devrimci kişilik

Eylemin ve Eylemenin Özgürleştiriciliği

Tarihsel kurtuluş ve özgürleşmenin militanı olan devrimci kadro, kendi pratiği süresince sıradan bireylerin kaldıramayacağı ya da aşamayacağı sertlikte gerilimler ve karmaşık sorunlarla karşılaşır. Evet, bu engelleri aşmak oldukça zorlayıcıdır; ama aşılan her gerilim ve sorun sonrasında, yüksek bir kendine güven ve…

Devrimci İradenin Diyalektiği

İRADE “Ateş Altında Zerafet”1 adlı kısa denemesinde, Murathan MUNGAN: “Ham ile işlenmiş olanın arasında ‘İnsan olmanın’ olanakları saklıdır.” der. Devrimci yaşam da böyledir. Özgürlük hayaliyle, özgürlüğü gerçekleştirmenin arasında “Devrimci Olmanın” olanakları saklıdır. Devrimci kişiliklerimize, devrimci iradenin rengini katmalıyız. Çünkü irade, olanağı gerçeğe çevirme gücüdür. İrade Ne Anlama Gelir? Sözcük anlamıyla irade; istek, istenç olarak tanımlanır. Arapça, “İrada” sözcüğünden kaynak alır. İrada (-rawd) kökünden türer ve av peşinde dolaşma, arama, peşinden gitti, aradı… Anlamlarını içerir. Tam da tanımlandığı gibidir, İrade. Hedefin peşinden koşmaktır, amaç peşinde inatla dolaşmaktır. Bir arayıştır. Yeniyi, özleneni, devrimciliği ve aşkı… Özgür yaşamı istemektir. Zalimin zulmüne, sömürü düzenine karşı direnmek ve savaşmaktır. İradeye Dair Özdeyişler “Bedenimiz bahçemiz, irademiz onun bahçıvanıdır.” diyerek Shakspeare, iradenin emekçilik, biçimlendiricilik yönünü vurgular. İradeyi kişiliğin işçisi olarak görür. Dante; “Hiçbir irade, kendinden daha güçlü bir iradeye karşı duramaz.” sözüyle savaşın, direnişin gerçek tayin edici gücünün irade olduğunu belirtir. Dante 1789 Fransız İhtilalinin kahraman devrimcilerindendir. İdama götürülürken davasındaki kararlılığı ve cüreti “Dante Edası” diye bir deyimi insanlık değerlerine miras bırakmıştır. İradeye dair söylediği sözü kendi devrimci pratiğinde hayata geçirmiştir. “İnsanı büyük yapan da küçük yapanda, kendi iradesidir.” der, Schiller. İnsanın, kendi kaderinin kendisinin elinde olduğunu vurgular. Hayatın kritik dönemeçlerinde verilen kararların, tercih edilen yaşam biçimlerinin, bireysel kişiliği de belirlediğini ortaya koyar. İrade Nedir? İrade ahlaki bir tutum mudur? Yoksa insan bedeninde/ruhunda biyolojik (nörolojik) temeli var mıdır? İnsanın nefsini, arzularını terbiye edip dizginlemek değildir irade. Sadece, bireyin, yöntemsel bir tutumu, kurgusal bir etik duruşu değildir. O aynı zamanda beyinde bir biyolojik/nörolojik gerçekliği olan bir olgudur. İnsanın öznel tutumundan bağımsız, nesnel/fiziksel bir gerçekliği vardır. Duygu, düşünce, algı gibi beynin ön lobunda kaynak bulan bir ruhsal biçimlenmedir. O halde; İnsan bedeninde ruhsal bir biçimlenme olarak irade nedir? Disiplin midir? Özgürlük cesareti mi? Direnişçilik mi? Fetihçilik mi? Zorunluluğa bağlılık mıdır? Yoksa olasılıklara, bilinmeze özgürce yapılan bir hamle midir? Yapmak mı? Yıkmak mı? […]

Taşra’da Öncü Olmak

Taşra merkezin dışında olan, merkezi çevreleyendir. Taşra, taşralı olmak kapitalist toplumda burjuvazinin yuvalandığı şehirlerin dışında kalan bölgeler için kullanılan bir deyim olagelmiştir. Günümüzde bu gelişmiş kapitalizm merkezleri (metropol), azgelişmiş (taşra) karşılaşmasıyla adlandırılmaktadır. Adana, İstanbul’a göre taşrada kalır. İstanbul’a göre Gazi Mahallesi taşradadır. Gelişmiş büyük şehirlerde (metropol) egemen olan hem alt yapıda hem üst yapıda burjuva- kapitalist ilişkilerdir. Taşrada alt yapıda kapitalist ilişkiler hâkimken üst yapıda eski feodal değerler hala tam olarak kaybolmamıştır. Metropollerde egemen insan ilişkileri; para, kariyer, yarışma ve bencilliktir. Taşrada toplumsal duygular, dayanışma, insancıl ahlak varlığını sürdürür. Toplumsal maddi yaşam koşulları bireyin bilincine psikolojisine duygularına, ideolojiyi kavrayış biçimine etki ederek kişilikleri ona göre şekillendirmektedir. Esas konumuz taşralı, düzene muhalif önder kişiliklerin özellikleri. Açıklamalarımı bu temelde yapacağım. Hepimiz taşra çocuğuyuz. Kökenlerimiz köylere, kasabalara dayanır. Bundan dolayıdır ki şu anda bile ortamın, mücadelemiz içinde bize hangi frenleyici kişilik normlarını kazandırdığını bilince çıkarmak zorundayız. Bu yazıda taşralılık değerlerinin olumsuz yönlerine değinilecektir. Bu taşralılığın olumlu, mücadele içinde avantaj olan değer ve özelliklerin reddedildiği anlamına gelmemeli. Taşralı, yaşamıyla kapitalist düzene muhaliftir. Sadece ekonomik olarak yoksullaşma ile değil, insanlık- kültürel değerlerin yozlaşması tek başına taşralıyı muhalif olmaya itebilir. Düzene karşı olma tepkisel de olsa yaşam biçimidir. Bu özellikler özgürlük ve demokrasi mücadelesi öncülerinin kişiliklerine de yansır. Mücadele vermek günlük olağan bir görünüm arz eder. Olağanüstülükler ortadan kalkmıştır. Bu temelde yürütülen bir öncü mücadele sadece düzenin uygulamalarına göre konumlanmadır. Bu durum öncü kişilerde iktidar ufkunun, köklü değişimler yaratma ufkunun, kaybolmasına neden olabilmektedir. Kişiliklerimizde öyle bir yön var ki bizi kemiren, o da; ömrümüz boyunca düzene karşı mücadele veririz. Hep muhalefetiz. Ama sadece o kadar. Taşralı öncülerde çilecilik vardır. Arabesklik değildir. Ama harekete geçiren hep acılardır sanki. En büyük gücünü acılardan alır. Dayanıklılığını, geçmişte yaşadığı acıları aşma becerisini düşünerek ölçer. “Göğsümüzde acılara daha çok yer var” diyerek acılara davet çıkarır. Kendisinin ve toplumun acılarını ta iliklerinde […]