine imza attı. Suikastın hemen ardından ABD sağının sola karşı kendi “varoluşlarını savunma” haklarına vurgular, “solun bu çılgın eylemlerine karşı” birleşme çağrıları yapıldı. Bu cinayetten memnuniyet duyanların ihbar edilmesi, işlerinden atılması, cezalandırılması gerektiği ifade edildi. TPUSA için örgütlenme ve bağış çağrıları yapıldı. 54 bin yeni şube açılışı için başvuru yapıldığı açıklandı. Milyonlarca dolar bağış yapılacağı taahhüt edildi. Görkemli bir cenaze töreni düzenlendi.
Evet, beklenildiği gibi sol hedef alındı. Buna karşın muhalefetin cevabı sessizlik, sessiz olumlama ve Kirk ile farklı görüşlerde olunsa da suikasta karşı çıkma olarak “savunma hattında” birkaç kampa bölünmüşlük söz konusu.
Fakat dikkat çekilmesi ve belki de daha fazla konuşulması gereken bir konu var.
Trump’ın 2016 başkanlık kampanyasıyla daha fazla öne çıkan MAGA hareketi, MAGA karşıtı cumhuriyetçiler olsa da Cumhuriyetçi Parti içinde ideolojik yönü belirleyici bir etkiye sahip.
İsrail’in Gazze soykırımı, ABD’yi bölgede tutan ve daha fazla para harcamasına neden olan bölgedeki saldırgan tutumu MAGA içinde ABD’nin Orta Doğu politikasını kurumsal olarak ve kamusal alanda tartışır hale getirmişti. MAGA’nın öne çıkan isimlerinden, aşırı sağcı kongre üyesi Marjorie Taylor Greene, 29 Temmuz’da bir X gönderisinde İsrail’in saldırılarını Soykırım olarak tanımladı. Ertesi gün The Times of Israel’de “Trump’ın MAGA tabanı muhafazakâr İsrail yanlısı doktrine meydan okuyor”başlığı atıldı.
Charlie Kirk, uzun yıllar boyunca İsrail’e güçlü destek veren bir tutum sergiledi. Ancak, son aylarda bazı açıklamaları ve tutumları, bu desteğin sorgulanmasına yol açtı. Bu değişiklikler, özellikle genç MAGA destekçilerinin İsrail politikalarına yönelik eleştirilerinin arttığı bir dönemde olması dikkat çekti. Hatta bundan rahatsızlık duyan kimi TPUSA bağışçılarının finansmanını durdurduğu da iddia edildi.
Daha önce Netanyahu’nun, Kirk’e daha güçlü bir İsrail yanlısı tutum benimsemesi için 150 milyon dolar teklif ettiği ve Kirk’ün bunu reddettiği de iddia edilmişti. Belki de Kirk’ün ölümüne sebep olan büyük günahı İsrail’e karşı son zamanlardaki bu tutumuydu.
Ölümünden hemen sonra Candace Owens, Tucker Carlson gibibizzat popüler muhafazakâr isimler Kirk’ün İsrail tarafından öldürülmüş olabileceğini iddia etti. Öyle ki, Netanyahu bu konuda bir açıklama yapıp iddiayı reddetmek durumunda kaldı.
Ölümünden önceki haftalarda Kirk’ün, Netanyahu’nun ABD’deki müttefikleri tarafından İsrail yanlısı baskı ve telkinlerle karşı karşıya kaldığı da iddia edilmişti. “Free USA from Israel” (ABD’yi İsrail’den Kurtar) ifadesi birçok ABD’li tarafından daha güçlü şekilde ifade edilmeye başlandı.
Charlie Kirk’ün ölümünden sonra solun hedef olması ve parçalanma eğilimi dikkat çekti. Ancak bu ölümün ABD sağı içerisindeki çatlakları da derinleştirme potansiyeli var. Bu potansiyel, Trump’ın ve Cumhuriyetçilerin geleceği kadar ABD’nin Orta Doğu politikasına dolayısıyla Türkiye’nin iç ve özellikle dış politikasında belirleyici bir etken olması nedeniyle de dikkate değer bir konu.

