Dünya halkları bir kez daha şahitlik ediyor ki sermayenin en saldırgan yüzü olan emperyalizm, kendi çürümesini gizlemek için yeryüzünü kan gölüne çevirmekten çekinmiyor. ABD emperyalizminin koçbaşı Donald Trump ve siyonist işgal rejiminin eli kanlı lideri Binyamin Netanyahu, tarihin gördüğü en büyük “suç ortaklıklığını” yürütüyor. Gazze’de katledilen binlerce insanın kanı henüz kurumamışken İran’a saldıran Netanyahu ve onun eli kanlı, istismar dosyasıyla anılan Trump’ın suç dosyası giderek daha fazla kabarıyor. Emperyalist – Siyonist bloğun öncüleri Trump ve Netanyahu şeytanın bile işlemeye cesaret edemeyeceği büyüklükte suç ve günahları gözlerini kırpmadan işlemeyi sürdürüyor.
Gazze’nin İlhakı: Yerleşimci Sömürgeciliğin Vahşi Yüzü
Netanyahu yönetimi, emperyalist koruma kalkanı altında ve tüm dünyanın sessizce izlemekle yetindiği Gazze’yi sadece bombalamakla kalmadı. Bölgeyi fiilen ilhak ederek 21. yüzyılın ortasında bir yerleşimci sömürgecilik örneği sergiledi. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) “aç bırakmayı bir savaş yöntemi olarak kullanmak” ve “soykırım” suçlamalarıyla hakkında tutuklama kararı çıkardığı Netanyahu, Gazze topraklarını Filistin halkından arındırarak sermayenin ve siyonist yayılmacılığın yeni sahası haline getirdi.
İran’da Sivil Hedefler ve Bölgesel Hegemonya Savaşları
Emperyalist-Siyonist blok, Orta Doğu’daki hegemonya krizini aşmak için İran’ı doğrudan hedef alan saldırı başlattı. İran’ın sivil altyapısına, okullarına ve yerleşim yerlerine saldırılar düzenlendi. 168 kız çocuğunun öldürüldüğü okul saldırısını ABD’li yetkililer dahi kabul etmek zorunda kaldı. Hindistan’ın düzenlediği MILAN 2026 tatbikatına onur konuğu olarak katılan İran’a ait IRIS Dena savaş gemisiyse dönüş yolunda ABD tarafından batırıldı. İran gemisinin koordinatlarının Hindistan tarafından ABD’ye sızdırıldığı öne sürüldü.
Uluslararası deniz harp hukuku gereği, bir çatışma bölgesinden çok uzakta olan, barışçıl bir tatbikattan dönen ve savaşa dahil olma niyeti taşımayan İran savaş gemisinin direğinde, saldırı ihtimaline karşı transit geçişi simgeleyen “Beyaz Bayrak” dalgalanıyordu. Beyaz bayrak çeken bir gemiyi vurmak, Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası hukuka göre açık ve net bir savaş suçu sayılıyor. Geminin beyaz bayrak çekili olmasına rağmen rağmen düzenlenen saldırı, Trump –Netanyahu ikilisinin savaş suçlarına bir hane daha yazılmasına neden oldu. Sri Lanka açıklarında vurulan gemideki130 denizci yaşamını yitirdi.
Trump ve Epstein Dosyası
Savaş suçlarının dışında Trump’ın ismi sıklıkla Epstein Dosyalarında da anılıyor. Epstein’ın “küçük kız çocuklarından oluşan fuhuş ağı” sermaye birikim sürecinin ne denli vahşi ve insanlık dışı bir zemine oturduğunu kanıtlar nitelikte. İşçi sınıfının çocuklarını savaşlarda kırdıran bu zihniyet, kapalı kapılar ardında en iğrenç suçların faili ya da hamisi olmaktadır. Bu olay aynı zamanda sermaye birikim sürecinin patriyarka ile nasıl ortak ilerlediğini ve tüm bunların mümkün olabilmesi için sistemin erkek egemen olduğu gerçeğini de görmek gerekir. Epstein dosyası, sermaye düzeninin “dokunulmazlar” kastının nasıl bir suç şebekesi gibi çalıştığını ifşa eden bir dosya niteliği taşımaktadır.
Netanyahu’nun Yolsuzluk Dosyaları
Binyamin Netanyahu’nun yaklaşık 7 yıldır yolsuzluk davalarıyla yargılanıyor. 76 yaşındaki eli kanlı lider, görevdeyken yargılanan ilk İsrail Başbakanı olarak tarihe geçti. Netanyahu’ya 1000, 2000 ve 4000 adlarıyla bilinen üç ayrı yolsuzluk dosyası kapsamında “rüşvet, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma” suçlamaları yöneltildi. Dava 3000’den aklanan İsrail Başbakanı’nın üç dosyası sürüyor. Netanyahu’nun iş insanlarına diplomasi, kanun ve düzenlemelerle avantaj sağladığı, bunlar karşılığında hediye aldığı ve medyada iyi bir şekilde gösterdiği iddia ediliyor. İsrail Başbakanı, Aralık 2025’te avukatı aracılığıyla gönderdiği bir mektupla Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’dan af talebinde de bulundu. Netanyahu, affedilmesinin İsrail’deki ‘gerekli ulusal uzlaşı’ sürecini ileri taşıyacağını savunuyor.
Trump’ın Azil Süreçleri
Donald Trump’ın azil süreçleri, Washington’un yaldızlı salonlarında sahnelenen bir “hukuk tiyatrosu” olmaktan öteye geçemedi. Trump, ilk başkanlık döneminde iki kez azil istemiyle yargılandı ve her ikisinde de Senato tarafından aklandı. ABD Başkanı hakkında, 2019’da ilk kez (Ukrayna Mevzusu) “görevi kötüye kullanma” ve “Kongre’nin çalışmasını engelleme” suçlamalarıyla azil süreci başlatıldı. Şubat 2020’de Senato’da suçsuz bulundu. 2021’e gelindiğindeyse (6 Ocak Kongre Baskını) “isyana teşvik” suçlamasıyla ikinci kez azil edildi. Görevi bittikten kısa süre sonra yapılan Senato oylamasında (Şubat 2021) yine yeterli çoğunluk sağlanamadığı için aklandı.
Durum Trump’ın 2025’te tekrar başkanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte, muhalif kanat (Demokratlar) yeni azil girişimlerinde bulundu. Aralık 2025’te Temsilciler Meclisi üyesi Al Green, Trump’ın “başkanlık gücünü kötüye kullandığı” gerekçesiyle yeni bir azil tasarısı sundu. Ancak girişim yine başarılı olamadı. Venezuela operasyonu ve İran saldırısı sonrasıysa bazı Kongre üyeleri “anayasal sınırların aşılması” iddiasıyla yeniden azil çağrıları yaptı. Trump, 2026 ara seçimlerini kaybetmesi durumunda Demokratların kendisini görevden almak için her yolu deneyeceğini iddia ediyor. Şu an için Meclis’teki aritmetik yapı, Trump’ın görevden alınmasını (Senato aşamasında) oldukça zorlaştırıyor.
Yargılanmamak İçin Savaşıyorlar
Orta Doğu’daki savaş, 2026 yılının en kritik siyasi sınavına da dönüştü. İsrail’de genel seçim 27 Ekim’de, ABD’de ara seçim 3 Kasım’da yapılacak. Netanyahu ve Trump seçimlerden önce ülkelerini tahkim etmek için İran’a saldırı başlattı. İşledikleri türlü suçları bu şekilde unutturacaklarını düşünüyorlar. Seçmenleri ikna etmek için askeri başarıyı ekonomik istikrarla birleştirmeyi hedefliyorlar. Emperyalist – Siyonist ittifak döktükleri kanda boğulacak mı, işledikleri suçun hesabı sorulacak mı ülkelerinde ve dünya kamuoyundaki mücadelenin bir sonucu olarak belli olacak. Ancak iki lider şimdiden tarihin tozlu raflarına eli kanlı katiller olarak adlarını yazdırdı.

