Çocukları Korumayan AKP, Çocukları Cezalandırmaya Hazırlanıyor!

AKP, TBMM Başkanlığı’na “suça sürüklenen çocuklara” dair bir kanun teklifi sundu. Çocuk adalet sistemini olduğundan daha da geriye götürecek olan Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, bugün tartışılmak üzere meclis komisyonuna gelecek. 

TBMM gündemine gelen ve 18 maddeden oluşan teklif çeşitli kanunlarda değişiklik öngörüyor. Buna göre 15-18 yaş arasındaki çocuklara müebbet hapis, yaşa göre ceza indirimi uygulamalarında değişiklikler, çocukların infazına doğrudan hapishanede başlanması gibi değişiklikler öneriliyor. Tüm bu maddeler, çocuk koruma sistemiyle ilgili önemli değişiklikler içeriyor. 

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, düzenlemeyle, “suçun önlenmesi, caydırıcılığın artırılması, toplum güvenliğinin sağlanması, infaz adaletinin güçlendirilmesi ve çocukların korunarak rehabilite edilmesini amaçladığını” söylese de bu yasa tasarısının çocuk haklarından da çocukların korunmasından ve toplum güvenliği derdinden de oldukça uzak olduğu çocuk hakları örgütleri ve barolar tarafından dillendiriliyor. 

Teklifte Neler Öneriliyor?

“Tehlikeli değil, tehlikedeler” temel prensibine odaklı olması gereken çocuk adalet sistemi bu teklifle tamamen değişiyor. Bu prensipler çocukların gelişimini, içine doğdukları koşulları ve toplumla, yaşamla bağ kurmalarını esas alan bir anlayış üzerine kuruluyken şimdi çocukların tek sorumlu, suçlu ilan edilmek istendiği görülüyor.

Bu teklife göre;

  • 12 yaşını doldurmuş çocuklara verilen hapis cezaları artırılacak. Çocuklar için öngörülen ceza süreleri yükseltilecek. 
  • Çocuk olmanın ceza hukukunda sağladığı koruma daraltılacak. 15–18 yaş grubundaki çocuklar için yaş küçüklüğünden kaynaklanan ceza indirimini uygulanamayabilecek. Bu düzenleme, çocukların bugüne göre çok daha ağır cezalarla ve yetişkin ceza rejimine daha yakın yaptırımlarla karşı karşıya kalmasının önünü açıyor. Ayrıca 12–15 yaş grubundaki çocuklar hakkında ise 15–18 yaş grubuna uygulanan ceza hükümlerini uygulayabilecek. Burada ceza sorumluluğu değerlendirmesinin bilimsel kıstasları terk edilerek hâkimin takdir yetkisine bırakılması oldukça sorunlu bir yaklaşımdır. 
  • 15 yaşını doldurmuş çocukların işledikleri suçlar tekerrüre esas alınacak. Yani çocuk yaşta işlenen bir suç ileride işlenecek bir suçta daha ağır yaptırımlara gerekçe olabilecek. 
  • Çocuklar cezalarına doğrudan çocuk eğitim evinde başlamayacak. Böylece, normalde olması gereken istisnai durum ilk adım olarak uygulanacak. 
  • Bazı suçlarda çocukların cezaevinde geçirecekleri süre uzayacak. 
  • Ebeveynlerin çocuklarına yönelik yükümlülüklerini yerine getirmemelerine ilişkin cezalar artırılıyor. Çocukları korumakla yükümlü olan iktidar böylece, onlara bakmak ve yine korumakla sorumlu olan ebeveynleri cezalandırabilecek. Böylece iktidarın yükümlülüğü devredilebilecek.

Bu maddeler, çocukları korumakla ilgili her türlü devlet yükümlülüğünün bizzat çocuklara yüklenmesi anlamına geliyor. 

Çocukların en temel haklarının hayata geçirilmediği, bir öğün ücretsiz okul yemeğinin dahi verilmediği, çocukların en kısa sürede eğitimden koparılıp işçileştirilmesine yönelik MESEM gibi adımların atıldığı; yoksul halk çocuklarının mahallelerde çetelere, tarikat ve cemaatlere terk edildiği koşullarda hazırlanan bu teklif çocukların korunmasından çok hedef gösterilmelerine yol açıyor. Yüksek cezalarla birlikte toplumdaki öfkenin yönü de iktidara değil bizzat çocuklara ve ailelere dönüyor. 

Meclis Komisyon Raporu Ortada

Mecliste konuyla ilgili kurulan komisyonda aylardır yürütülen tartışmalar; komisyona yapılan sunumlar ve önerilerle birlikte bir de araştırma raporu hazırlanmıştı. Bu rapor, cezaevlerindeki çocuklarla yapılan görüşmelerden sonra hazırlanmış ve komisyona sunulmuştu. 

Rapor, çocukların suça sürüklenmeden önce hangi risk alanlarından geçtiklerini açıkça gösterir nitelikteydi. Buna göre çocuklar çoğunlukla önce okuldan kopuyor, genellikle yoksulluk çekiyorlar ve çevreleri çeşitli suçlarla sarılmış biçimde tamamen savunmasız halde büyüyorlar. 

Bu raporun işaret ettiği çok temel sistemsel sorunlar açıkça görülürken AKP’nin meclise sunduğu kanun teklifi okları tam tersi yöne çeviriyor. 

Çocuk Hakları Savunucularından Ortak Çağrı

Bu teklif bağlamında, daha önce de bir imza metni yayımlayan Çocuklar İçin Adalet Ortak Çağrı Grubu bileşeni 160 sivil toplum örgütü, 14 Temmuz’da Meclis’e sunulan “Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı. 

Açıklamada, teklifin çocukları koruyup güçlendirmek yerine sadece cezalandırmayı esas aldığına ve çocuk haklarına ilişkin bilimsel verileri, uluslararası yükümlülükleri ve saha deneyimlerini görmezden geldiğine değinildi. 

Yine bu açıklamada “Çocukların yetişkinler gibi yargılanmasını öngören bu yasa teklifi, çocuk adalet sistemini cezalandırıcı bir çizgiye sürüklerken, çocukluk kavramını da tartışmaya açıyor. Çocukluğun hukuki güvencelerini ortadan kaldırarak, çocukların evlilik yoluyla istismarının, çocuk işçiliğinin, eğitimden kopmaların ve çocukların yetişkin sorumluluklarıyla karşı karşıya bırakılmasının meşrulaştırılmasının da taşlarını döşüyor” vurguları yapıldı. 

Cezaların çözüm olmadığına işaret eden açıklamada çeşitli sorular yönlendirildi: “Eğer daha fazla çocuğu hapsetmek çözümse neden çocuk cezaevleri dolup taşıyor? Eğer daha ağır cezalar işe yarıyorsa, neden suça sürüklenen çocuk sayısı azalmıyor? Eğer bu bir koruma politikasıysa, çocuklar neden hâlâ korunamıyor? Çünkü sorun çocuklar değil”. 

Bu noktada Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun raporundaki verileri hatırlatıldı. Verilere göre 288 kişilik kapasiteye sahip kurumda 432 çocuk var ve Türkiye genelinde de durum benzer. Yani cezaevlerindeki çocukların sayısı giderek artıyor ama çocukların adli süreçlere dahil olmalarının önüne böyle geçilemiyor, hatta aksine, giderek artıyor.