Direniş

Varto’da JES Karşıtı Direnişe Dair Gözlemler

Yaklaşık iki hafta önce Varto Ekoloji Platformu’nun düzenlediği JES karşıtı mitinge katılmak için Varto’daydım. Bu yazıda doğrudan bu miting ve onu takip eden birkaç günde bu yerel direniş hakkında edindiğim gözlemleri paylaşmak istiyorum. Varto ve Karlıova hattında yaşam için köy…

Lübnan’da Direniş ve Müzakere

Fin DePencier (Lübnanlı sokak sanatçısı) Lübnan ile İsrail arasındaki görüşmelerin ikinci turu 23 Nisan perşembe günü ABD Dışişleri Bakanlığı binasında yapılacak. Geçtiğimiz hafta ilki yapılan toplantı, 1993’ten bu yana iki ülke arasındaki ilk görüşme olmuştu. Görüşmenin temel hedefi Hizbullah’ın silahsızlandırılması.…

HepsiJet İşçileri İsyan Etti: “Hafta Sonu Çocuklarımızla Kahvaltı Yapmak İstiyoruz!”

El Yazmaları’nın Notu: İnsanlık dışı çalışma koşulları her sektörde artık çalışma hayatının normali haline getirilmeye çalışılıyor. İşçileri ezen azgın piyasa koşulları bu insanlık dışı düzenin yaygınlaşmasını sağlayan bir canavar gibi. Yüzyıllara yayılan ve mücadele ile kazanılmış haklar geri alınarak işçiler…

“Sabahın alacasında fabrikalardan çıktılar…”*

El Yazmaları’nın Notu: El Yazmaları’nın Notu: Türkiye İşçi Sınıfının en büyük ve en kitlesel eylemi olan 15-16 Haziran direnişinin 49. Yıldönümünde, o dönem direnişe Arçelik fabrikasında genç bir işçi olarak katılan Hayri Erol ile 2004 yılında yapılan bir röportajı sizlere sunuyoruz.…

Yaşasın Kadın Komitesi – Cinzia Arruzza/Paula Varela

MadyGraf, Buenos Aires’te işgal edilmiş ve özyönetimli bir matbaa fabrikasıdır. Fabrika eskiden Şikago merkezli ABD’li şirket RR Donnelley’in mülküydü. İşçiler ve aileleri 2014 yılında ¬fabrikayı işgal ettiklerinde— 400 kişilik fabrika çalışanından 123’ünün işten atıldığı açıklandıktan sonra — yönetim işçilerin direnişine…

Yeni Dönem Kişiliği

Tarihin akışındaki hızlanmaya bağlı olarak, halk güçlerinin ve işçi sınıfının önü açılıyor. Sisteme karşı gerçekleştirilen her hamle, halk güçlerine ve işçi sınıfına inisiyatif kazandırıyor. Yapılan her hamlenin etki gücü çok yüksek. Böylesi bir süreçte, döneme uygun bir hız ve yoğunlaşmayla derinleşen her kadro, tarihin içine yerleşen-tarih yapıcı bir kişiliğe dönüşebilir. Üst Düzey Konsantrasyon Sıkışan sistemin hayatın çok değişik alanlarında ve farklı düzeylerde gerilimleri yükseltmesinin yarattığı olağanüstü ortamda, siyasal pratik içinde sürece müdahale edişte şaşkınlığa düşme, karmaşaya kapılma ve yönünü kaybetme gibi durumlar ortaya çıkıyor. Ve, bu genel zaaflar kişisel yetmezliklerle birleşerek gücünü arttırıyor, devrimci kadro üzerinde bloke edici, dibe çeken ya da güçsüzlük yaratan bir etki alanı oluşturuyor. Oysa, her aşama öncekinden daha yüksek bir yetkinlik talep eder. Hele şimdiki olağanüstü ortam, çok yönlü bir yetkinleşmeyi emrediyor. Bu yetkinleşmenin bir yönü, kendi kişiliğini ciddiye alma ve ona yoğunlaşmadır. Diğer yönü ise, pratik faaliyetin gereklerini tespit ederek ona-özellikle de hedeflere yoğunlaşmadır. Siyasal mücadele alanında zafere ulaşmak için mevziye kilitlenerek engelleri ortadan kaldırmak, bir mevziden diğer mevziye sıçramak gerekiyor. Bu aşamada yaşanacak dağınıklık veya öngörü zayıflığı, yenilgiye sebep olacaktır. Konsantrasyonun süreklileştirilememesi, bilincin ve pratiğin günlük zorlamalara boyun eğerek zikzaklar çizmesine neden olacak, sonuca ulaşma ve başarmanın temposunu düşürecektir. Çok Yönlülük Kapitalist sistem, bireylerin düşünce süreçlerini kısırlaştırır, iradelerini güdükleştirir, kendi sorumluluklarını alamayan ve kendi gerçekliğiyle yüzleşmeye aciz bir kişilik tipolojisi ortaya çıkarır. Yaşam öyle akar ki, bireyin kendi kişiliğinin farkına varmasına ve o kişiliğinin başka bir düzeye sıçramasına engel olunur. Devrimci kadro-militan, yaşamın akışının ortaya koyduğu sınırsız durumlar ve olasılıklarla dolu muazzam zenginliği kendi kişiliğiyle bütünleştirir. Her olaya özgü bir kavrayış ve müdahale ediş yeteneği kazanır. Bu yeteneğe ek olarak, öne çıkmasını istediği olasılığa iradesini yükleyerek onun savaşçısı olur. Güç ve beceri sahibidir, iddialıdır, ve bu yeteneklerini pratik mücadele içinde ortaya çıkan yetmezliklerini sürekli aşarak sürekli yetkinleştirir. Kendi kişiliğinde bulunan tembellik gibi kaba […]

İktidar Krizi Derinleşirken, Peki Ya Şimdi Ne Yapmalı?

Öngörüldüğü gibi 7 Haziran seçimleriyle, “sandığın matematiğini” de aşan yeni bir toplumsal momente sıçrandı. Gezi ayaklanması, Kobane direnişi (ve direnişi toplumsallaştıran 6-8 Ekim serhildanı) ve şimdi 7 Haziran ile, somut bir kazanımla taçlanan üçüncü bir momentin ayakları  örülmeye başladı… Gelinen noktada, mevcut durumun kendisi ve HDP ile kazanılan 6 milyonluk oy, Türkiye ve Ortadoğu halklarına nefes aldırmış, sol/sosyalist güçler ve halkçı dinamiklerin hareket alanlarını genişletmiştir. Her halükarda lehimizedir, hayırlıdır. Bir başlangıç olarak; Toplumsal bir reddedişin sandığa yansımasıyla burjuvaziye mevzi kaybettirildi. Erdoğan AKP’sinin ayakları altından parlamento zemini halk güçleri tarafından “bir daha asla eskisi gibi olmayacak” şekilde çekiliverdi. Evet, bu hala bir başlangıç! Ancak, güçlü bir başlangıç. Seçim Sonrası Tablo Evet, seçimlerin üzerinden bir ay geçti. Lakin iktidar krizi derinleşerek sürüyor… AKP’nin tek parti iktidarı dönemi kapandı. 8 Haziran sabahı itibariyle Ankara’da tıkanan parlamento trafiği, meclis başkanlığı seçimleri, koalisyon kulisleri ve bugünlerde daha da öne çıkarılan erken seçim ihtimalleri ülke gündeminin nabzını tutuyor. Bir aydır ardı ardına partilerden gelen koalisyon hükümeti açıklamalarını, azınlık hükümeti tartışmaları ve erken seçim öngörülerini, Baykal’ın yeniden hortlatıldığı ve Gül’ün devreye sokulduğu senaryoları seyir halindeyiz… AKP ile koalisyona CHP’nin daha istekli davrandığı, şimdilerde hafiften kendini geri çektiği, MHP’nin pazarlık marjını yüksek tuttuğu, lakin meclis başkanlığı seçimlerinde AKP’ye el yükselttiği ve daha da yakınlaştığıbir tablo var karşımızda… AKP, MHP ile mi CHP ile mi koalisyon yapacak yoksa erken seçim ihtimallerini mi zorlayacak, her gün herkes bu sorunun önüne sonuna getirilmiş başka eklerle birlikte hesap kitap yapmaya, öngörülerde bulunmaya çalışıyor. Erdoğan, türlü zamana yayma politikaları nihayetinde çok şükür(!) 10 Temmuz itibariyle hükümeti kurma görevini devrik Başbakan Davutoğlu’na vermiş bulunuyor. Dolayısıyla kırk beş günlük koalisyon süreci resmen başlamış oldu. Ve, malum gündem bulanıklığı, aynı tartışmalarla 23 Ağustos tarihine kadar politik gündem sürekli güncellenecek şekilde devam edecek gibi görünüyor. Ancak şunu bir kenara yazmak gerekir ki, CHP ya da MHP fark […]