KHK

Emeğin esnekleştirilmesine karşı insanca yaşama hakkını savunmak

Kapitalizmin içinde bulunduğu kriz, çok katmanlı ve süreğen. Krizden çıkış için emeğe dönük saldırılar yoğunlaştırılmış ve süreklileştirilmiştir. İşçiler, açlık ve kölelik kıskacında bir yaşama mahkûm ediliyor. Emek-sermaye mücadelesi, bir bakımdan çalışma zamanı üzerinden sürdürülen mücadelenin tarihidir. Emeğin denetlenmesinde, çalışma saatlerinin…

Edward Said’in Münevveri

  ‘‘Artık kişinin evindeyken, kendini evinde hissetmemesi bir ahlak meselesidir” Her ne kadar ilkel kabile toplumlarından bu yana izini sürebilmek mümkün olsa da aydın ve entelektüel kavramları esas ehemmiyet ve manasını, içtimai ihtivasını modern zamanlarda kazanmıştır. Bu haliyle bu kavramların…

Özgürlükçü Gençlik: KHK’nın Açılımı: Ülkede İktidara Karşı Çıkmak Yasak!

Samsun Özgürlükçü Gençlik Derneği’nin 701 sayılı KHK ile kapatılmasına dair Özgürlükçü Gençlik Dernekleri facebook sitesinden bir açıklama yayımladı: Türkiye uzun zamandır, KHK’lar ile yönetilen bir ülke. Erdoğan’ın iki dudağı arasından çıkan sözlerle alınan kararlar, ülkede yasa şeklinde uygulanıyor. Dün yine KHK’ya uyandık ve binlerce kişi işinden edildi. OHAL süreci boyunca uygulanan KHK’larla işlerinden atılanların yanına yenileri eklenmiş oldu. “Terörü engellemek” adı altında çıkarılan KHK’larda temel hedef muhalefeti susturmak. Yine son KHK’da bu amaç açıkça görüldü. Binlerce kişinin içerisinde barış imzacısı olan 18 öğretim üyesi de bulunuyor. AKP hükümeti, üniversiteleri kendisine karşı olanlardan arındırıp boşaltmaya çalışıyor. İhraçlar ve hukuksuz işlemlerle üniversiteleri ot bitmez çorak topraklara çeviren iktidar; kampüsleri kendi iktidar alanı haline getirme derdinde. Haksız, hukuksuz yolla kapatılan muhalif kanal ve gazetelere de yenileri eklendi. Öğrenci Derneklerine Saldırılar Daha önceki KHK’larda da, pek çok dernek ve vakıf kapatılmış, kapılarına mühür vurulmuştu. Son KHK ile Samsun’daki gençlik derneğimiz de kapatılmıştır. İktidarın birer müşteri olarak gördüğü, öğrenim süreci içerisinde işçileştirdiği üniversite öğrencilerinin derneği olarak inşa edilen ve eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitimi savunan; özgür demokratik halk üniversiteleri modeli için mücadelede eden; kampüslerin özgürleşmesini savunan biz devrimci gençler, iktidarın üzerimizdeki planlarına teslim olmayacağız. Doğanın talanına karşı ekoloji mücadelesini, üniversiteli genç kadınların özgürlük arayışını, ezilen halkların ve inançların örgütlülüğünü, kültür sanat faaliyetlerinin yozlaştırılmasına karşı alternatif bir sanat anlayışının inşasını, homofobi, transfobi ve bifobiye karşı LGBTİ+’ların mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz. Korku sopası ile herkesin susturulduğu, ses çıkaranın haksız ve hukuksuzca gözden uzaklaştırıldığı ülkemizde; Özgürlükçü Gençlik olarak gerçeği haykırmaktan ve mücadele etmekten geri durmayacağız.

Referandum ve sosyalistlerin Hayır’ı

Türkiye yeni bir yol ayrımında. 7 Haziran’dan 1 Kasım’a evrilen süreç, faşist bir diktatörlük anayasası oylaması gündemi ile son derece kritik ve hayati bir tarihsel momente sıçrıyor. Politik gündem tümüyle 16 Nisan’da gerçekleşecek olan Başkanlık/Referandum gündemine endekslenmiş durumda. Zira Başkanlık Referandumu basit ya da herhangi bir sandık oylamasından ibaret değil. Kriz derinleşiyor Kaotik ortamın giderek derinleştiği, ekonominin krize doğru hızla ilerlediği, rejimin kendi iç dengelerinin sarsıldığı ve devlet katmanlarındaki çatlamalarda yeni gedikler açıldığı olağanüstü bir dönemeçte gerçekleşecek olan halk oylaması hem Erdoğan bloku hem de halk güçleri için hayati bir takvim. Öyle ki yalnızca Erdoğan’ın gücünü mutlaklaştıracak şekilde yapılandırılmış ya da sözde kuvvetler ayrılığını tümüyle tasfiye edecek bir anayasa oylamasından öte Erdoğan/AKP iktidarının kaderini belirleyecek bir şeçim bu, keza toplumsal güçler için de böyle… KHK iktidarı Ülke iktidar tarafından değil, OHAL ve KHK hükümeti tarafından yönetiliyor. Erdoğanizm hamleleri ile baskı, terör, sansür, ihraç, operasyonlar yükseltilerek, tek seslilik ve toplumsal kutuplaştırma ortamı keskinleştirilerek, Hayır kampanyasını etkisizleştirme propagandaları ile ilerletiliyor referandum kampanyası. Medyanın her gün daha da keskin bir şekilde yeniden ürettiği “Güçlü Erdoğan” propagandasının aksine, iktidar yarattığı ve içinde debelendiği kriz sarmalının faturası ile burun buruna ve panik içinde. AKP-MHP tabanı kopuşta Kamuoyu yoklamaları ve AKP-MHP tabanından ardı ardına yükselen “Hayır” sesleri, panik iklimini giderek artırıyor. Anket sonuçları Hayır’ı işaret ediyor, daha da “vahimi” AKP’nin kök saldığı tabanın %22’si, MHP’ye oy veren milliyetçi-muhafazakar kesimin %63’ü Hayır diyor… Tabanda kopuş ve huzursuzluk emareleri boy veriyor. İktidar bloku içerisinde bir süredir devam eden çatlama eğilimi başkanlık süreci ilerledikçe daha da derinleşiyor, çatlaklarda yeni gedikler oluşuyor. Erdoğan, Başkanlık koşusunda zafer kazanabilmek için tehlikeli bir kumar oynuyor. Kutuplaştırma siyaseti ile Türkiye’de yaşayan farklı halkları ve inançları, toplumsal kesimleri kışkırttıp hassasiyet alanlarını kaşıyarak, linç ve pogrom kültürünü çeteler aracılığıyla devreye sokuyor, ülkeyi “evetçiler ve hayırcılar” olarak bölüp parçalıyor. Ancak, planlı-programlı yürütülen psikolojik savaşa rağmen, elleri darda. […]