9 Mayıs – Sovyet halkının Büyük Anayurt Savaşı’ndaki Zaferinin yıl dönümüdür. Bugünkü Putin iktidarı bu bayramı görkemli bir şekilde kutluyor. Dahası, birçoğu Zafer Günü’nün bugün halkı birleştiren neredeyse tek şey olduğunu söylüyor. Bu, burjuva iktidarının halka kendi kapitalist “projesinden” hiçbir şey sunamadığı ve sadece farklı değil, aynı zamanda zıt bir toplumsal sistemin -sosyalist sistemin- zaferlerine yamanmak zorunda kaldığı anlamına gelir.
Ancak Sovyet halkı soyut bir Vatan için (aslında sermaye ve yozlaşmış bürokrasi için) değil, tamamen somut bir sosyalist Vatan için savaştı. Öyle bir Vatan ki; iktidar, fabrikalar, toprak ve ülkenin diğer tüm zenginlikleri emekçilere aitti. Böyle bir Vatan için can feda etmekten çekinilmezdi. Bu nedenle seferberlik ilan edildikten sonra kuyruklar Gürcistan, Kazakistan, Türkiye veya İran sınırlarında değil, askerlik şubelerinin önünde oluştu. Ve kimseyi devasa “cenaze tazminatı” tutarlarıyla satın almaya gerek yoktu. Aksine, cephe gerisindeki emekçiler birikimlerini savunma fonuna bağışlıyordu.
Faşistlerin asıl amacı sadece SSCB’nin topraklarını ve zenginliklerini ele geçirmek değil, komünizm tehdidini yok etmekti. “Ayak takımını tekrar ahıra kapatmak” içindi. Faşizm, bu görev için tekeller tarafından (üstelik sadece Alman tekelleri de değil) yetiştirildi. Faşistler bu amacı o dönemde tek bir ülkede (Almanya) geçici olarak gerçekleştirmeyi başardılar. Ancak tüm dünya proleterlerinin Vatanı ve dünya sosyalist devriminin ocağı olan SSCB var olduğu sürece, kapitalistler rahat uyuyamazdı. Bu nedenle savaş, belirgin bir sınıfsal karaktere sahipti.
Şimdi soralım: Rusya’da, Ukrayna’da, ABD’de ve AB’de hangi sınıf iktidarda? Ve emekçilerin bu güçler arasındaki askeri çatışmalara katılmaktan ne gibi bir çıkarı olabilir? Bu soruyu cevaplamak için bilge olmaya gerek yok.
Yine de Ukrayna savaşı ile Büyük Anayurt Savaşı arasındaki tarihsel analojilerin kabul edilemezliğine göz yumup salt askeri sonuçları karşılaştırmaya çalışırsak ne görürüz? Ukrayna savaşı şimdiden Büyük Anayurt Savaşı’ndan daha uzun sürdü. Bu süre zarfında Sovyetler Birliği, kaynaklar bakımından kendisinden çok daha güçlü olan ve neredeyse tüm kıta Avrupası’nı kontrol eden Hitler Almanyası’nı bozguna uğratmayı başarmıştı. Rusya Federasyonu ise beşinci yılına girmesine rağmen daha zayıf bir düşmanla uğraşıp duruyor. Ve Şoygu gibi siyasetçiler ile Putinci generaller, “İşte, eğer Batı Ukrayna’ya silah ve mühimmat yardımı yapmasaydı çoktan kazanırdık” diye şikayet etme küstahlığını gösterebiliyorlar. Meğer ne büyük rezaletmiş, düşmanın da silahı ve mermisi varmış! Yoksa herkesi polis otobüslerine doldurup aşırıcılıktan 15’er gün hapis cezası keserlerdi!
1945 yılında dünya gericiliğinin güçlerine karşı verilen haklı savaşta zaferi, 1917 yılında kurulan devlet kazandı. Ve bu devlet; işçilerin, köylülerin ve askerlerin barış uğruna, adaletsiz ve emperyalist savaşa karşı mücadelesiyle kurulmuştu. 1917’de Rusya emekçileri ülkeyi böyle bir savaştan çıkarmayı başardılar. Üstelik bunu emperyalist bir barışla (şimdilerde dedikleri gibi bir “anlaşma” ile) değil, devrimci bir çıkışla, bu savaşı başlatan sınıfları iktidardan uzaklaştırarak yaptılar. Sınıf savaşımlarının bu dersleri, Büyük Anayurt Savaşı meydanlarındaki muharebelerin analizi kadar önemlidir.
Yaşasın Sovyet halkının, dünya sermayesinin saldırı kıtası olan faşizme karşı Zaferi!
Büyük Anayurt Savaşı ile burjuva çatışmaları arasındaki yalan dolu analojilere hayır!
Zafer Sancağı Kızıldır; üzerinde orak ve çekiç vardır!


