Faşizm

Sosyalist Solun Krizinden Çıkış İçin Samimi Bir Çağrı

Gelecek şimdiki zamanın içerisinde potansiyel olarak yüklüdür. İşte bugün zamanın şimdisinde, geleceğe gebe çok özel bir siyasal anın içerisindeyiz. Geziden buyana içerisine soluduğumuz olağanüstülük atmosferinde, kendini her fırsatta dile getiren hareket halindeki özgürlük arayışları, bugün Boğaziçi ile yeni bir ivme…

Trump’ın Başkanlığının ve Kongre Baskınının Ardından ABD

 Hepimizin malumu, 6 Ocak günü ABD Kongresi’ne düzenlenen baskın sırasında Joe Biden’ın ABD Başkanı olmasını resmileştirmek için toplandığı sırada, eski başkan Trump Washington’da miting gerçekleştirdi ve mitingin ardından Trump’ın kimi destekçileri Kongre’ye saldırı düzenlediler. Yüzeyde kaldığımız müddetçe bu saldırı, komik…

CHP’nin Muhalefet Ekseni

CHP, toplumsal muhalefet dinamiklerinin bir anda parlayan refleks eylemlerine söylemsel düzeyde destek vererek, halk güçlerinin gerisinde kalan tepkiler üreterek, toplumsal muhalefetle bağ kurmaya çalışıyor. Kurmak istediği bu bağ toplumsal muhalefete ön açan değil tersine, toplumsal muhalefeti kendi restorasyon hedeflerine uydurarak…

Faşizmi Kurumsallaştırma Hamlelerinin Kadınlara Yansıması

Faşist kurumsallaşma, önünde güçlü bir direnç noktası ile karşılaşmadığı ölçüde kendi sınırlılıklarına rağmen ilerliyor. Ancak bunun karşısında halk güçlerinin yer yer pasif biçimde olan bazen de belli konular etrafında güçlü tepkiler üretebilen direnişlerini görmek mümkün.    Küresel sermaye, güncel ihtiyaçları…

Emek Hareketini Yeniden Etkin Kılmalıyız

Yaşamlarını sürdürmek için sürekli bir mücadele içinde olan işçilerin yakıcı ekonomik taleplerini, bu talepleri yok sayıp yağmalamak isteyen rejime karşı bir kalkan olarak kullanmak gerekiyor. Bugün emekçi sınıflar açısından en temel hakları savunmak ve geri kazanmak için bile dişe diş,…

Irkçılık ve Milliyetçilik Tırmanırken: Kale İçinde Barış, Dışarıda Savaş

Türkiye’de faşizm, yakıtının bir kısmını yarım kalmış, tamamlanmamış Misak-ı Milli’nin gerçekleştirme düşlerinden, bir kısmını da İslam bayraktarlığı yapma misyonundan alıyor. Dışarıda Ermeniler, Kürtler ve Arapların ihaneti(!), içeride İngiliz işbirlikçilerinin(!) ihaneti, Misak-ı Milli’nin tamamen gerçekleşmesini engellemişti. Yalnızca vaat edilmiş topraklar değil…

Koalisyonun Bir Geleceği Var mı?

Devlet krizi koşullarında “farklı iktidar alanlarına dağılma” eğiliminde olan egemenlerin farklı fraksiyonları arasında yaşanan ve hepsi de halk düşmanı olan sefilce didişmelere karşı, elbette bu durumdan ortaya çıkan fırsatları da gözeten ama esas olarak kendisinde yoğunlaşan, kendisini kendi hareketiyle fiilen…

Faşist Hizmetkârlar Yeniden İşbaşında!

El Yazmaları’nın notu: Almanya’nın Thüringen eyaletinde yapılan seçimlerin ardından geçtiğimiz hafta bir hükümet kurulmuştu. Seçimlerde en çok  oy alan Sol Parti’yi devre dışı bırakmak adına muhafazakâr CDU ve sağ-popülist AFD partileri,  çok az oy alan liberal FDP’den Thomas Kemmerich’i eyalet…

Bizim “Kahverengi Gömleklilerimiz” Bekçiler mi?

Bekçilere verilmesi planlanan geniş yetkiler inşa halindeki faşizm ile şüphesiz ki ilişkilendirilebilir. Ama paramiliter unsur ile militer unsuru karıştırmamakta da yarar var. İlki, iktidarın etrafında, bizzat iktidar tarafından örgütlenen bilindik baskı aygıtlarının dışındaki baskı aygıtlarını ifade ediyor, ikincisi ise resmi,…

23 Haziran’ın Ardından: Sol Şimdi ne Yapacak?

Solla ilgili genel bir tanımlama yaparsak son yıllarda yaşanan tasfiye dalgasında solun, genel itibariyle üç ayrı hatta konumlandığını saptayabiliriz. Sol, ya HDP/Kürt hareketi ekseninin içerisine sıkışıp eriyip gidiyor, ya CHP’ye eklemleniyor ya da bağımsız bir duruşta ısrar ederek o bağımsız…

Kavşaktaki Ayrışmalar

Üst üste binen ve hepsi birbirinden ağır kriz dinamikleri tarafından sıkıştırılan ülkemizde, bitmek bilmeyen seçimlerden yeni birisine gidiyoruz. Evet, krizler çok güçlü nesnelliklerden çıkıp geliyor. Ama, Erdoğan önderliğindeki iktidar alanı, krizlerin doğumunda ve kalıcılaşıp güçlenmesinde özel katkı yapıyor. Onlar, doymak…

Avusturya’da Büyük Sermayenin Zaferi

Almanya genel seçimlerinden iki hafta sonra Avusturya’da da genel seçimler gerçekleştirildi. Tıpkı Almanya’da olduğu gibi, Avusturya’da da sonuçlar ciddi bir “sağa kayış”ı gösteriyor. Bu sonuçları doğru bağlamda okumak adına önce kısaca ülkede uzun zamandır belirleyici bir güç olan politik sisteme bakmamız gerekiyor. …

Kavşak Noktası

A. İsyan’dan bugüne Haziran İsyanı günlerinde hiç beklemediği bir anda kendi iktidarının sonunun geldiğini gören AKP, hemen yedi ay sonra 17-25 Aralık’ta “içerden” darbelenerek cezaevine kapatılma riskiyle tanışmıştı. Darbeyi vuran en yakın “ittifak” gücü/Cemaat’i kaybederek denge ve güç kaybına uğrayan AKP, Ordu ile “flört” etmeye sürüklenmişti. O arada, PKK’yi kuşatıp sıkıştırarak zayıflatma amacıyla yürüttüğü “Çözüm sürecinde” kaybeden taraf olduğunu da gördü ve son darbeyi 7 Haziran’da aldı. Bütün bu süreç içinde, aynı zamanda, Ortadoğu politikaları da iflas etmiş, kendi deyimleriyle “değerli yalnızlık” içine düşmüşlerdi. Ancak, AKP, her biri özel ağırlık taşıyan ve normal şartlarda hükümetin düşmesini sağlayabilecek güçte olan bu darbeleri atlatabildi ve halen iktidarda! Ama, nasıl ve ne pahasına? Gezi isyanının bastırılması sürecinde başlayan, 17-25 Aralık’ta yaptığı yolsuzlukları açığa vuran Cemaat’in “darbe girişimiyle” hız kazanan ve nihayet, 7 Haziran öncesinde Rojava’daki gelişmeler ve HDP’nin barajı aşacağının kesinleşmesi üzerine “Çözüm masasının devrilmesiyle” askeri biçimlere bürünerek yoğunlaşan özel bir “yönetim tarzı” oluştu. Bu “tarz”, kitle destekli bir açık faşist diktatörlüğün zemin taşlarını döşüyor. İşte, AKP, başka sebeplerin yanı sıra, özellikle bu özel yönetim tarzı sayesinde halen hükümet edebiliyor. Öyle ki, kaybettiği 7 Haziran seçimlerini bile fiili durum yaratarak olmamışa çevirebildi ve hukuk dışı bir “Darbe” biçiminde yürüttüğü 1 Kasım süreciyle hedefine ulaşabildi. Bu yönetim tarzı, özel bir öge tarafından belirleniyor; evet, her tarafımızı kuşatan gerilim politikalarından söz ediyoruz. Sürekli ve açılıp saçılarak toplumun tümünü ve yaşadığımız zamanın her anını kaplayan bir “kontrollü gerilim”, bize dayatılan “yönetim tarzının” ana ögesini oluşturuyor. Süreklileşen ve birçok biçime bürünen gerilim politikalarıyla toplum kamplaştırılıyor, bu kamplar birbirine düşmanlaştırılıyor ve ama her durumda, “Sünni-Türk-Erkek” bir tabanın “İslamcı bir Türkçülük” ve “Devletin Bekası” zemininde AKP’nin arkasında toplanarak pekiştirilmesi hedefleniyor. Çıkarılan yeni yasalarla; yasama, yürütme ve yargının biçimsel de olsa var olan özel alanları, birleştirilerek merkezileştirildi ve bu özel tarz, onu yargılayan ya da hızını kesen herhangi bir engelle […]