Geçtiğimiz yılın Ekim ayında TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda kabul edilen “Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Teklifi” geçen hafta TBMM genel kurulunda gündeme geldi ve teklifin en kritik 5. maddesini de içeren kısmı TBMM genel kurulunda kabul edildi. Kanun değişikliği teklifinin 6. maddesinden itibaren olan kısmı bugünkü TBMM genel kurulu ile birlikte görüşülmeye devam edilecek.
Kanun değişikliği teklifi doğal varlıkların korunmasını öngören yürürlükteki 2872 sayılı Çevre Kanunu, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de değişikliklik teklifleri içeriyor. Doğal varlıkları görece koruma altına alan yasal düzenlemeler söz konusu kanun değişikliği teklifiyle baypas edilmek ve son kalan doğal ekosistemler ranta açılmak amacıyla hazırlandı.
Kısa süre içinde onaylanması veya başvuru sürecine alınması hedeflenen projeler içerisinde doğal sit alanlarının turizm, konaklama veya enerji projeleri adı altında parça parça enerji şirketlerine açılması var. Bu anlamda atılan ilk adımlar Bolu Yedigöller Milli Parkı, Abant Tabiat Parkı gibi doğal koruma alanları içerisinde planlanan yeni projeler, yasanın işlevini ve rant boyutunu bir kez daha görünür kıldı. Bu bölgeler ÇED raporu gerek görülmeksizin şirketlere ihale edilmiş durumda.
En Kritik Madde Geçtiğimiz Hafta Kabul Edildi
Kanun değişikliği teklifinin geçtiğimiz hafta geçen 5. maddesi söz konusu teklifin en kritik maddesini oluşturuyordu. Bu kanun değişikliği ile birlikte 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nda bir değişiklik öngörülmüş ve Milli Park statüsündeki yerlerdeki tesis tasarrufları son yıllarda iyice tartışmalı bir kurum haline gelen Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne devrediliyor. Tartışmalı diyoruz çünkü doğal varlıkların korunması gibi bir misyonla kurulan bu kurum adını çoğu zaman açtığı av ihaleleri ile duyurdu. Dahası kanun değişikliği teklifinde Milli Parklar statüsündeki yerlerdeki tesislerin çeşitliliği son zamanların en tartışmalı ve esnek tarifiyle “kamu yararı” adına arttırılıyor. Bundan böyle Milli Park statüsündeki yerlerde “kamu yararı ve zaruret olması halinde, ulaşım, elektrik iletim ve nakil hattı, petrol ve doğalgaz iletim hattı, trafo, haberleşme, su, termal su, atık su, altyapı ve bunlarla ilgili yapı ve tesislerin yapılması” söz konusu olabilecek. Evet örneğin Aladağlar Milli Parkı’nın ortasından iletim hatları, Munzur Vadisi’nin orta yerinden yol geçebilecek. Adına kamu yararı dedikleri şey ise ihaleci kapitalistlerin üstün kârlarından başka bir şey değil. Halihazırda 822 bin 522 hektar büyüklüğüne sahip olan 50 milli park, 274 tabiat parkı, 111 tabiat anıtı ve 32 tabiat koruma alanında tesisler yapılacak ve bu tesisler 49 yıllığına işletmecilere devredilebilecek. Hatta başarılı bulunması halinde bu süre 99 yıllığına uzatılabiliyor.
Kanun değişikliği teklifinin 5. maddesinde yer alan ifade tam olarak şu şekilde:
2873 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Turizm bölge, alan ve merkezleri” ibaresi “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezleri” şeklinde, “Maliye Bakanlığının” ibaresi “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının” şeklinde, “Orman ve Su İşleri Bakanlığınca” ibareleri “Bakanlıkça” şeklinde, “Hazineye devredilir” ibaresi “Genel Müdürlüğün tasarrufuna geçer” şeklinde, “Hazineye devir” ibaresi “Genel Müdürlüğe devir” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. (…) Ancak milli park ve tabiat parklarında, planlarına uygun olması, kamu yararı ve zaruret olması halinde, ulaşım, elektrik iletim ve nakil hattı, petrol ve doğalgaz iletim hattı, trafo, haberleşme, su, termal su, atık su, altyapı ve bunlarla ilgili yapı ve tesislerin yapılması maksadıyla gerçek kişiler ve özel hukuk tüzelkişileri lehine bedeli mukabilinde Bakanlıkça izin verilebilir, verilen izinler amacı dışında kullanılamaz ve uygulamalar bu Kanun hükümlerine göre denetlenir. İçme suyu temini açısından yapımı aciliyet gösteren ve kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk arz eden tesisler için uzun devreli gelişme planı/gelişme planı şartı aranmaz.
DKMP Yeniden Tanımlanıyor
Teklifin her yerine nüfuz eden ruh Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün yeni döneme iyice adapte edilmesidir dersek yanlış olmaz. DKMP Genel Müdürlüğü deyim yerindeyse sermaye birikim ihtiyaçları çerçevesinde yeniden tanımlanıyor. Yukarıda bahsettiğimiz değişiklikle birlikte daha önceki uyuglamalarla hazinenin mülkiyetine geçen alanlar artık Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğün “tasarrufuna” bırakılıyor. Devasa bakir alanların tasarrufunun Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki bir müdürlüğe devredilmesi, bu müdürlüğün son dönemlerde iyice açığa çıkan ihaleci karakteri ile birlikte düşünüldüğünde oldukça büyük bir adım.

