İzzet Ulvi Yönter, Ayhan Bora Kaplan Yüzünden mi Tasfiye Oldu? 

MHP’de İzzet Ulvi Yönter’in istifasıyla ortalığa saçılan olayın boyutları giderek büyüyor. İzzet Ulvi Yönter’in istifasının ardından İstanbul il teşkilatı ve 39 ilçe teşkilatının tamamı tasfiye edildi. Söz konusu tasfiyenin faşist rejimlerin tarihinde örneğine sıkça rastlanan rant tasfiyesi olduğu anlaşılıyor. Saçılan bilgilere göre söz konusu tasfiyenin ucu Ayhan Bora Kaplan çetesine uzanıyor. Bu çatışmanın yalnızca bir rant çatışması değil, aynı zamanda Bahçeli sonrası MHP’nin başına geçme mücadelesinin de bir yansıması olduğu da bir gerçek. Neticede MHP içerisinde koltukların ve rant/çıkar kaynaklarının paylaşılma savaşı İzzet Ulvi Yönter ve onun ekibinin tasfiyesiyle sonuçlandı. 

Gazeteci Barış Pehlivan’ın ifade ettiği üzere, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hazırlattığı 26 Aralık 2025 tarihli bilirkişi raporuna göre; Devlet Bahçeli’nin 14 Mayıs 2024’teki konuşmasının bir bölümünü, Ayhan Bora Kaplan suç örgütü yazdırmış. Bunu ise yakın zamanda partiyle yöneticilik bağı kestirilen İzzet Ulvi Yönter üzerinden yapmış. 

Bahçeli’nin Konuşması 

2024 yılının mayıs ayına gidelim ve o konuşmayı hatırlayalım. Bahçeli o günkü konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bugünlerde iç işgal cephesinde toplanıp emniyet ve yargı içine yuvalanmış soysuz ve kripto çetelerin yeniden Türkiye üzerinde hesap yaptığı görülüyor. Bu kan içen vampirlerin aklını başına alması, etrafımızda iftira ve ihanet duvarı örmeye kalkışmalarının ağır sonuçları olacağını bilmeleri, akıbetleri için 15 Temmuz gecesine dikkatle bakmaları ikaz ve ihtarımdır. Ayranımızı kabartmasınlar, sabrımızı taşırmasınlar. Maşa kullanıp sütre gerisine saklananların hepsini takip ediyoruz. Olan biten tüm kanun dışı irtibat ve ilişki ağlarının farkındayız. Birkaç emniyet müdürünün açığa alınmasıyla geçiştirilemeyecek bir komplo devrededir; nitekim hedef MHP, AK Parti, Cumhur İttifakı ve son tahlilde Türkiye’dir. 17-25 emniyet ve yargı ortaklı darbe girişiminin tekrarını planlayanlara boyun eğersek boyumuz devrilsin, göz yumarsak gözümüz çıksın, eyvallah edersek de kanımız kurusun” 

Görüldüğü gibi Devlet Bahçeli yaklaşık iki yıl önce yaptığı konuşmada emniyet ve yargı içerisindeki kimi isimleri tehdit ettiği ve onları darbecilikle itham ettiği görülüyor. O dönem en çok konuşulan iddia ise Bahçeli’nin bu sözleri Ayhan Bora Kaplan çetesine operasyon düzenleyen emniyet mensuplarına yönelik sarf ettiği idi.  

Geçtiğimiz günlerde başlayan ve bugünlerde Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda halen görülen davada 75 sanıkla birlikte yargılanan Ayhan Bora Kaplan, çete dünyasında genç bir isim olarak biliniyordu. Ayhan Bora Kaplan, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde Süleyman Soylu’nun talimatıyla TRT binasına giden silahlı paramiliterlerin arasında görülüyordu. Yargılama sürecinde kendisine sorulan bu fotoğrafla ilgili soruya Kaplan, “Devlet görevlilerini suçlamamı bekliyorlar. Ben bu sorunun cevabını burada veremem. Özel size söyleyebilirim. Çünkü hemen internete düşüyor burada söylediklerim. Bunun için de önlem almanız gerek” şeklinde bir cevap verdi. 

Öte yandan T24’ten Asuman Aranca’nın özel haberine göre, suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla yargılanan Ayhan Bora Kaplan hakkında “kara para aklama” suçundan açılan davanın dosyasına, eski Ankara Başsavcısı ve Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman adına gönderilen araç ödemesinin de yer aldığı bir tutanak girdi. Bu durum suç örgütü üye ve liderlerinden para alan yargı üyeleri iddialarını bir kez daha doğrular nitelikte. 

Can Kardeş ve Müstesna İsimler 

Barış Pehlivan’ın yazısına geri dönecek olursak, Pehlivan yazısında, Ayhan Bora Kaplan örgüt üyelerinin yazışmalarında, Bahçeli’nin söz konusu konuşma metnine ilişkin başka kişilerin de adlarının geçtiğini ifade ediyor. Örneğin, “Necmi yarınki konuşma metnini birazdan atacak” ya da “Paraları yerken sorun olmadı. Abi büyük indirmiş Necmi’ye” gibi ifadelerin olduğunu belirten Pehlivan, aynı yazışmalarda, konuşma metnindeki ilgili bölümün Bahçeli’ye söyletilmesinin karşılığında bir para alındığını da belirtiyor. 

Söz konusu paranın da “Selahattin” adlı birinden alındığı yine yazışmalardan anlaşıldığını söylüyor. Pehlivan bu noktada, yazışmalarda ismi geçen Necmi ve Selahattin isimli kişilerin İzzet Ulvi Yönter’in “Çok değerli dava arkadaşım, iş dünyasının müstesna ismi” olarak tanımladığı Selahattin Yılmaz ve MHP MYK geçmiş dönem üyesi olan ve yine Yönter’in can kardeşim olarak hitap ettiği Necmi Yıldırım olabileceğini ifade ediyor. 

Rejim ve MHP 

Tüm bu gelişmeleri toparlayacak olursak MHP içerisinde İzzet Ulvi Yönter kliğinin tasfiyesiyle sonuçlanan bir itiş kakış olduğu anlaşılıyor. MHP’nin gelecekteki başkan adayları arasında gösterilen İzzet Ulvi Yönter kadar Süleyman Soylu’nun da bu tasfiyeden etkilenmiş olması büyük olasılık. Nihayete ermiş bir kavga olmasa da bu tasfiye çok şey anlatıyor. 

Tarih boyunca bu tarz itiş kakışlara son derece müsait bir yapısı olan MHP’nin, 15 Temmuz sonrasında rejimin çeteleşmesinde; yasaların, hukuk normlarının ve anayasanın tamamen rafa kaldırılmasında büyük rolü var. Şimdi itiş kakışlar daha görünür ve açık yaşanıyor zira bunun, rejimin dönüşümünün geldiği düzeyle doğrudan bağı var.