Aile Güvenliği Nefret Suçundan Mı Geçiyor?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 12 Eylül gecesi 15 ilde eş zamanlı “Ailem Güvende” operasyonu düzenlendi. Operasyon kapsamında 162 kişi, 9 LGBTİ+ derneği ve 13 işletme hakkında adli işlem başlatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasına göre 20’ye yakın hak savunucusu ve LGBTİ+ aktivisti gözaltına alındı.

Operasyon kapsamında İstanbul’da çeşitli mekanlarda baskın yapılırken Ankara’da KaosGL’nin ofisinin arandığı, derneğin yönetim ve denetim kurulundan birçok LGBTİ+ aktivistinin gözaltına alındığı açıklandı. Aynı zamanda Türkiye çapında toplamda 54 adreste arama ve el koyma işlemlerinin gerçekleştirildiği duyuruldu.

Başsavcılık, soruşturmanın gerekçesini “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “fuhuş”, “müstehcenlik”, “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak veya satın almak” suçlamaları ile yürütüldüğünü açıkladı. Dijital içeriklerin yanı sıra suçlamaların teknik ve fiziki takipler, ihbarlar ve tanık ifadelerine dayandırıldığı ifade edildi.

Operasyon kapsamı yalnızca baskınlar ve gözaltılarla da sınırlı değil. İfade Özgürlüğü Derneği’nin haberine göre içlerinde ofisi de basılan Kaos GL derneğinin de bulunduğu CETAD, Lambdaİstanbul LGBTİ+, SPoD, Pembe Hayat LGBTİ+ Derneği, ÜniKuir, Velvele gibi birçok kurumun da sosyal medya hesapları ve internet sitelerine erişim engeli getirildi. 

“Ailem Güvende” operasyonları hakkında konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonun Aile On Yılı vizyonu doğrultusunda yürütüldüğünü ifade etti. Gürlek açıklamasını “anayasamızın aile ve çocukların korunmasına ilişkin devlete yüklediği sorumluluk çerçevesinde, çocuklarımızı, gençlerimizi ve ailelerimizi hedef alan hiçbir suç yapılanmasına, istismar ağına ve yasa dışı faaliyete müsamaha göstermeyeceğiz” sözleriyle bitirdi.

LGBTİ+ dernekleri gözaltı ve polis baskılarına dair ortak metin yayınladı. Metinde LGBTİ+ olmanın, dernek kurmanın, hak savunuculuğu yapmanın kriminalize edilemeyeceğinin vurgulanması dışında “Ailem Güvende” adı altında yürütülen operasyonun ev içi şiddeti göz ardı ettiğini iddia etti. Açıklamada LGBTİ+ varoluşunun istismarla nitelendirilemeyeceği, bunun varoluşlara karşı bir  nefret suçu olduğu ifade edildi. Aynı zamanda derneklerin her yıl defalarca denetlendiği açıklandı. Açıklama gözaltıların derhal serbest bırakılması, hak savunuculuğunun ve LGBTİ+ varoluşunun kriminalize edilmesinin derhal sonlanması talebi ile bitirildi. 

Aile ve Nüfus On Yılında LGBTİ+ Politikaları

Aile ve Nüfus On Yılı’nın ilanının ardından iktidarın izlediği politikalar “kutsal aileyi koruma” hedefiyle ilerliyor. Bu politikaların 2026 yılında artan kadın cinayetlerini, yine iktidar tarafından desteklenen cemaatlerde istismar edilen çocuk ve kadınları, açlık sınırının asgari ücretin 1,33 katı olmasını unutturmaya yönelik bir sisleme olduğu tartışmaları gündemde. İktidar bu sislemenin bir ayağını da kadınları ve LGBTİ+’ları “bir güvenlik sorunu” olarak adlandırarak gerçekleştiriyor. 

2026 Yılının Ağustos ayında en az 13 kadın aile içinde katledildi. Aile ve Nüfus On Yılı ile beraber artan kadın cinayetlerini, tarikat yurtlarındaki istismarları ve derinleşen yoksulluğu görmezden gelen iktidar; “aileyi koruma” bahanesiyle LGBTİ+’ları ve hak savunucularını doğrudan hedef tahtasına oturtuyor. 

Gözaltı Protestolarında Yeni Gözaltılar

Operasyonların ardından başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere birçok ilde gerçekleştirilen protestolarda yüzden fazla insan gözaltına alındı. İlerleyen saatlerde gözaltına alınan aktivistlerin birçoğu için verilen mevcutlu kararı, iktidarın yarattığı baskı rejimini gözler önüne seriyor. Gözaltına alınan yurttaşların keyfi şekilde farklı karakollara dağıtıldığı ve haklarında herhangi bir bilgi verilmediği iddiaları gündemde. Hukuksuzca gözaltına alınan ve tutuklanan LGBTİ+’ların ve dayanışma gösterenlerin serbest bırakılması için kamuoyu çalışmaları sürüyor.

Derinleşen yoksulluk ve beraberinde gelen toplumsal krizin içerisinde faşizmin inşası AKP eliyle yükseltiliyor. İktidar ve iktidar yanlısı medya/kurumlar tarafından işsizliğin ve yozlaşmanın sebebi LGBTİ+’lar, göçmenler, kadınlar ve azınlık halklar olarak gösteriliyor. LGBTİ+’ları düşmanlaştıran belgeseller, reklamlar ve söylemlerin giderek artması, hak arayışında bulunan LGBTİ+’ların maruz kaldığı polis şiddeti ve tutuklamalar bu durumu kanıtlar nitelikte oluyor.