Ayşegül Devecioğlu ile Çetin Uygur ve Devrimci Sendikacılık Söyleşisi

Toplumsal Özgürlük Partisi’nin, Yazar Ayşegül Devecioğlu ile yapacağı söyleşi 29 Mart Pazar günü saat 15:00’te Eğitim-Sen Kocaeli 2 No’lu Şube’de gerçekleşecek. Söyleşinin Çetin Uygur önderliğinde Yeraltı Maden-İş sendikasının yarattığı sınıf hareketi ve sendikal deneyimi ve bu bağlamda güncel gerçeklik içerisinde sınıf mücadelesinin nasıl yükseltilebileceği şeklinde özetlenebilir. Kendisi de bu sendikanın örgütlenme sürecine önemli katkılarda bulunan, sendikanın kapatılması sonrasında da hayatını sınıf mücadelesine adayan Devecioğlu’nun konuşmacı olacağı söyleşide, geçmiş tecrübe ve güncel gereklilikler tartışılacak.

Yeraltı Maden-İş Deneyimi

Türkiye emek tarihinde kendisine özgü bir yerde bulunan Yeraltı Maden-İş, 1975 yılında kurulduktan sonra Amasya’da, Erzurum’da, Sivas’ta ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde çok önemli örgütlenme, grev ve direniş tecrübeleri inşa etmiştir. İTÜ Maden mezunu Çetin Uygur öncülüğünden kurulan sendikanın belki de en ayırt edici yönü, kalan diğer devrimci yahut mücadeleci sendikaların da aksine, işçinin mücadelenin öncüsü ve öznesi olmasını sağlamaya gösterilen önemdir.

Ne kadar iyi niyetli olursa olsun, profesyonelleşen sendikacıların işçi adına mücadele yürütmesinin değil, kendi mücadelesini yürütecek işçilere bir örgütsel alan açılmasını başaran Yeraltı Maden-İş’in bu başarısı zaten sürdürülen grev ve direnişlerde de kendisini gösterir. Yine Türkiye emek tarihinde kendine özgü bir yerde bulunan Yeni Çeltek işgal ve özyönetim deneyiminin açığa çıkabilmesini bu perspektif sağlamıştır. Yeni Çeltek madeninde işverenin madeni kapatacağını ilan etmesinin ardından işçiler madeni işgal etmiş, kendi komitelerini kurmuş ve üretimini kendileri organize edip sürdürmüş, üretimi arttırmış, üretilen kömürün bölge halkına adil dağıtımını sağlamıştır. Bu irade ise ancak 12 Eylül vahşeti ile kırılabilmiştir.[1]

Güncel Gereklilikler

Toplumsal Özgürlük Partisi de bu söyleşinin amacını, Yeraltı Maden-İş’in bir dönem yarattığı işçi öncülüğünü ve özneliğini bu dönem inşa etmenin yollarını aramak, farklı sendikacılık anlayışının imkanını ve gücünü sınıfla beraber tartışmak olarak açıklıyor. Yoksulluğun ve sömürünün bu derece arttığı, işçi sınıfının geçim sıkıntısını hayatının her anında hissettiği, sınıf mücadelesi üzerindeki politik baskının sertleştiği bu atmosferden çıkışın ancak işçilerin kendi mücadelesinin öznesi ve öncüsü olabilmesi yoluyla olduğu vurgulanıyor.

Gebze gibi bir işçi havzasının yer olarak seçildiği söyleşide hedeflenen bu tartışmaların işçi sınıfı ile temasını sağlamak.

Ayşegül Devecioğlu Kimdir?

Orta Doğu Teknik Üniversitesinde eğitim gördüğü sırada sınıf mücadelesi ile tanışan Ayşegül Devecioğlu, Devrimci Yol’a katılmış ardından da 1977 yılında sınıf mücadelesine daha etkin katkı sağlayabilmek adına okulu bırakmak durumunda kalmıştır.

O günden bugüne hayatını devrimci mücadeleye adayan Devecioğlu, 1980 darbesi sonrasında birçok gazete ve dergide yazılar yazmış, Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) meclis üyeliğini de yapmıştır. Bu süreçte de ülkede barış, demokrasi ve eşitlik mücadelesinde aktif rol oynamıştır.

Devecioğlu, devrimci kişiliğine ek olarak edebiyatçı kişiliği ile de öne çıkmaktadır. Birçok roman ve öykü kitabı olan Devecioğlu, 12 Eylül vahşeti ve karanlığı başta olmak üzere birçok temayı eserlerinden işlemiş, bizzat o dönemleri yaşayan, o karanlık karşısında mücadele eden bir deneyimi okurlarla buluşturmuştur.[2]


[1] Yeraltı Maden-İş deneyimi de dahil olmak üzere Çetin Uygur’un hayatına dair çok daha detaylı bilgi almak isteyen okurlar Ayşegül Devecioğlu’nun da yazarları arasında yer aldığı NotaBene Yayınlarından çıkan Çetin Uygur Kitabı’na başvurabilir.

[2] Daha ayrıntılı bir biyografi ve eserlerinin listesi için Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü Ayşegül Devecioğlu maddesine bakabilirsiniz.