Mersin Uluslararası Limanı (MIP) ve taşeron firma Özgüneş Taşımacılık bünyesinde çalışan 180’den fazla işçi Mersin Limanı A Kapısı’nda 31 Aralık 2025’ten bu yana haklı mücadeleleri için direnişini sürdürüyor. Özgüneş Taşımacılık’ta ağır çalışma koşulları altında çalışan liman işçileri, anayasal haklarını kullanarak TÜMTİS’e üye oldu ve iş yerinde toplu iş sözleşmesi (TİS) yapabilmek için üyelik çalışmalarını tamamlayarak çoğunluk tespitini 2022 yılında sağladı. Patronun yaptığı itirazların tamamı sendika lehine sonuçlanarak Çalışma Bakanlığı’nın 22 Ekim 2025 tarihli yazısıyla da TİS yapma yetkisini belgeledi. Şirket ise ihaleyi alamadıklarını öne sürerek yılbaşı itibarıyla işçilerin işlerine son verdi. Direnişlerine devam eden Mersin Liman işçileriyle Liman A Kapısı’nda yaşadıkları hukuksuzlukları ve grev sürecini konuştuk.
Özgüneş Taşımacılık yönetimi, işten çıkarmaların ihaleyi alamadıkları gerekçesiyle yapıldığını savunuyor. Ancak bu kararın sendikanın yetki almasından hemen sonraya denk gelmesi akıllarda soru işareti bırakıyor. Bu bir rastlantı mı?
Mersin Liman İşçileri: Burada açık bir oyun oynandı. Hiçbir sermaye sahibi sendika ile çalışmak istemez; çünkü sendika olmadığında işçi kıyımı olur, kölelik sistemi tıkır tıkır işler. Bir işçinin alacağı ücretle dört-beş işçi çalıştırabiliyorlar. Bu da onların işine geliyordu. Ana firma olan MIP, Özgüneş ve LDH (Liman Deniz Hizmetleri) şirketlerinin ortak bir oyunuyla bizler kapı dışarı edildik.
Özellikle “elleçleme[1]” dediğimiz bölümün sendikalaşmaması için her türlü baskıyı yaptılar. Çünkü o bölümde hiçbir yasal hakkımız yoktu; mesaimiz, giriş-çıkış saatimiz, servisimiz, hatta yemek düzenimiz bile belli değildi. Biz bu düzene karşı örgütlenmek isteyince bizi toplayıp sendikadan istifa etmemiz için zorladılar. “İstifa etmezseniz iş hakkınızı feshederiz” diyerek açıkça tehdit edildik. Sendika üyesi olmayan ve sendikadan istifa eden işçiler işlerine iade edildi. Bugün direnişimizin 89. günündeyiz. Sırf anayasanın 51. Maddesinde yer alan sendikalaşma hakkımızı kullandık diye çocuklarımızın yüzüne bakamaz hale getirildik. Yıl olmuş 2026, Mersin Limanı’nda hâlâ Orta Çağ’dan kalma “kabala sistemi” ve prim dayatması devam ediyor. Adeta motor yarışı gibi konteynerleri seriyorlar; mesai yok, ikramiye yok, sadece ezilme ve yıpranma var.
12 saatten başlayıp 24, hatta bazen 48 saate varan mesailerden bahsediyorsunuz. Limandaki bu fiziksel sömürü düzeni tam olarak nasıl işliyor?
Mersin Liman İşçileri: Bizler bu limanda çalışan 13 yıllık emekçileriz. Daha sendika işin içinde yokken bile bu sömürüye başkaldırıp işi yavaşlatmış insanlarız. O zamanlar patronlar “Hakkımızı helal etmiyoruz” demişlerdi bize; biz de “Biz sizin hakkınızı değil, kendi hakkımızı alıyoruz” demiştik. Elleçleme işi, maden işçiliğinden sonra dünyanın en zor işidir. Gemilerde kömür, alçı yükledik; birçoğumuzda nefes darlığı ve KOAH gibi meslek hastalıkları oluştu.
Çalışma sistemimiz ise tam bir insanlık dramıydı. Sabah CFS-1 sahasında elleçlemede çalışıp, akşam gemi geldiğinde ambarlara gönderiliyorduk. 50 kiloluk şeker çuvallarını istifleyip sabah tekrar sahaya dönüyorduk. Tam 2 gün boyunca gece-gündüz aralıksız çalıştığımızı biliyoruz. “Hiç mi uyumadınız?” diye soranlar oluyor; sadece malı istife koyma aşamasında, ayak üzerinde gidip gelirken gözlerimizi kapatıp dinlendiriyorduk. “Ya yaparsınız ya çıkışınız verilir” denildiği için geçim sıkıntısıyla mecbur kalıyorduk.
İş kazaları ve bu kazaların sonuçları hakkında çarpıcı iddialar var. Liman içerisinde neler yaşanıyor?
Mersin Liman İşçileri: Bunlar işin sadece görünen yüzü. Onlarca arkadaşımız şu an evinde sakat yatıyor; boyun fıtığı, kasık fıtığı artık sıradanlaştı. İş kazalarının üstü sürekli örtbas ediliyor. Daha 4 ay önce bir arkadaşımızın ayağının üzerinden 16 tonluk iş makinesi geçti. Arkadaşımız hâlâ yatakta.
Hatta geçmişte yaşanan bir olayda, limanda kaza geçiren bir arkadaşımızı hastaneye götürürken “Banyoda ayağım kaydı, düştüm” diyeceksin diye zorladılar. Arkadaşımız zor durumda olduğu için bunu kabul etmek zorunda kaldı. Bir süre sonra “Sen artık işime yaramıyorsun” diyerek işten attılar. O arkadaşımız yaşadığı geçim sıkıntısına ve onur kırıcı bu sürece dayanamayıp maalesef intihar etti.
Ana firmanın (MIP) en zor ve riskli iş olan elleçlemeyi taşerona devretmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mersin Liman İşçileri: Elleçleme işinde üzerimizden konteynerler geçer, ölümle burun burunasınızdır. MIP bu riskleri kendi üzerinden atmak için işi taşerona devrediyor. Bir kaza olduğunda yüklü tazminatlar ödememek, başının ağrımaması için sorumluluğu alt firmaya yıkıyor. Taşeron da işçiye yüklenebildiği kadar yükleniyor. MIP’nin kadrolu elemanları en rahat işi yapıp bizim dört katımız maaş alırken, biz onların dörtte biri ücrete en ağır yükü sırtlanıyoruz. Biz bu adaletsizliğe karşıyız.
Direnişin 89. gününde olan bir işçi grubu olarak, bu süreç size neler öğretti?
Mersin Liman İşçileri: Şunu öğrendik ki ülkemizde yabancı sermayenin hakları bazen yasalarımızın bile önüne geçiyor. Müfettiş raporu “sendika yüzünden çıkarıldılar” dese de kimse müdahale edemiyor. Ama en önemlisi, direniş bize sınıf dayanışmasının ve örgütlenmenin ne olduğunu öğretti.
Hak verilmez, alınır; bunu bizzat yaşayarak gördük. Sermaye sahiplerine ne kadar ödün verirseniz verin, 24 saat de çalışsanız, onlara yaranamazsınız. İşlerine geldiğiniz sürece varsınız. Emekçinin emekçiden başka dostu yokmuş.
Sermayenin yanında kanunun bile bazen sessiz kaldığını gördük ama sivil toplum örgütleri ve emekçi kardeşlerimizle birleşince “bir elin nesi var, iki elin sesi var” sözünün ne kadar güçlü olduğunu anladık.
3 aydır geliriniz yok. Ailelerinizle birlikte bu süreci nasıl göğüslüyorsunuz?
Mersin Liman İşçileri: Çok zorlanıyoruz. Aramızda kiracı olanlar, 3-4 çocuk okutanlar, kredi borcu olanlar var. Tazminatlarımızı dahi almadık. Parasızlık yüzünden evliliği çatırdayan arkadaşlarımız oldu. Kendiniz aç kalabilirsiniz ama çoluk çocuğunuzu aç bırakamazsınız. Bu süreçte sendikamız TÜMTİS imkânlarını zorlayarak bize bir nebze destek oldu ama onun dışında maddi bir yardım görmedik. Sendikamıza güveniyoruz; çünkü hukuk yolunu iyi biliyorlar ve bizim tek derdimiz onurlu bir şekilde işimize geri dönmek.
Mersin halkına ve kamuoyuna son bir mesajınız var mı?
Mersin Liman İşçileri: Mersin halkının ve diğer ticari çevrelerin desteği maalesef yeterli değil. Sadece bazı milletvekilleri ve emek örgütleri yanımızda durdu. Oysa şunu herkes bilmeli: İşçi olmasa, oturduğunuz evler yapılamazdı, yediğiniz yemekler masanıza gelmezdi. Dünyanın bütün parası sizin olsa da, size hizmet edecek bir işçi yoksa, o paranın hiçbir değeri yoktur. İşçi varsa siz varsınız.
Bizler ezilenlerle beraber kazanacağımızı biliyoruz. İçimizden geldiğince cevap verdik, eksiklerimiz olduysa af ola. Direnişimiz 89. gününde aynı kararlılıkla devam ediyor. Sınıf dayanışmasına katkıda bulunan herkese teşekkür ediyoruz; direne direne kazanacağız!
[1] Elleçleme, yüklerin gemiye yüklenmesi, gemiden boşaltılması, liman sahasında taşınması, istiflenmesi ve geçici olarak depolanması gibi tüm fiziksel operasyonları kapsayan bir terimdir. Deniz yolu taşımacılığında bu süreç, malın kara taşıtından limana gelişiyle başlar ve gemiye yerleştirilmesiyle (veya tam tersi) devam eder.

