Boğaziçinde Kürt Hareketlerini Çalışmanın Cezası İlişkinin Kesilmesi Oldu

Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyım yönetimi öğrencilere saldırılarını sürdürüyor. Üniversite bünyesinde yakın Türkiye tarihi araştırmaları amacıyla kurulan Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü doktora öğrencisi Metin Kiper, Kürt halk hareketleri üzerine çalıştığı için önce ırkçılığa maruz kaldığını ardından da okul ile ilişkisinin kesildiğini açıkladı.

İlişkisinin kesildiğini İsmail Beşikçi Vakfı’nda yaptığı açıklama ile duyuran Kiper, ardından başından geçenler hakkında Rûpel News’e konuştu.[1]

Akademide Kürt Araştırmalarına Sansür

Kiper’in Rûpel News’e aktardığına göre, doktora yeterliliği için girdiği yazılı sınavı başarı ile geçmesine karşın girdiği sözlü sınavda çalıştığı konuyu duyan Enstitü kayyımı Sevtap Demirci, Kürt ve Ermenilerin emperyalizmin aparatı olduğunu ve Kiper’in bu konuyu çalışmasının yanlış olduğunu söyleyerek Kiper’in sözlü sınavını baltaladı, Kürt ve Ermeni halklarına karşı açıktan ırkçı söylemlerde bulundu.

Bu sözlü sınav, Kiper’in kayyım yönetimindeki Boğaziçi’nde karşı karşıya kaldığı tek baskı anı olarak kalmadı. Kiper, araştırma süreci boyunca kendisini kısıtlamak ve çalışmalarını açıkça ifade edememek durumunda kaldığını söylerken, danışmanın emekliliği sonrasında ise enstitüde savunmasız ve yalnız kaldığını vurgulamakta. Kiper, karşı karşıya kaldığı bu tutumu tarih yazımında Kürt halkının da temsiline karşı bir saldırı olarak değerlendiriyor. Okul ile ilişkisinin kesilmesine karşı ise yargıya başvuracağını ifade ediyor.

Sadece Kişisel bir Hak Arayışı Değil

Kiper’e göre “Bu sadece kişisel bir hak arayışı değil. Bu, üniversitelerin nasıl bir yer olacağıyla ilgili bir mücadele.”

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nün yönetimine, eski enstitü müdürü Prof. Dr. Cengiz Kırlı yerine bizzat kayyım Naci İnci tarafından atanan Sevtap Demirci’nin enstitü içerisindeki görevinin ne olduğunu açık eden bir süreç ile karşı karşıyayız. Enstitünün eski müdürü Prof. Dr. Cengiz Kırlı’nın da dava açarak karşı çıktığı bu sürece karşın, Sevtap Demirci yıllardır enstitü kapsamında yapılan çalışmaları sınırlamak ve önlemek misyonunu başarıyla sürdürüyor. Enstitü kapsamında ders veren birçok akademisyen mobbing ve baskı ile ayrılmaya zorlanırken, yerlerine boşalan koltuklara ise iktidarın istediği bilgiyi üretecek atama kadroları dolduruluyor.

Metin Kiper’in araştırma konusu dolayısı ile karşı karşıya kaldığı baskı ve saldırılar gerçekten de kişisel veya tekil bir olay olarak düşünülemez. Tam aksine üretilecek bilginin kim tarafından ve kimin çıkarına üretileceğini belirlemek adına sürdürülen mücadelenin çok önemli bir parçası niteliğindedir. İsmail Beşikçi’den Barış Akademisyenlerine, Türkiye’de Kürt halkı başta olmak üzere ezilenler tarafından bilgi üretmek cezasız bırakılmamıştır.


[1] https://rupelnews.com/tr/besikcinin-universiteden-atilmasi-55-yil-sonra-tekrarlaniyor-mu