Suriye’de 2024’ün Aralık ayında Esad’ın düşüşü ve Baas rejiminin çözülüşü sonrası şüphesiz çok şey değişti. Esasen bu değişimlerin köklerini anlamak için biraz da emperyalist haydut blokunun bölgedeki değişen yönelimlerine de bakmakta fayda var.
2001’de Afganistan’da başlayan savaş yirmi sene sürdü. 2003’te Irak’ta başlayan savaş IŞİD’in 2014’teki çıkışı da dahil edilirse 11 sene sürdü. Afganistan’da Taliban rejimi 2001’de yıkılmıştı, 2021’de tekrardan dirildi. Geçen 20 sene bölgede birçok dalgalanmayla birlikte geçti. O sırada 2011’de Suriye’de iç savaş patlamış ve dünyanın köşe bucağından gelen sayısız selefi cihatçı Suriye’ye akın etmişti.
ABD emperyalizmi Afganistan’dan ve Irak’tan da 2001’den 2011’e giden süreçte epey dersler çıkarmış ve sonrasında kendi bölgesel çıkarları doğrultusunda o dönem selefi radikalizmin kontrol altına alınması hususunda birtakım yönelimlere girmişti. Suriye iç savaşı sırasında da IŞİD dönem dönem yükselişe geçmiş ve nedense emperyalist bloku da örgütlenmelerini kontrol altına almak için bir dizi yönelimi hayata geçirmişti.
Suriye’de IŞİD’e karşı en etkili mücadele de Kürt halkı ve onların siyasal iradelerince veriliyordu. Özellikle Rojava devrimi ve sonrası süreçte Kürt halkının ve başta Kürt kadınlarının IŞİD’e karşı verdiği mücadele, ilerisinde “İslam’ın başkenti” Rakka’ya dek uzandı. Bu bağlamda ABD, bölgede Kürt halkıyla IŞİD’e karşı mücadele kapsamıyla “güvenlik ekseni” ile sınırlı olmak üzere bir pragmatik ilişki içerisine o dönem girmişti.
Değişen Aktüellik
Aralık 2024’te HTŞ’nin ve takım elbisesiyle gelen Colani’nin yeni iktidarı bir dizi değişimin ilk parametresi olarak okunabilir. Dünün iç savaşının cihatçı selefi El-Kaide’si bugün yeni maskesiyle ve takım elbiseleriyle karşımızdadır.
ABD tazecik Afganistan’dan çıkarken Taliban bugün yeni dönemde selefilikle kendi halkına yeniden adeta savaş açmıştır. Hukuk, anayasa, devlet gibi meşruiyet üretici kurumlar kullanılarak kadın, çocuk, toplumsal yaşam, kültür ve ekonomi üzerinde el yükseltici bir selefi saldırı söz konusudur. Türkiye’de Hizbulkontra HÜDA-PAR makyajıyla törpülenmiş, meclise kadar girmiş ve hatta belediye seçimlerinde belediye bile kazanmıştır. Maskeli selefilik bir yönüyle aynı zamanda Türkiye’de de kılıfına oturtulmuştur. Irak’ta da IŞİD yeniden hatrı sayılır bir biçimde örgütlenmektedir.
Haliyle bugün bölgenin belki de tamamına bakılırsa salık verilen durum şunu göstermektedir ki emperyalist haydut blokunun bölgede bir dönem selefiliğin radikalliği dolayısıyla mücadele doğrultusundaki yönelimleri bugün değişmiş ve yeni yönelimleri de selefileri takım elbiselerle, yeni maskelerle siyasete angaje etmek yönüne doğru kaymıştır. Başka bir yanıyla da maskesiz selefiliğin de önü bir biçimde açılmaktadır.
Kürtlere Emperyalist Blokaj
2026’nın Ocak ayının başlarında SDG 48 saat ieçrisinde, kimi kaynaklara göre topraklarının en az yüzde kırkını kaybetti. Askeri olarak da neredeyse dağıldı denilebilir. Bu durum 18 Ocak ateşkesiyle resmileşti. 10 Mart mutabakatı boşluğa düştü. Deyrizor’dan Rakka’ya bütün IŞİD hapishanelerinin kapıları açıldı ve 22 Şubat günü genel af ilan edildi. Sömürge valisi Barrack Kürtlere siyasal intiharı aylardır dayatmaya devam ediyor.
Bölgedeki siyonist denklem, İran’a emperyalist müdahalenin yeniden gündemi ve Irak siyasi politikası da düşünüldüğünde; yukarıda ifade ettiğimiz değişen aktüellikle birlikte emperyalist haydut blokunun Kürtlerle olan pragmatik ilişkisinin bozunuma uğradığı tespit edilebilir.
Bölgede Şia eksenine karşı Sünni maskeli selefiliğe ihtiyaç duyuluyor. Ancak bir gücü devşirecek ve İran ile savaşacak bir güç bulunamıyor. İran, Suriye’ye hiç benzemiyor ve Suriye’de hayata geçirilen taktiklerin İran’da şu anki koşullarda hiçbir geçerliliği yok. Savaşın maliyeti, İran’ın direnişi ve kara harekatının şu anda imkansız oluşu gibi nedenlerle savaşın Trump ve İsrail için bir bataklığa dönmesi ya da bu bataklığı geçmek için ağır savaş suçlarının işlenmesi (mesela toplu sivil katliamlar için taktik nükleer silahların kullanımı) gibi olasılıklar belirmiş durumdadır.

