Madene Teslim Edilen Kent: Giresun’un Sesini Duy!

Geçtiğimiz günlerde MAPEG tarafından 8 ayrı sahanın 4. grup madencilik (altın, gümüş ve polimetalik cevher) faaliyetleri için şirketlere peşkeş çekilmesi ile birlikte Giresun’un %85’inin maden sahası ilan edilmesi süreci tamamlandı. Maden sahası ilan edilen yerler; çiftçilerin yaşadığı köyler, geleneksel yayla yaşamının sürdüğü alanlar, tarım arazileri, su havzaları ve ormanlar. Giresun’un yaşamını yok ederek halkın geçimlik kazancını halkın elinden alıp sermayedarlara veriyorlar. Planlanan maden sahasında 38 köy, toplamda da 100 bin çiftçi etkilenecek.

Maden sahası, Giresun’un ana geçim kaynağı olan fındık üretiminde 1 milyar dolarlık bir kaybın oluşması anlamına geliyor. Giresun’daki çiftçilerin duruma tepkileri artıyor. Yaşam alanları ve geçim kaynakları için yerel direnişler açığa çıkıyor. Sekü Köyü’nde halk Lidya Madencilik’in yürütmeyi durdurma kararına rağmen sondaj araçlarının köye sokulmasına karşı direniyor.

Giresun’da ekolojik yıkım 

Maden sahasına çevrilen bölge, sadece Giresun’un ekolojik katli anlamına gelmiyor, su havzalarını ve dereleri de içeren maden sahası projesi, zehirli atıkların suya karışmasına da sebep olacak. Bu proje Giresun’un %85’lik kısmında doğrudan bir ekolojik katliam yaratırken tüm bölgeye zarar vereceğini de atlamayalım.

Giresun’un doğal yapısının tahrip edilmesi, orada yaşayan birçok türün ölmesi anlamına da geliyor. Maden sahaları toprağın barındırdığı mineral oranlarını sıfırlayan zehirlerin toprağa dökülmesiyle açılıyor. Başka bir deyişle bu maden sahası Giresun fındıklarının niteliğine derin bir zarar verecek. Talan edilecek bölgelerde iyi fındık yetişmesinin önünü keserken fındık üretimine devam edecek bölgeleri de etkileyecek. Su havzalarına karışacak siyanür tüm bölgeyi zehirleyecek, bölgedeki yaşamı yok edecek. Su havzalarının varlığı, ormanların varlığı demek. Ormanların yok olması su akışını da güçsüzleştirecek. Bu proje, Hem su havzalarını kuraklığa sürükleyecek hem de zehire boğacak. 

Kimliksizleştirme ve, kültürel değerlerin yıkımı

Bir şehrin %85’inin maden sahası olarak planlanması, 8 maden projesi olması oradaki halkın yaşama şeklinin de kökten değişeceği anlamına geliyor. Halk bu bölgede tarım ve hayvancılık ile yaşamını sürdürüyor. Bu üretim biçimlerinin ve buna dayalı yaşamın tamamen yok olması demektir.

Bir şehrin %85’inin madencilik faaliyetlerine ruhsatlandırılması, özellikle de o şehrin tek geçim kaynağı fındık üretimiyken orada yaşayan köylülerin işçileşmesi ve mülksüzleştirilmesi anlamına geliyor. Çiftçilerin yıllardır fındık ağaçlarıyla birlikte yaşayarak, deneyimle öğrendikleri fındıkçılık ve nesillerdir aktarılan doğa bilgisinin yok edilmesi; aynı zamanda da yayla kültürünün son bulması demek. Yani bu proje, Giresun’un kendine ait kültürel değerlerinin yıkımı, insanları kimliksizleştirme projesi de aynı zamanda. 

Giresun’da Madene Açılan Bölgeler

Giresun Merkez: Lidya Madencilik (Çalık Holding)- Akköy, İnişdibi, Boztepe gibi köylerde toplam 3922 hektarı aşan 3 farklı ruhsat alanı.

Piraziz: Gümüştaş Madencilik (Doğan Holding)- Deregözü, Güneyköy, Erenli gibi köylerde yaklaşık 3396 hektarlık 2 alan.

Dereli: Gencer Maden- Yeşiltepe, İçmesu vb. (1214,5 hektar).

Bulancak: Kar Mineral Madencilik- Naltaş Yaylası, Karagöl Dağı vb. (1991,15 hektar).

Şebinkarahisar: MirYıldız Madencilik- Asarcık, Duman Yaylası vb. (1987,75 hektar).

(Evrensel Gazetesi / Giresun’da Maden Tehlikesi: Fındığın başkenti için acil çağrı / Özer Akdemir / 6.04.2026) 

Bu veriler, toplamda 125 bin dönümlük arazinin yok edilmesi, 38 köyün işçileşmeye zorlanacağı anlamına geliyor. 

Köylülerin Mücadelesi Sürüyor

Köylerdeki mücadele maden ihalelerinin onaylandığı 2 Nisandan beri sürüyor. Köylülerin birleşerek oluşturduğu bir direniş var. Sondaj araçlarını birkaç gün tarlalara sokmadı çiftçiler. Hukuki açıdan baktığımızda köylülerin direnişleri sonucunda Alagöz Madencilik’in Görele ve Tirebolu’da; Akan Madenciliğin de Bulancak’taki çalışmaları için yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Ancak şirketler bu karara uymadı. Alagöz Holding, yürütmeyi durdurma kararına rağmen, Sekü Köyü’ne jandarmaların korumasıyla sondaj araçlarını soktu. Yürütmeyi durdurma kararının dinlenmediğini sadece jandarma aracılığıyla köye giren sondaj araçlarından da değil; 6 Nisan akşamı köylülerin sondaj araçlarını engellemeye çalışırken Giresun Çevre ve Şehircilik İl Müdürünün köylülere karşı araçların köye girebileceği, bunun engellenemeyeceği söylemesinden de anlıyoruz.

Devletin bürokratı söz konusu maden şirketleri olunca mahkemelerinin kararlarının dahi geçerli olmayacağını mı söylüyor? Maden şirketlerinin cirit attığı bir distopya, gerçeğe dönüşüyor.

Dava Kazanıldı Ama…

7 Nisan’da dava avukatının yaptığı açıklamaya göre yürütmeyi durdurma kararı alan davada karar çıktı. İdari işlem hukuka aykırı bulunarak iptal edildi. Sondaj makinesini durdurmaya çalışarak alana giden köylülerin maden şirketlerine karşı haklılığı hukuki olarak da ispatlandı. Elbette hukukun egemenlerin keyfi tutumuna göre işlediği bu dönemde, esas belirleyici olan halkın fiili direnişi olacaktır.