Suriye’de İşler İyiye mi Gidiyor?

Orta Doğu’da ABD-İran gerilimi Kürtleri doğrudan etkilerken, İran yönetiminin Kürtlere yönelik tehdit ve saldırıları artarak devam ediyor. İran’daki Kürt bölgesi olan Rojhilat; belirli aralıklarla tehdit, baskı ve bombardımanlara maruz kalıyor. Özgürlük mücadelesi veren Kürtler, meydanlarda idam ediliyor.

Öte yandan bir süredir Suriye/Rojava bölgesi, 29 Ocak Entegrasyon Anlaşması uyarınca bir çatışmasızlık süreci yaşıyor. Anlaşmaya bağlı olarak, planlanan adımlar yavaş da olsa atılmaya devam ediyor. SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu kapsamında savunma bakan yardımcılığına getirilen Sipan Hemo, yaptığı son açıklamada anlaşma uyarınca dört tugayın oluşturulduğunu ve bunların resmen askeri yapıya entegre edildiğini duyurdu.

Süreç sorunsuz mu?

Anlaşma sonucu entegrasyon doğrultusunda ilerleyen bir sürecin yaşandığı bir gerçek. Suriye Geçici Cumhurbaşkanı El Şara, “Entegrasyon süreci aşamalar halinde devam ediyor ve iyi ilerliyoruz,” ifadelerini kullanıyor.

Peki, gerçekten “Suriye’de işler iyi gidiyor” diyebilir miyiz?

Rojava’da yakın tarihte Kürtçe ve Arapça yazılı bir adliye tabelası kaldırıldı. Yerine Arapça ve İngilizce yazılı bir tabela asıldı. Bunun yanında Kobani yerine Ayn El Arap ismi de tartışılıyor. Bunlar Colani tarafından ocak ayında imzalanan 13 nolu kararnameye doğrudan aykırı uygulamalar. Zira kararnamede de açıkça belirtildiği gibi Kürtçe Suriye’nin dillerinden birisi olarak iktidarca tanınıyor.

2012 sonrası inşa edilen yapıda eğitim gören Kürt öğrencilerin mezuniyetlerinin geçerliliği de bir diğer tartışma konusu. Şam yönetimi diplomaları yeterli görmüyor. Kamu görevlilerinin yeterliliği tartışmaya açılıyor. Esirlerin bırakılmasının gecikmesi de söz konusu.

Teslim edilmesi gereken cenazeler de teslim edilmiyor.

Entegrasyon küçük gibi görünen ama aslında oldukça önemli olan bu sorunlar çerçevesinde gerilimle yükleniyor. Kürtçenin inkarı ve tabela provokasyonu bir akla işaret ediyor ve bu aklın kaynağını tahmin etmek zor değil. Belli ki Türkiye doğrudan bu entegrasyonu provoke edecek hamleler içerisinde.

Çatışma yok ama..

Çatışmaların yaşanmaması elbette olumlu bir atmosfer yaratıyor. Ama kırılgan politik dinamikler geçerliliğini koruyor. Zira Suriye’deki gelişmelerin dinamiğini sadece Rojava-Şam gerilimi oluşturmuyor; Aleviler, Hristiyanlar, Süryaniler, Dürziler, Ezidiler ve laik Arapların varlığı, sahadaki politik gerçekliğin diğer çelişkilerini de görünür kılıyor. 

Suriye halkları hâlen HTŞ tarafından baskı, sindirme ve katliam tehditleriyle yüz yüze bırakılıyor. Bir başka boyutuyla ise ülkede IŞİD saldırıları ve bu gruplarla girilen çatışmalar şiddetini artırarak sürüyor.

Sonuç: eşit yurttaşlık şart

Sonuç olarak Suriye’de sorunların gerçek çözümü; “tek adam” anlayışıyla değil, halkların özgür ve demokratik bir ortamda, eşit yurttaşlık hukukuyla yaşayabilecekleri demokratik bir anayasayla mümkün görünüyor. Tüm toplumsal renklerin “kendisi olarak var olduğu” demokratik bir cumhuriyet rejimi, kalıcı barış ve özgürlüğün teminatı olarak öne çıkıyor.