Kadının Toplumsal Konumunun Giderek Muhafazakarlaşması
Bir ideoloji ve ondan daha ziyade yaşam tarzını ve felsefesini ifade eden muhafazakarlık; Fransız Devrimi ve beraberinde Sanayi Devrimiyle şekle şemale bürünmüştür. Devrimlerin şekillendiriyor oluşu ideolojinin de aynı şekilde devrimci ve ilerici olduğunu göstermiyor. Bu hareketlerin getirmek istediği değişime karşı tepki hareketidir muhafazakarlık. Kökten değişime karşıdır, aynı zamanda kendi düşüncesinin devamlılığına etki edecek, mevcut düzenin bekasına katkıda bulunacak değişimlerin de destekleyicisidir Gelenek, aile, mülkiyet, reform, birey ve düzen, din muhafazakar görüşün kendini üzerine inşa ettiği temellerdir. Bu temeller üzerinden yükselirken aynı zamanda bunları sürekli besler ve yeniden üretir. Muhafazakarlığın tarihsel sürecine, ideologlarına fazlaca değinmeden bu düşünce yapısında kadının konumuna gelelim. Muhafazakar Düşüncede Kadın Gelenek, aile, mülkiyet, din gibi ana ögeleri bulunan bir düşünce sisteminin kadına nasıl baktığı az çok tahmin edilebilir. Gelenek başlığından baktığımızda, toplumsal değer yargılarının ve kabullerinin, oldukça uzun yıllar ve çeşitli ekonomik sistemler içerisinde kadını ikincilleştirdiğini görmekteyiz. Kadının bu konumu günümüze değin geleneğin çimentosu olagelmiştir. Halihazırda toplum yapısı ataerkil olan ülkelerin geleneğinde, kadının ikinci cins konumu geçmişten bugüne süregelmiştir. Elbette ki ezelden ebediyete giden bir yolculuk değil bu. Tarihsel gidişatlar içerisinde kadın, ezele uymayan bir şekilde biyolojik farklılıkların toplumsal ayrılıklara gebe bırakıldığı olaylara maruz kalmıştır. Tarihte yaşanan çeşitli cins ayrımcılıkları, biyolojik farklılıklar, kültürel-ekonomik-toplumsal değerler günümüz geleneğini oluşturmuştur. Muhafazakar düşünce sisteminin de savunduğu gelenek ne yazık ki kadını aşağı, erkeği üstün görmeye devam etmiş; evlilik kurumu, mesleki hayat vb mecralardaki var olan kültürü cinsiyetçi ve hiyerarşik inşa etmiştir., Muhafazakarlıkta Aile Aile ögesi hem muhafazakar düşüncede hem de diğer düşünce biçimlerinde önemli tartışma konularından bir tanesidir. Muhafazakarlık, aileyi hem toplumun temel birimi hem de geleneksel ahlakın koruyucusu olarak görmektedir. Temel birim üzerinde yükselirken koruyucu sıfatını almış bir birimi kendisi de korumak ve desteklemek zorundadır. Aile, geleneklerin nesilden nesile aktarılmasını sağlayan bir kurum olmakla birlikte mevcut düzenin küçük ama etkili bir minyatürü olagelmiştir. 2018’den baktığımızda, ekonomik ve siyasi sistemler aileye […]







