Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in imzasıyla 81 ilde okullara öğretmenlerin kıyafetlerine ilişkin yazı gönderildi. Bahsi geçen yazıda “2026-2027 Eğitim Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” adlı genelge hatırlatılarak önlük zorunluluğu vurgulandı, öğretmenlerin kılık kıyafetlerine dikkat etmeleri belirtildi. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan öğretmenlerin kıyafetlerine yönelik mevcut mevzuata göre kadınların kolsuz veya açık yakalı gömlek/bluz; tayt, kot pantolon ve dizden yukarı etek giymesiyle ilgili yasaklar bulunuyor. Erkek öğretmenler için ise yasaklar saç ve sakallarının uzatılmaması yönünde.
1982’den kalma bu mevzuat daha önce -özellikle 2013, 2014 ve 2015 yıllarında- Türkiye’de eğitim alanında örgütlenen sendikalar tarafından “darbe döneminin kalıntısı” olduğu ve cinsiyet eşitsizliği yarattığı belirtilerek eleştirilmiş ve insan hak ve özgürlüklerine aykırı olduğu gerekçesiyle sendikalı öğretmenler tarafından protesto edilmişti. Bu protestolar sonucu serbest kıyafet şu an sendikal bir hak olarak tanımlanıyor.
Yusuf Tekin’den Açıklama: Sendikada İstediğinizi Giyin
Yusuf Tekin gelen eleştiriler üzerine yaptığı açıklamada sendikaların eleştirilerine dair “Şimdi birileri çıkıyor, sendikalar, siyasi partiler eleştirilerini dile getiriyorlar. Ben de onlara şunu soruyorum. Bizim genelgemizde, benim görmediğim, sizin sendikanızda nasıl giyineceğinize dair bir ifade mi var? Ben sizin sendikadaki çalışan kişilerin kılığına, kıyafetine karışmıyorum.” ifadelerini kullandı. Ayrıca “öğretmenlerin toplumsal rollerine uygun olarak giyinmeleri” ve “nadir bir, iki örneğin öğretmenlerin itibarlarına zarar vermemesi için tedbir aldıklarını” ekledi.
Bakanlık Neden Israr Ediyor
Bakanlığın okullara gönderdiği yazıda kıyafet mevzuatının belirtilmesinin sebebi “toplumsal hassasiyetlere uygun davranılması” ve öğrencilere örnek davranışlarda bulunulması olarak gösteriliyor. Önlük ve kıyafet kurallarının ise ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından düzenli olarak denetleneceği belirtiliyor. İktidarın perspektifinden hem değişen eğitim programıyla hem de kılık kıyafet kısıtlamalarıyla eğitim yeniden dizayn ediliyor. Kısıtlamaların özellikle kadın öğretmenler için olması ise “toplumsal hassasiyetler” sözünün cinsiyetçilik için bir maske niteliğinde olduğuna işaret ediyor. İktidarın “Aile On Yılı” ile birlikte kadın bedenini denetim altına almaya çalışan politikalar giderek artıyor. Bu süreçte “toplumsal hassasiyetlerin” kadın bedeni üzerinden ölçülmesi de tesadüf olmuyor.


