TBMM başkanlığına 12.03.20026 tarih ve 109 nolu “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” başlıklı torba yasa bugün TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda görüşülüyor. Torba yasanın Orman Kanunu’nda öngördüğü değişiklikler kelimenin tam anlamıyla bir kırım yasası niteliğinde.
Karbon Ticareti ve Yutak Alan Yağması
Söz konusu torba yasada Orman Kanunu’nda üç değişiklik yapılması amaçlanıyor. Torba Yasa’nın 13. Maddesi şu şekilde:
MADDE 13- 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “EK MADDE 21- Küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlamak ve ormanların sera gazı tutum kapasitesini artırmak maksadıyla Orman Genel Müdürlüğü karbon yutak ormanları kurar, bedel almak suretiyle kurdurur veya kurulmuş ormanların tesis maliyetinden az olmamak ve karbon piyasası rayiç bedeli tahsil edilmek kaydıyla tahsis eder, yönetir, işletir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili tanım, şekil, şart ve esaslar İklim Değişikliği Başkanlığının görüşü alınacak yönetmelikle düzenlenir.”
Türkiye Ormancılar Derneği’nin değerlendirmesine göre kanun teklifi ile yalnızca yeni orman kurulması değil, mevcut ormanların da tahsis edilmesi, en yüksek karbon tutma kapasitesine sahip doğal ormanların düşük bedellerle özel girişimin kullanımına açılması amaçlanıyor. Zira şirketlerin kuracakları karbon yutak ormanları, kapalılık oluşturmayan maksimum 5 yaşında fidanlardan oluşacaktır. Bu fidanların orman statüsüne kavuşması için uzun yıllar gerekiyor ve bu sahaların karbon ticaretine konu hesaplamalarda çıkacak sonucun karbon ticaretinde bir önemi bulunmuyor. İşte bu noktada devreye OGM giriyor. Karbon ticareti için şirketlerin uzun yıllar beklememeleri adına OGM eliyle “hazır yetişmiş” ormanlar yetişecek. Ormanlar şirketlere tahsis edilerek karbon ticaretine dahil edilecek.
Orman Mühendisi Akademisyen Cihan Erdönmez’e göre kurulması öngörülen karbon yutak ormanlarının esas işlevi, doğal ormanların tahrip edilerek ticari alanlara dönüştürülmesi ve sermaye birikimine hizmet etmesinin önünün açılacağı yönünde. Daha önce bu uygulamayı doğal ormanların ekosistemlerinin bozularak endüstriyel plantasyonlar yoluyla odun tarlalarına dönüştürülmesinde de görmüştük. Bununla birlikte bu yıkım yerel halkı ve orman köylülerini karar alma süreçlerinden hep olduğu gibi dışlayarak toplumsal bir yıkımı da beraberinde getirecek.1
Hazine Ormanlarındaki Yapılara Af
Teklifin 14. maddesi de orman yağmasının bir başka boyutunu oluşturuyor. Orman Kanunu ve Kadastro Kanunu gibi kanunlar kapsamında devlet ormanı olarak sınırlandırılan bölgelerde kaçak olarak inşa edilen taşınmazlara af getiren bu madde ile açıkça orman sınırlarının daraltılması öngörülüyor.
Türkiye Ormancılar Derneği’nin değerlendirmesine göre bu madde ile kısaca kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmen veya tamamen devlet ormanı olarak sınırlandırılan taşınmazlardan devlet vazgeçmiş oluyor. Yani mevcut orman alanları azalmaya/azaltılmaya devam edecek. Derneğin verilerine göre bu madde ile 129.000 hektar yani 180 bin futbol sahası (İstanbul’un alanının dörtte biri) büyüklüğünde bir ormanlık alan gözden çıkarılıyor. Zira düzenleme ile bir bölge için kadastro “orman” kararı verse bile Orman İdaresi, elinde tapu olan şahıs veya şirket lehine bu alanları terk edecek. Kadastro tespitleri davalık olanların ise davası düşecek ve yargı kararı beklenmeden Orman İdaresi bu alanları terk edecek.
Türkiye Ormancılar Derneği bu durumu şu çarpıcı örnekle açıklıyor:
Bu maddeyi şu örnekle açıklayalım; Örneğin bir vatandaş ormanı keserek kaçak villa yapmış ve bir şekilde buraya tapu almış (af çıkmış, rüşvet vb). Orman İdaresi de ormanı keserek villa yapan kişiye dava açmış ve bu kişinin haksız iktisapla ormanlık sahayı mülkiyetine geçirdiğini ispatlamış ve Yargı da bu yönde hüküm vererek burası ormandır demiş. Yıkılması ve orman olarak kalması gereken bu alan bu madde ile villa sahibinin iki yıl içinde başvurusu ile kendisine iade edilecek ve bu kişi ödüllendirilecektir.
Bitmek Bilmeyen Keyfiyet: 2/B Yağması
Kamuoyunda 2/B arazileri olarak bilinen, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. maddesinin B fıkrasına göre, “bilim ve fen bakımından orman olarak korunmasında fayda görülmeyen, orman vasfını yitirmiş hazine arazileri”nin zaman zaman satışlarının gündeme getirilmesine AKP’li yıllarda sık sık rastlamıştık.
Komisyonda görüşülen torba yasa kanun teklifinin 15. maddesi 2/B uygulamalarını yeniden tartışmaya açarak kanundda yeni bir gedik açmayı öngürüyor. Teklife göre daha önce hukuki kesinliği olan ve satışları hukuk yoluyla engellenen kamu arazilerinin statüleri yeniden değerlendirilebilecek. Kadastro ve hukuk kararlarının kesinliği ilkesi uygulanması gerekirken bu kesinlik ortadan kaldırılmak isteniyor.
Torba yasada yer alan bu üç kanun değişikliği teklifi kelimenin gerçek anlamıyla orman kıyımını öngörüyor.
- https://x.com/forestercihan/status/2037081912376803357?s=20 ↩︎

