7 Temmuz’da Trump’ın NATO zirvesi esnasında verdiği emirle savaşın yeniden başlaması birçok eski denklemin de yeniden kurulmasını gündeme getirdi. Bunlardan birincisi ABD’nin İran’a yönelik olası bir kara harekâtı planı; ikincisi ise buna bağlı olarak Kürt gruplarının İran’daki olası bir iç savaşın parçası haline gelip gelmeyeceği meselesidir.
Savaşın ikinci başlangıcından sonra Trump’ın açıklamasındaki “Kürtlerin sahanın bir unsuru” olduğu vurgusu İran‘ı da hareketlendirdi.
Teyakkuz hali artan İran’da ilk önemli açıklama, Dışişleri Bakanı Arakçi’den geldi. Arakçi, olası kara harekâtı ve bu doğrultuda Kürtlerin de savaşa dahil edilmesi ihtimalini kastederek “İran’ın her türlü savaşa hazır olduğunu” belirtti. Ardından da İran Kara Kuvvetleri komutanı birlikleri gezerek tahkim etti.
İran Kürt Gruplara Saldırılarına Devam Ediyor
ABD, Irak ve İran Kürtlerini savaşa sürüklemeye çalışırken; İran da Haşdi-Şabi örgütünün bölgesel etkinliğini koz olarak kullanıyor. Bununla da yetinmeyerek Kürt gruplarına farklı yerlerden saldırılarını arttırıyor.
17 Temmuz’da İran, sınır hattındaki KOMALA örgütünün karargahını vurdu; 10 örgüt üyesi hayatını kaybetti. Aynı gün Süleymaniye’de bir silah deposu imha edildi.
19 Temmuz’da Erbil hedef alındı.
22 Temmuz’da KOMALA ve IKDP bölgeleri tekrar vuruldu.
Saldırılar devam ederken yerel kaynaklar, bugüne kadar Kürt gruplarına 94 saldırı gerçekleştirildiğini belirtti.
Türkiye Kürtlerin İran’a karşı savaşmasını İstemiyor mu?
ABD başkanı Trump, Kürtleri savaşa dahil etme yöneliminde tam irade gösterir mi; yoksa tüm hamleleri İran’ı kötü, güçsüz bir müzakereye mahkûm etmek için “kaldıraç” “pazarlık” unsuru mu? Bunu net olarak elbette ki savaşın seyri gösterecek. Ancak savaş uzadıkça ABD’nin de elinin zayıfladığı görülüyor.
Tüm bu gerçeklere rağmen İran yönetimi, “kara harekâtını ve Kürtler” meselesini ciddiye alarak kendini uyanık tuttuğunu söylüyor. Dışişleri Bakanı Arakçi birinci savaş döneminde Kürtlerin savaşa dahil olmasını engelleyenin Türkiye olduğunu belirterek; Türklerin bölgedeki çıkarlarıyla İsrail’in ve ABD’nin hedeflerinin tam olarak uyuşmadığını vurguluyor.
Türkiye neden istemiyor?
Türkiye Kürtlerin İran’a karşı savaşmasında temel çekincelerin şunlar olduğu belirtiliyor:
- Birincisi Suriye savaşında gerçekleşen “Rojova özerk bölgesi” gerçekliğinin bu defa da İran’da tekrarlanmaması;
- İkincisinin ise KÖH ile yürütülen “Demokratik Toplum” sürecinin sekteye uğramaması.
Başka bir açıdan belirtmek gerekirse bölgedeki Kürtler bağımsız, kendi özgücüne güvenen, halkçı duruşlarından taviz vermek istemiyor. Özellikle Suriye’de Kürtlere verilen sözlerin tutulmaması, HTŞ’yi öne çıkaran bir politikanın izlenmesi karşısında KÖH, emperyalist güçlere güvensizliğini belirtmekten kaçınmıyor.


