Her yıl yüz binlerce öğrencinin eğitim adı altında sermayeye ucuz işgücü olarak pazarlandığı, devlet destekli çocuk işçilik projesi olan MESEM’e karşı tepkiler sürerken bir yandan da iktidar bu projeye teşvik için türlü yöntemler deniyor.
Şimşek programının sonucunda yoksulluktan daha da yoksulluğa sürüklenen halk için eğitim giderek masraflı, uzun ve sonuçsuz bir alan oluyor. Çocukların ve gençlerin nitelikli ve parasız eğitim hakkı için adım atılmıyor ama çocukların işçileştirilmesi için hiçbir fırsat kaçırılmıyor.
“Başarısız” Öğrenci MESEM’e Mahkûm
Bu yıl lise birinci sınıfta olup da sınıfta kalan öğrenciler için müjde şeklinde sunulan teşvike dair Bakanlık’ın açıklaması şöyle:
“2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı sonunda devamsızlıktan sınıf tekrarına kalanlar hariç olmak üzere aşağıda belirtilen derslerden en az ikisinden başarılı olan tüm 9. sınıf öğrencileri, Temmuz ayı son iş gününe kadar Mesleki Teknik Anadolu Liselerinin veya Mesleki Eğitim Merkezlerinin Mesleki Eğitim Programına nakil olmaları halinde 10. sınıftan devam edebileceklerdir.”
En az iki dersten başarılı olunması gereken dersler ise Türk Dili ve Edebiyatı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Matematik ve Tarih.
Önce “başarısızlığa” mahkûm edilen sonra da tercih özgürlükleri varmış, küçük yaşlardan itibaren işçileşmek bir imkanmış gibi sunulan bu yönlendirme aslında iktidarın eğitimde esası nereye yerleştirdiğini gösteriyor. Okul yemeği, nitelikli, parasız ve bilimsel eğitime ya da okullara sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve öğretmen atamalarına dair bir adım yok ama öğrenci sınıfta kalınca MESEM imkânı var!
“Geleceğini şekillendir”, “Meslek senin gelecek senin” gibi süslü sözlerle pazarlanan uygulama aslında henüz 14 yaşındaki liselilerin bir ömür boyu işçiliğe mahkumiyetinin ilk adımı, yani geleceksizlik.
Sınıfta Kalma Geri Geldi
2023 yılında Bakanlık kararıyla liselere geri getirilen sınıfta kalma uygulaması da tartışma konusu. Eğitimdeki neoliberal dönüşüm, özelleştirme politikaları, artan niteliksizlik, giderek yükselen eğitim masrafları ve tüm bu masrafların ebeveynlerin omzuna yüklenmesi, okullarda yaygınlaşan akran zorbalığı, ezberci eğitim, artan yoksulluk gibi sorunlar çocukları eğitimden koparıyor ya da eğitimde kalmaları zaten oldukça zor.
Koşulları değiştirmek yerine sonuçlarından sermaye yararına faydalanan iktidarın eğitim bakanlığı sınıfta kalmanın geri gelmesini bir tür “iyileştirme” olarak sunmuştu. Ancak sınıfta kalma oranları ve sınıfta kalanların yönlendirildikleri uygulamalar açığa çıktıkça buradaki hesapçılık da görüldü.
Çocuklarını eğitimde tutmak için çabalayan yoksul ebeveynler de bu uygulamadan şikayetçi. Şikâyet sayfalarına ebeveynlerden gelen şikayetlerden bazıları şöyle:
- “Merhaba, benim kızım 9. sınıf tekrarına kaldı. Bu çocukların daha liseye adapte olamadan böyle şeyler yaşaması çok kötü. Ben çocuğumun bunu hak etmediğini düşünüyorum. Bu kuralı kabul etmiyorum. Lütfen değişsin. Bu 3 ders kuralı ile ortalaması 62 olan kişi kalır mı? Sınavla telafi olsun bari. Daha ilk sene Almanca görüyorlar.”
- “Kardeşim bu yıl 9. Sınıfta sınıf tekrarına kaldı. Aynı durumu yaşayan çok sayıda öğrenci var. Gerek müfredatın ağırlığı, gerekse pandemi sonrası yaşanan uyum sorunları nedeniyle birçok öğrenci 9. Sınıfta ciddi zorluklar yaşadı. Özellikle ilk kez lise hayatına başlayan gençler için bu geçiş süreci oldukça zorlayıcı oldu. Psikolojik ve akademik olarak desteklenmeleri gerekirken, aksine sistemden elenme riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Bu durum sadece öğrencileri değil, ailelerini de derinden etkiliyor. Daha önceki yıllarda benzer durumlarda af ya da telafi sistemi gündeme gelmişti. Bu yıl da 9. Sınıf tekrarına kalan öğrenciler için bir af ya da en azından esnek bir değerlendirme sistemi getirilmesini talep ediyoruz. Aksi takdirde çok sayıda öğrenci motivasyonunu yitirip eğitim hayatından kopma noktasına gelebilir.”
Çocuk hakları için mücadele eden ve çocuklarla birlikte çalışmalar yürüten Her Yer Çocuk Derneği’nin mahallelerdeki deneyimleri de benzer sorunlara işaret ediyor.
Derneğin Maltepe Zümrütevler’deki ebeveyn meclisinin toplantısında da gündem olan sınıfta kalma ve MESEM’e geçiş konusunda bir ebeveyn çocuğu diğer öğrencilerden görece daha “başarısız” olduğu için sürekli MESEM’e yönlendirildiğinden, zayıf olan dersleri toparlamaya yönelik hiçbir şey yapılmadığından ancak MESEM’e geçişi için her türlü imkânın sağlandığından bahsetti. Ebeveynler meclis toplantılarında sıklıkla çocukların, gençlerin etrafının her türlü sorunla çevrelendiğinden, okulda tutmak için çok çabaladıklarından ama güçlerinin yetmediğinden bahsediyor.
Sonuçta son birkaç yıldır uygulamaya konan sınıfta kalma ile liseli öğrenciler ya eğitimden tamamen kopuyor ya MESEM’e geçip işçileştiriliyor. Uygulamanın reklamında bulunan “Hayallerine bir adım daha yaklaş” cümlesi ise hayal kurmayı erkenden bırakmak zorunda kalan çocuklar için hiçbir şey ifade etmiyor.


