
CHP






CHP’nin Muhalefet Ekseni
CHP, toplumsal muhalefet dinamiklerinin bir anda parlayan refleks eylemlerine söylemsel düzeyde destek vererek, halk güçlerinin gerisinde kalan tepkiler üreterek, toplumsal muhalefetle bağ kurmaya çalışıyor. Kurmak istediği bu bağ toplumsal muhalefete ön açan değil tersine, toplumsal muhalefeti kendi restorasyon hedeflerine uydurarak…

Çözülmesi Gereken Acil Bir Çelişki ve “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Bizi Kurtarır mı?”
Parlamentosu ister güçlü olsun, ister zayıf olsun, bürokrasisine atamalar ister liyakatle yapılsın ister keyfi yapılsın, bütün bu kurumlar ve yapılar, sermaye sınıflarından hiçbir baskı gelmeksizin (gelse de gelmese de fark etmez) var olan sermaye ilişkisinin birikmesi ve değerlenmesi olarak hareket…

Makas Açılıyor, Gerilim Artıyor: Krizden Çıkış Mümkün mü?
Görünen o ki, bu kez halk güçleri sosyalistlerin önünde. Kim bilir belki de şimdiki zamanın bu tarihsel konağında, bu kez halk güçleri sosyalistlere öncülük edecektir. Bu açı farkını kapatmak mümkün. Yeter ki, halkın, toplumsal dinamiklerin ayak izlerini takip etmeyi bilelim.…

Koalisyonun Bir Geleceği Var mı?
Devlet krizi koşullarında “farklı iktidar alanlarına dağılma” eğiliminde olan egemenlerin farklı fraksiyonları arasında yaşanan ve hepsi de halk düşmanı olan sefilce didişmelere karşı, elbette bu durumdan ortaya çıkan fırsatları da gözeten ama esas olarak kendisinde yoğunlaşan, kendisini kendi hareketiyle fiilen…

Ortanın Solu ve Küçük Üretmenlerimiz
El Yazmaları’nın Notu: 11 Ekim 1971’de yaşamını yitiren Doktor Hikmet Kıvılcımlı’nın 48. ölüm yıl dönümü vesilesiyle hazırladığımız yazı dizisi çerçevesinde kendisinin 1970 yılında Sosyalist Gazetesi’nde kaleme aldığı “Ortanın Solu ve Küçük Üretmenlerimiz” başlıklı yazısını ilginize sunuyoruz. Kıvılcımlı’nın dönemin yükselen hareketi…

23 Haziran’ın Ardından: Sol Şimdi ne Yapacak?
Solla ilgili genel bir tanımlama yaparsak son yıllarda yaşanan tasfiye dalgasında solun, genel itibariyle üç ayrı hatta konumlandığını saptayabiliriz. Sol, ya HDP/Kürt hareketi ekseninin içerisine sıkışıp eriyip gidiyor, ya CHP’ye eklemleniyor ya da bağımsız bir duruşta ısrar ederek o bağımsız…

Demokrasi Kazanmadı ama Umut Yeşerdi
“Demokrasi kazanmıştır” retoriği boşuna değil. Rejim tıkanmıştır ve rejime kriz üreten dinamikler her fırsatta kendilerini bir şekilde ifade ediyorlar. İmamoğlu’nun güler yüzlü kapitalizmi ile halk güçleri arasında ciddi ayrım noktaları var. 23 Haziran geride kaldı. Siyasal iktidarın darbe yoluyla İstanbul…

Topal Osman’ların Gemisi
19 Mayıs törenlerinde Samsun’da, AKP genel başkanı öncülüğünde, iktidar ve genel başkanının ihtiyaçları doğrultusunda devletlû bir müsamere sergilendi. Saray rejiminin, 31 Mart seçimlerinin bir vites daha hızlandırdığı, bir nebze daha suyu yüzüne çıkardığı, daha gözle görünür kıldığı çözülüşüne çareler aramakla…
İktidar Krizi Derinleşirken, Peki Ya Şimdi Ne Yapmalı?
Öngörüldüğü gibi 7 Haziran seçimleriyle, “sandığın matematiğini” de aşan yeni bir toplumsal momente sıçrandı. Gezi ayaklanması, Kobane direnişi (ve direnişi toplumsallaştıran 6-8 Ekim serhildanı) ve şimdi 7 Haziran ile, somut bir kazanımla taçlanan üçüncü bir momentin ayakları örülmeye başladı… Gelinen noktada, mevcut durumun kendisi ve HDP ile kazanılan 6 milyonluk oy, Türkiye ve Ortadoğu halklarına nefes aldırmış, sol/sosyalist güçler ve halkçı dinamiklerin hareket alanlarını genişletmiştir. Her halükarda lehimizedir, hayırlıdır. Bir başlangıç olarak; Toplumsal bir reddedişin sandığa yansımasıyla burjuvaziye mevzi kaybettirildi. Erdoğan AKP’sinin ayakları altından parlamento zemini halk güçleri tarafından “bir daha asla eskisi gibi olmayacak” şekilde çekiliverdi. Evet, bu hala bir başlangıç! Ancak, güçlü bir başlangıç. Seçim Sonrası Tablo Evet, seçimlerin üzerinden bir ay geçti. Lakin iktidar krizi derinleşerek sürüyor… AKP’nin tek parti iktidarı dönemi kapandı. 8 Haziran sabahı itibariyle Ankara’da tıkanan parlamento trafiği, meclis başkanlığı seçimleri, koalisyon kulisleri ve bugünlerde daha da öne çıkarılan erken seçim ihtimalleri ülke gündeminin nabzını tutuyor. Bir aydır ardı ardına partilerden gelen koalisyon hükümeti açıklamalarını, azınlık hükümeti tartışmaları ve erken seçim öngörülerini, Baykal’ın yeniden hortlatıldığı ve Gül’ün devreye sokulduğu senaryoları seyir halindeyiz… AKP ile koalisyona CHP’nin daha istekli davrandığı, şimdilerde hafiften kendini geri çektiği, MHP’nin pazarlık marjını yüksek tuttuğu, lakin meclis başkanlığı seçimlerinde AKP’ye el yükselttiği ve daha da yakınlaştığıbir tablo var karşımızda… AKP, MHP ile mi CHP ile mi koalisyon yapacak yoksa erken seçim ihtimallerini mi zorlayacak, her gün herkes bu sorunun önüne sonuna getirilmiş başka eklerle birlikte hesap kitap yapmaya, öngörülerde bulunmaya çalışıyor. Erdoğan, türlü zamana yayma politikaları nihayetinde çok şükür(!) 10 Temmuz itibariyle hükümeti kurma görevini devrik Başbakan Davutoğlu’na vermiş bulunuyor. Dolayısıyla kırk beş günlük koalisyon süreci resmen başlamış oldu. Ve, malum gündem bulanıklığı, aynı tartışmalarla 23 Ağustos tarihine kadar politik gündem sürekli güncellenecek şekilde devam edecek gibi görünüyor. Ancak şunu bir kenara yazmak gerekir ki, CHP ya da MHP fark […]
7 Haziran’dan Sonra*
Seçim dizisinin ilk ikisinde rakiplerinden sıyrılıp ipi önde göğüsleyen AKP, üçüncüde kuyruğundan yakalandı. Şimdi, sanki hep onların olacakmış gibi sımsıkı yapıştıkları iktidarın zirvesinden yuvarlanma riski güçlenince, şaşkın gözlerle inanamayarak etraflarına bakıyor, kabullenemeyerek ya da hala anlayamayarak git-geller yaşıyor, kimi kez küsüyor, bazen pişkinlik yapıp yüzsüzlüğe vurarak hiçbir şey olmamış gibi şişiniyor, bazen de öfkeyle ve aptalca bağırıp çağırıyorlar. Elbette, soğuk gerçeği bir süre sonra netçe görecek, kenarına geldikleri mutlak iktidarın ulaşamayacakları bir uzaklığa uçup gitmesine de alışacaklar. Üstelik her şey yeni başladı, zaman aktıkça kim bilir neler yaşanacak ve günün sonunda acaba kim nerede olacak, henüz belli değil. Açık ki, işlenen onca suçun bir faturası var ve ilk fırsatta önlerine koyulacak. “Emri ben verdim” pervasızlığıyla işlenen onca cinayet, “ben yaparım, bir şey olmaz” tarzında yapılan onca yolsuzluk, bölgede ne kadar katliamcı çete varsa hepsine akıtılan para ve silahlarla yürütülen savaş kışkırtıcılığının hesabı sorulabilir. Gelecek kuşakların cebinden çalıp “borçlanarak” şişirilen “ekonomi balonunun” yakınlaştığı anlaşılan patlayışıyla ortaya dökülecek gerçekler de, o pek övündükleri “ekonomik başarılarının” iç yüzünü-vurgunculuklarını açığa çıkarabilir. Kendi düzenlerine ait yasaların ve hatta anayasanın sanki çok normalmiş gibi rahatça çiğnenmesiyle kazanılan rütbe ve mevkiler; evet, bunlar ve arkalarından sökün edecek çok daha fazla “ağır suç” kapsamındaki “faaliyetler” de, şimdi yargılanma riskiyle karşılaşmış durumda. Evet, sadece iktidar değil, vurgunculukla cebe atılan zenginlikler ve koltuğuna oturulan bütün mevkiler, üstelik hesabı sorulup cezası çekilerek kaybedilebilir. Tehlike büyük, iktidarın zirvesinde sinirler gergin, belli ki korku dalgaları geziniyor ve hatta kimileri batan gemiyi terk etme hazırlığında. Sefilliğin Tablosu İktidarın gücünün arkalarından çekilme olasılığı bile bazı gerçekleri su yüzüne çıkarmaya başladı. Korkak, çapsız, birbirinin kuyusunu rahatça kazabilecek fırsatçılardan oluşan bu sinsi ve bayağı güruh, bütün çirkinlikleriyle hoplayıp zıplıyorlar. Öyle ki, burnunuzu tıkamadan yanlarından geçerseniz pis kokudan bayılabilirsiniz. Arınç’ın, seçim gecesinde, yaşadığı korkuyu açığa vuran şaşkınlık, öfke ve dehşetle karışmış ve “bir an önce kaçma” isteğinin tablo gibi […]
