Emek

Gezinin Altıncı Yıldönümünde, Herkese Merhaba!

Başka bir dünyanın mümkün olduğuna dair inanç, bir dizi kriz tarafından aşındırılmaya çalışılıyor.  İçinde bulunduğumuz dünya, sanki hep böyle devam edecekmiş gibi, kapalı ve tamamlanmış bir “şey”miş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Alternatif, eşitlikçi, adil, dayanışmacı, doğa ile barışık toplum tahayyülleri uzun…

Kavşaktaki Ayrışmalar

Üst üste binen ve hepsi birbirinden ağır kriz dinamikleri tarafından sıkıştırılan ülkemizde, bitmek bilmeyen seçimlerden yeni birisine gidiyoruz. Evet, krizler çok güçlü nesnelliklerden çıkıp geliyor. Ama, Erdoğan önderliğindeki iktidar alanı, krizlerin doğumunda ve kalıcılaşıp güçlenmesinde özel katkı yapıyor. Onlar, doymak…

Bu Demir Soğur mu?

En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim.  Saray rejiminin miadı dolmuştur. Bunu en net, en iyi, artık tedirginlik içerisinde hiddetlenen, böylece daha da saldırganlaşan, üst üste hatalar yapan, en yakındakilerine, hatta damadına dahi, derin bir güvensizlik duyan, her geçen gün hem…

Feminizm Yüzünü Sınıfa Dönüyor

2016’dan bu yana Arjantin’den İspanya’ya, Almanya’dan İsviçre’ye, İran’dan Türkiye’ye, Güney Kore’ye, Şili’ye ve esasen dünyanın dört bir yanına yayılan kadın direnişleri bu yıl da kendini devam ettiriyor. İspanya, Almanya ve Arjantin’de 8 Mart’ta eş zamanlı Kadın Grevlerinin örgütlenmesi, İsviçre’de geçen…

Yeni “emek sömürü” politikaları

Bir yanda emek gücümüzü sömürme adına haklarımızı tırpanlayan yasalar, diğer yandan sesimizi kısmaya ve sokaklardan elimizi çekmeye dönük sindirme politikaları… Sosyal ve ekonomik politikaların emeğimize ve bedenimize dönük saldırıları yetmezmiş gibi, alevlenen şovenist ve militarist ortam da kadınlara sadece “şiddet” olarak geri dönüyor. Dünya çapında sürekli yayılan ve büyüyen çoklu kriz ortamı ataerkil politikaları tetiklerken, ulus devletler aracılığıyla kadın bedenine ve emeğine dönük geniş çaplı bir saldırı politikası yürütülüyor. Kadının kimliğine, cinselliğine, benliğine yönelik saldırılar sürerken, kadın emeğini sömürü politikaları günden güne daha da ustalıkla devreye sokuluyor. Özel istihdam büroları 2012 ‘deki Ulusal İstihdam Stratejisi belgesine göre kadınlar “özel politika” gerektiren gruplar arasına alınmıştı. Tabi ki bu doğrultuda çözümler aranırken kadınlar için çok “özel” yöntemler geliştirildi! Özel eğilim sonrası kadın istihdamını güçlendirme noktasında bulunan çözümler; uzaktan çalışma, çağrıya bağlı kısmi ve güvencesiz çalışma, ücret kısıtlaması, yarı zamanlı ve esnek çalışma koşulları… Elbette bu uygulamalar kadın emeğinin çifte sömürüsünün katlanmasından başka bir amaca hizmet etmedi. Kadın istihdamının güçlendirilmesinin aksine işverenle mümkün mertebe iletişimi kesen, işverenin sorumluluğunu en aza indiren “Özel İstihdam Büroları ve Kiralık İşçilik Sözleşmesi” ile kısmi zamanlı ve güvencesiz çalışmanın önü açıldı. Memura yarı zamanlı çalışma hakkının yürürlüğe geçmesi ile kazanılan “doğum izninin” kaldırılmasına ve daha tekinsiz bir iş hayatının kadınları kıskaca almasına zemin hazırlanmış oldu. Kadın istihdamındaki gerçekler Bu büroların; muhatap bulamama, hakkını arayamama, iki işte birden çalışma, bir alanda uzmanlaşamama gibi gerçeklikleriyle emek sömürüsünü tırmandırmak amaçlı olduğu çok açık… Nitekim 2017 işçi verilerine bakıldığında kadınlar açısından gelinen tablo hiç iç açıcı değil. Genel tablo içinde kayıtlı kadın işçi oranı sadece  %29. Kayıtsız çalışma oranı daha yüksek. Kadınlar erkeklerden eğitimli olmalarına rağmen daha düşük işlerde ve erkeklerden daha düşük maaşla çalışıyorlar. Esnek ve güvencesiz çalışma oranı kadınlarda daha fazla. Kreş imkânı çok az bunun yerine kısmi zamanlı çalışma devrede. Tam olarak toplumsal cinsiyet eşitsizliğine bağlı gelişen ve kadının […]