ABD ile İran arasındaki “ateşkesi amaçlayan” memorandumun imzalanmasının üzerinden yaklaşık 40 gün geçti. Kapitalizmin yapısal zorlamalarını bir anlığına denklemden çıkarsak bile İran’ın karşısında konumlandığı ABD-Siyonist Devlet ittifakı ile çelişkilerinin hiç azalmadığını görüyoruz. Dolayısıyla savaş hâli inişli çıkışlı bir seyirde sürecek gibi görünüyor.
ABD’nin yeni taktiği, Tom Barrack şefliğinde Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı en aza indirmeye çalışmak. Bu taktiklerinde mevzi kazandıkça Mollalara ve İran Halkları’na karşı daha acımasız olacakları kesin.
Gizli yürütülen görüşmelerin sonucunda Barrack, ilk defa 1952’de inşa edilmiş olan ancak daha sonra İran-Irak savaşı nedeniyle kapatılmak zorunda kalan ve en son ABD’nin Irak işgali sırasında kullanılamaz hâle gelen Kerkük-Banyas Petrol Boru Hattı’nın yeniden inşasına başlayacaklarını duyurdu. Bu hattan bir kol da Ceyhan’a çıkararak hem riski azaltmak istiyorlar hem de Türkiye sermayesinin ağzına bir parmak bal çalıyorlar.
Bu arada bombardımanlarında gittikçe daha çok İran’ın sivil altyapısını hedef alıyorlar. Küçük ölçekli bir işgal planlarının olduğu da konuşuluyor.
Mollaların Tek Stratejisi Zamana mı Oynamak?
Belirtmek gerekir ki İran’ı yöneten 88 kişilik Ayetullah Meclisi’nden ve Devrim Muhafızları yönetiminden kamuoyuna neredeyse hiç bilgi sızmıyor. Dolayısıyla varılan tüm sonuçlar; gözlemler ve sahadan elde edilen gazetecilik faaliyetlerinden geliyor.
Bu yüzden İran’la ilgili tezvirat çok. Medya bir yandan, CIA ve MOSSAD bir yandan… Son olarak eski cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejat’la ilgili yürüttükleri kampanya çok konuşuldu. Ancak bu köpükleri bir yana bırakalım.
Elimizdeki verilere bakalım. Mollalar, vurucu güçlerinden çok bir şey kaybetmediler. Son haftadaki misillemeleri bunu doğruluyor. Ayrıca Çin’den aldıkları teknik destekle daha keskin vuruşlar yapabildiklerini de gördük.
Ali Hamaney’in cenazesini bir “rejime destek” seremonisine dönüştürdükleri de ortada.
Cenaze dolayısıyla, hâlihazırda rejime destek veren milyonların iradesinin daha da yükselmiş olduğunu görebiliyoruz. Mollalar da bu kemik tabana güveniyor zaten. Ayrıca özellikle Irak’ta ancak tüm Şii bölgelerinde Ali Hamaney, “zulme karşı savaşan, Hüseyin gibi savaşan, kaçmayan ve şehit düşen” bir lider olarak bayraklaştırıldı.
Ancak cenazeyi izleyen ve bölgeyi yıllardır takip eden gazetecilerin aktardıkları, rejimin sunmaya çalıştığından biraz farklı: cenaze dolayısıyla ilan edilen 1 haftalık resmi tatili milyonlarca Tahranlı gerçekten bir tatil olarak değerlendirdi. Tatil beldelerinde boş yer kalmadı, insanlar memleketlerini ziyarete gitti. “Konsolidasyon” çabasının, rejimin ana destekçi tabanının dışında karşılığı sınırlı kaldı.
Bu çerçeveden bakarsak cenaze merasiminin Mollalar adına kısmen başarılı geçtiğini söyleyebiliriz. Ama madalyonun öteki yüzü de var. Savaş koşulları altında şimdilik hareketsiz duran İran Halkları, Molla Rejimi’ni savaştan sonra bağırlarına mı basacaklar dersiniz?
***
Tabi ki savaşın asıl nedeni ABD önderliğindeki emperyalizmin saldırısıdır. Tabi ki düşen kâr oranlarını yeni coğrafyaları durmadan yeniden dizayn ederek telafi etmek istiyorlar. Batı Asya’yı sisteme daha derinden bağlarken buna karşı duran İran ve müttefiklerini de fethetmek istiyorlar.
Ama isyan dinamiği durmadan devinen İran’da; savaşın bir türlü bitmemesinin bir nedeni de Mollaların, kendi halklarının isyan etmesinden korkmaları olabilir mi? İran devlet geleneği diplomasi sahasında binlerce yıllık tecrübeye sahip. İran Devleti, müzakerelerde ne kadar marjının olduğunu, gücünün nereye kadar yeteceğini, hangi şartlarından geri adım atabileceğini hesaplamamış olamaz. Kabul edilebilir yoğunlukta, en azından ABD kasım seçimlerine kadar sürecek bir savaş, rejimin kendisini tahkim edecek bir fırsat olarak değerlendiriliyor olabilir.
Savaştan; özellikle yaptırımlardan kurtularak, savaş tazminatı yerine gemilere geçiş tarifesi uygulayarak finansal ayakları güçlü çıkmak istiyorlar. Bu senaryonun dışında kendi halklarıyla baş başa kaldıklarında işleri çok zor olacak. Toplumun en alt tabakalarının refahını kısmen yükseltmeyecek seçeneklere tamamen kapalılar.
Menkıbelerin rıza üretimine yetmeyeceğini İran’da herkes görüyor. Bu yüzden mollaların büyük miktarda paraya ihtiyaçları var ki savaştan sonra ayakta kalabilsinler. Bunu hesapladıkları için müzakerelerde hiç geri adım atmıyorlar. ABD ve Siyonist Devlet’e karşı savaşmayı, şimdilik kendi halklarının isyan riskine karşı yeğ tutuyorlar.


