Dijital Cenderede Hayatta Kalma Rehberi

Bu yazıyı, Zamanımız ve Biz Söyleşileri kapsamında Tahir Emre Kalaycı ile çevrimiçi olarak gerçekleştirdiğimiz Sosyalist Dijital Okuryazarlık söyleşisinden hareketle kolektif olarak kaleme aldık. Yazı, bir anlamda dijital ortamdaki araçların kullanımıyla ilgili bir broşür olma iddiasında. Yazının sonundaki bölümler, yazımları tamamlandıkça aktifleşecek. 

Teknolojinin sınırları aştığı, izlediğimiz bir videonun gerçek mi yoksa yapay zekâ ürünü mü olduğundan emin olamadığımız ve yapay zekâ şirketlerinin savaşın ve eşitsizliğin ateşini harladığı bu günlerde, sosyalistler olarak dijital araçları  nasıl kullanmamız gerektiğini merak ederek bir araya geldik. Sorularımızın cevaplarının peşine düşerken hem kendimiz hem de meraklı dostlarımız için küçük bir “neler yapmalı, nelerden kaçınmalı” listesi çıkarmanın faydalı olacağını düşündük. Bu metin biraz da bu ortak arayışın ilk notları olarak okunabilir.

Bilgisayarların, mobil telefonların ve tabletlerin çalışma yaşamına ve dolayısıyla gündelik hayatımıza girmesiyle dijital alanlarda geçirdiğimiz vakit her anlamda arttı. Pek çok kişinin birden fazla platformda sosyal medya hesabı var. Hemen hemen herkes farklı yazışma uygulamalarını gün içinde sık sık kullanıyor.

Küresel olarak sosyal medya araçlarını kullanan kişi sayısı (milyon)1

Gündelik yaşamın bir parçası haline gelen bu dijital araçlar hayatımızı kolaylaştırmanın yanı sıra bizlere türlü türlü imkânlar sunuyor. Ancak bir yandan da dijital platform sahiplerinin amaçlarına hizmet ediyor. Bu durum, verilerimizin durmaksızın kaydedildiği, işlendiği ve takip edildiği bir dijital zeminin parçası haline gelmemiz anlamına geliyor.

Bu dijital zemin aynı zamanda yeni bir gerçeklik de üretiyor ve bizi bu gerçekliğe uyum sağlamaya zorluyor. Bu gerçeklik, sermayenin hem ekonomik hem zihinsel düzeyde kurduğu yeni bir hâkimiyet alanına işaret ediyor. Dolayısıyla sermaye düzenine karşı mücadele edenler olarak bu dijital alana dair daha fazla bilgiye ve donanıma sahip olmamız, kendimize ve mücadelemize ait bilgileri koruyarak bu imkânları daha güvenli kullanmanın yollarını birlikte aramamız gerekiyor.

İşte tam da bu yüzden dijital araçlara hâkim olmak, kullandığımız araçlarda yetkinleşmek, alternatif araçları bulmak veya geliştirmek, dijital ortamı kolektif çalışmalar açısından daha güvenli hale getirmek giderek daha temel bir mesele haline geliyor. Asıl meselemiz teknolojiyi reddetmek ya da gözümüzü kapatıp eski bir dünyanın içinde kalmaya çalışmak değil, aksine bu alanı nasıl anlayacağımızı ve nasıl dönüştüreceğimizi birlikte tartışabilmek.

Tüm bunlardan yola çıkarak bu söyleşide daha çok dijital güvenlik meselesine odaklandık. Takibe karşı anonimleşme, saldırılara karşı hazırlıklı olma ve kişisel verileri mümkün olduğunca korumanın yolları üzerine birlikte kafa yorduk.

Küresel Politik Aktörler Olarak Şirketler

Bu yolda atacağımız ilk adım ise şüphesiz ki kullandığımız dijital araçların arkasındaki yapıyı deşifre etmek. Bu araçların ana omurgasını işlemcide Intel, AMD ve Nvidia, ağ altyapısında Cisco ve Huawei, bilişim hizmetlerinde ise Amazon, Microsoft, Google ve Meta gibi dev tekeller oluşturuyor. Instagram, Facebook ve WhatsApp gibi en yaygın kullanılan sosyal medya araçlarının sahibi de Meta. Dolayısıyla dijital dünyada harcadığımız her an ve ürettiğimiz her veri doğrudan ya da dolaylı biçimde bu şirketlerin gücünü büyütüyor. Bu devasa bağımlılık ilişkisini merkeze almadan yapacağımız her değerlendirme eksik kalacaktır.

Örneğin, Meta’yı yalnızca bir teknoloji şirketi olarak değil, veri ihlalleri ve politik müdahale skandallarıyla da tanıyoruz. Cambridge Analytica sürecinde milyonlarca kullanıcının verisinin seçim kampanyalarında kullanılması, Myanmar’da Rohingya halkına yönelik nefret söyleminin platform algoritmaları aracılığıyla yaygınlaşması ve Filistin’e dair içeriklerin sosyal medya platformlarında sistematik biçimde bastırıldığına ilişkin raporlar  bu tablonun yalnızca birkaç örneği. Bu nedenle Meta ve benzeri şirketleri yalnızca bir iletişim aracı sağlayıcısı olarak değil, küresel ölçekte etkili bir politik aktör olarak değerlendirmemiz gerekiyor.

Meta örneğinde de görüldüğü üzere bu platformlar yalnızca iletişim araçları değil, veri toplama, yönlendirme ve denetim kapasitesi yüksek politik aktörler haline gelmiş durumda. Yapay zekâ ve dijitalleşmenin gittikçe yaygın bir şekilde kullanılması, başta motokuryeler olmak üzere tüm işçiler i̇çi̇n bir ölüm kalım meselesine de dönüşmüş durumda. Benzer tartışmalar Google’dan Amazon’a, Microsoft’tan IBM’e, tüm diğer büyük teknoloji şirketlerine kadar uzanıyor.

Zira bu şirketlerin temel amacı elde ettikleri artı değeri büyütmektir. Bunun için açık ve örtük, doğrudan ya da dolaylı pek çok yönteme başvuruyorlar. Devletlerle ve askeri yapılarla kurdukları iş birlikleri, veri altyapılarının askeri ve istihbarat sistemleriyle iç içe geçmesi ve platform algoritmalarının toplumsal hareketleri izleme kapasitesi artık açıkça ortaya konuyor, tartışılıyor. 

Google ve Amazon’un İsrail devletiyle yürüttüğü Project Nimbus anlaşması, bulut ve yapay zekâ altyapısının doğrudan devlet ve güvenlik kurumlarının kullanımına açıldığını gösteriyor. Elde ettikleri veriler üzerinden toplumsal hareketleri izleme, sınıflandırma ve gerektiğinde bastırmaya dönük araçlar geliştiriyorlar. Bu nedenle dijital alanda kendimizi koruyacak bir bilinç ve hazırlık geliştirmek yalnızca teknik bir mesele değil, doğrudan politik bir mesele olarak öne çıkıyor.

Gazze’de vurulacak hedefleri belirlemede süreçlerinde yapay zekâ destekli sistemlerin kullanılması, iletişim altyapılarının Pegasus gibi casus yazılımlar aracılığıyla istihbarat operasyonlarının parçası haline gelmesi ve bu tür yazılımların yalnızca devletlerin güvenlik kurumlarına satılan stratejik siber silahlar olarak kullanılması hatırlandığında meselenin yaşamsal önemi daha net görülebilir. Bu saldırganlığa karşı direnme, mevcut düzeni devirme ve sosyalist bir düzeni kurma mücadelesi de artık doğrudan bu dijital cenderenin içinden geçerek yürütülmektedir. Egemenlerin savaş aracı olarak kullandığı bu dijital imkânları tersyüz edecek bir iradeyle kullanmak ise devrimci ciddiyetimizin bir parçasıdır.

Yapılabilecek Bazı Günlük Pratikler 

Geniş ve kapsamlı rehberlere şüphesiz ki çok ihtiyaç var. Ancak bu rehberlerin yalnızca var olması yetmez/yetmeyecek; onları disiplinli biçimde kullanmaya, “bundan bir şey olmaz” diyerek ertelememeye ve küçük görünen önlemleri gündelik alışkanlık haline getirmeye de ihtiyacımız var. Bu söyleşide teknik gibi görünse de aslında günlük yaşam pratiğine dönüştürebileceğimiz bazı temel ilkeleri birlikte netleştirdik:

  1. Teknolojiyle barışık bir disiplin: Asgari düzeyde teknoloji kullanım becerisi edinmek, öğrenme hevesini ve merakını diri tutmak; teknolojiden korkmamak; teknolojiye karşı mesafeli bir reddiye geliştirmek yerine onu nasıl kullanacağımızı öğrenmek
  2. Güvenlik kültürü: Gizlilik ve güvenliğe ilişkin temel bilgileri edinerek bunları gündelik alışkanlık haline getirmek
  3. Dijital özyeterlilik: Kendi dijital ihtiyaçlarını mümkün olduğunca bağımsız biçimde karşılayabilecek düzeyde yetkinleşmek, başkalarına bağımlı kalmadan temel araçları kullanabilir hale gelmek
  4. Stratejik sosyal medya kullanımı: Sosyal medyayı minimal ve stratejik kullanmak. Yersiz polemiklerden kaçınarak organik bağları ve sınıf mücadelesini büyütmeye odaklanmak
  5. Eleştirel süzgeç: Karşılaşılan her bilgiyi eleştirel bir akıl süzgecinden geçirmeyi alışkanlık haline getirmek
  6. Kolektif öğrenme: Bilgi ve uzmanlık hiyerarşilerinden uzak durarak birlikte öğrenme süreçlerini güçlendirmek, bilgiyi kendinize saklamadan, herkesle paylaşmak, kullanmakta zorlananlara uygulamalı olarak göstermek, sahip olunan bilgiyi kolektif zekanın bir parçası kılmak
  7. Sahaya dönüş: Dijitalleşmenin yarattığı hız ve kolaylık hissine kapılmadan yüz yüze örgütlenmeye, fiziksel materyallere, politik eğitime ve kolektif mücadeleye öncelik vermek; gerçek yaşamla kurduğumuz bağı güçlendirmek
  8. Sosyalist bir insanı kurma çabası: Bu konulara ödev bilinciyle değil, merakla, sorumlulukla ve süreklilikle yaklaşmak; aynı zamanda sosyalist özne olma iddiamızı gündelik pratiklerimizde de hatırlamak

Bu ilkelerle dijital alandaki pratiklerimizi gözden geçirmemiz gerekir. Bu gözden geçirmeyi adım adım ve sabırla yapmak önemli. O sebeple üzerine düşmemiz gereken konuları ayrı ayrı ve sırayla ele alacağız. Sırayla ilerlemenizi öneririz. Aşağıdaki bölümler yeni parçalar olarak yazıldıkça aşağıdaki bağlantılar aktif hale gelecek. 

Mobil Güvenlik (HAZIRLANIYOR)

Temel Bilgisayar Güvenliği (HAZIRLANIYOR)

Parola Güvenliği (HAZIRLANIYOR)

İletişim Araçları Kullanımı (HAZIRLANIYOR)

İnternet Kullanımı (HAZIRLANIYOR)

Ortak Çalışma Araçları(HAZIRLANIYOR)

Sansür ve Karşı Koyma Araçları (HAZIRLANIYOR)

Yapay Zeka Kullanımı (HAZIRLANIYOR)

  1. Statista, Biggest social media platforms by users 2025, 11 Mart 2026 ↩︎