Ekonomide Şimşek Tablosu: Halk Aç, Patron Tok, Vergi Affı Yolda! 

İktidarın sözde “rasyonel” ekonomi politikaları yoksul halkı nefessiz bırakırken, ekonomik yıkımın faturası işçi sınıfına kesildi. Sanayi ve tarım çökerken güvencesiz hizmet sektörü büyüdü. Açlığa mahkum edilen emekliler ve öğrenciler hayatta kalabilmek için ucuz işgücü pazarına sürüldü. Yağma düzeninde dar gelirlinin boğazı sıkılırken, büyük patronların milyarlarca liralık vergi borçları tek kalemde silindi. 

Emekliler ve Öğrenciler Çarkların Arasında  

TÜİK 2025 verileri, kapitalist sömürü çarklarının en kırılgan kesimleri nasıl yuttuğunu acı şekilde belgeledi. İş bulma ümidini tamamen yitirenlerin sayısı 1.6 milyondan 2.6 milyona fırlayarak açık işsiz sayısına dayandı. Sistemin yarattığı derin yoksulluk, emeklilerin, ev kadınlarının ve öğrencilerin işgücü piyasasına katılım oranlarını hızla tırmandırdı. 2021 yılında 5 milyona yakın emekli işgücünün dışındayken, 2025 yılına gelindiğinde bu sayı 3.8 milyona kadar geriledi. Yıllarca artı-değer üreten milyonlarca emekli, sadaka niteliğindeki aylıklarla geçinemediği için ileri yaşlarında dinlenmek yerine yeniden sömürü çarklarına dönmek zorunda kaldı. 

Diplomalı İşsizler Büyüdü

Öte yandan iktidarın ve ekonomi yönetiminin sipariş rakamlarla çizdiği “pembe tablo”, milyonlarca genci ve kadını yutan devasa bir işsizlik cehennemini gizlemeye yetmedi TÜİK’in masa başında yüzde 8.3’e çektiği resmi işsizlik yalanının ardında, DİSK-AR verileriyle gün yüzüne çıkan yüzde 29.7’lik korkunç bir geniş tanımlı işsizlik gerçeği gizlenemedi. Çalışabilir 66.4 milyon kişiden yalnızca 22.6 milyonu kayıtlı ve tam zamanlı bir işte çalışabildi. 25-34 yaş arası işsizlerin yüzde 49,2’sini üniversite mezunları oluştururken, Türkiye, üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizliği aştığı tek ülke olarak sömürü tarihine geçti.Avrupa Birliği ortalamasının tam 2.4 katına ulaşan bu devasa işsizler ordusu, kapitalist sistemin eğitimi bir toplumsal gelişim hakkı olmaktan çıkarıp, sermayeye ucuz ve diploma sahibi bir “yedek işgücü” üreten fabrikaya dönüştürdüğünü kanıtladı.

Sanayi Eriyip Giderken Güvencesiz Hizmet Sektörü Şişiriliyor  

İktidarın “rasyonel program” adını verdiği yıkım politikaları, istihdamı doğrudan vurarak ülkeyi üretimsizliğe mahkum etti. Gerçek değer yaratan tarım sektöründe 267 bin, sanayi sektöründe ise 168 bin emekçi işinden edildi. Üretim alanındaki bu devasa çöküşün yerini, sömürünün ve güvencesizliğin kol gezdiği hizmet sektörü aldı. İş bulabilenler ulaştırma ve depolamada 65 bin, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde ise 54 bin kişilik artışla tamamen esnek ve kuralsız çalışma koşullarının hakim olduğu alanlara hapsedildi. Bu sağlıksız tablo, işçi sınıfının kalıcı bir yoksulluk ve güvencesizlik sarmalına itildiğinin en net göstergesi oldu. 

Patronlara Vergi Affı, Fatura İşçi Sınıfına  

Devlet aygıtının sermayenin çıkarları için nasıl çalıştığı, vergi politikalarında bir kez daha kanıtlandı. İktidarın “vergide adalet” masalı tamamen çöktü. Küçük esnafın kapısına icra memurları dayanırken, emeklinin üç kuruşluk maaşına bloke konurken; büyük sermayedarlar uzlaşma masalarında, vergi aflarında ihya edildi. 2013-2025 yılları arasında patronların 2 milyar 882 milyon lirası vergi aslı, 15 milyar 748 milyon lirası ceza olmak üzere toplam 18 milyar 630 milyon liralık kamu borcu silindi. Sadece 2025 yılında 9 milyar 720 milyon liralık cezanın affedilmesi, bu soygunun ulaştığı vahim boyutları açıkça sergiledi. Yağma bununla da sınırlı kalmadı. 2026 yılı için sermayeye 3 trilyon 597 milyar liralık vergiden vazgeçilmesi öngörüldü. Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) ve Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle semirtilen 44 şirkete yalnızca 2025 ve 2026 yılları için yüz milyarlarca liralık vergi affı hazırlandı. Mehmet Şimşek yönetimi dar gelirliyi vergi kıskacına alırken, zenginlerin milyarlarca liralık borçlarını affederek faturayı doğrudan işçi sınıfına kesti.