
Devrim


Sınıflar Savaşı ve Klâsik Halk Kavramı
El Yazmaları’nın Notu: Hikmet Kıvılcımlı’nın ölümünün 52. yıldönümü vesilesiyle Sosyalist gazetesinin 2 Mart 1971 tarihli 18. sayısında yayımlanmış olan Sınıflar Savaşı ve Klâsik Halk Kavramı başlıklı yazısını siz değerli okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz. Türkiye’de “Sosyal Devrim Stratejisi” hiç değilse Aydın Gençlik arasında epey…









Hegemonya: Sosyalistlerin Durumu, Açmazları ve Çıkış Yolu Üzerine Bir Tartışma – 2
Bu yazı El Yazmaları yazarları B. Aydın Doruk ve Max Zirngast tarafından kaleme alınmıştır. Yazı dizimizin ikinci bölümünde hegemonya meselesini işleyeceğimizi söylemiştik. Bunu yaparken yakın geçmişten bir anıyla başlamak istiyoruz. Bu anı, temsil gücü nedeniyle seçildi. Birkaç sene önce Kadıköy’deki…


Sosyalistlerin Durumu, Açmazları ve Çıkış Yolu Üzerine Bir Tartışma -1
Bu yazı El Yazmaları yazarları B. Aydın Doruk ve Max Zirngast tarafından kaleme alınmıştır. Rejim ittifakı faşizmi kurumsallaştırma çabasında yeni ataklar yaptığında çubuğu kendimize, sola bükmek fuzuli görünebilir. Ne de olsa, bu faşist hamleye direnmek gerek. Fakat tam da bu…

Üzüntü, Gurur ve Henüz Sonu Yazılmamış Bir Hikaye – Schluwa Sama
Irak devriminin başlamasından bir yıl sonra aktivistler ve protestocular yeniden Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda toplandılar. Birçoğu siyah tişört giyiyordu: Gençlerden biri “Şehitlerimizi ve şehit düşen arkadaşlarımızı anmak için siyah giyiyoruz” diyerek bunu açıklıyor. Aynı zamanda, ezilen sınıfın ve devrimin sembolü…

Hikmet Kıvılcımlı: Bir Devrimci, Bir Düşünür
El Yazmaları’nın Notu: Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın ölümünün 49. yıl dönümü kapsamında hazırladığımız dosyada, Canan Özcan’ın Kıvılcımlı’yı bütünlüklü olarak ele aldığı yazıyı siz değerli okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz. Hikmet Kıvılcımlı bir devrimciydi, hayatı boyunca teorik ve pratik faaliyetten kopmamış bir devrimci… Diğer…

Devlet ve İhtilal: Analiz ve Teorik Hamle
El Yazmaları’nın Notu: Lenin’in 150. doğum günü vesilesiyle hazırladığımız Lenin dosyası kapsamında yazarımız Volkan Yaraşır’ın kaleme aldığı “Devlet ve İhtilal: Analiz ve Teorik Hamle” başlıklı yazıyı okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz. Rus Devrimi tarihi farklı momentlerin ve kırılma noktalarının iç içe geçtiği…

Nereden Başlamalı – V.I.Lenin
El Yazmaları’nın Notu: 22 Nisan 1870’de dünyaya gelen 1917 Ekim Devrimi’nin lideri Lenin, 150. doğum gününde bütün dünyada anılıyor. Kapitalizmin ekolojik, ekonomik ve siyasal krizde olduğu, bütün bir canlı yaşamı yok etmeye doğru hızlı adımlarla ilerlediği günümüzde Lenin sadece anılmıyor;…

Solun Krizi (II)
El Yazmaları’nın notu: “Solun Krizi, Çıkış Arayışları, Mücadele ve Olanaklar” başlığı altında Türkiye Sosyalist Hareketi’nin çeşitli temsilcileri ve yazarlarına yaptığımız çağrı çerçevesinde hazırladığımız dosyamızın ikinci yazısını paylaşıyoruz. Oğuzhan Kayserilioğlu’nun yazdığı, “Solun Krizi 2” başlığıyla 29 Temmuz 2019’da yayımladığımız yazıyı siz…

Restorasyon, 11. Tez’in Tini ve Devrimin Güncelliği
Rejim ne toplumu ne tabanı ezber ettiği biçimde kontrol edemiyor, harekete geçiremiyor. Kitle destekleri peşi sıra açıklanan anketlerden de anlaşıldığı üzere ayaklarının altından kopuyor. Muhalif kesimler ile aralarındaki uçurum da her geçen gün derinleşiyor. Erdoğan ve irili ufaklı ittifak ortakları…
7 Haziran’dan Sonra*
Seçim dizisinin ilk ikisinde rakiplerinden sıyrılıp ipi önde göğüsleyen AKP, üçüncüde kuyruğundan yakalandı. Şimdi, sanki hep onların olacakmış gibi sımsıkı yapıştıkları iktidarın zirvesinden yuvarlanma riski güçlenince, şaşkın gözlerle inanamayarak etraflarına bakıyor, kabullenemeyerek ya da hala anlayamayarak git-geller yaşıyor, kimi kez küsüyor, bazen pişkinlik yapıp yüzsüzlüğe vurarak hiçbir şey olmamış gibi şişiniyor, bazen de öfkeyle ve aptalca bağırıp çağırıyorlar. Elbette, soğuk gerçeği bir süre sonra netçe görecek, kenarına geldikleri mutlak iktidarın ulaşamayacakları bir uzaklığa uçup gitmesine de alışacaklar. Üstelik her şey yeni başladı, zaman aktıkça kim bilir neler yaşanacak ve günün sonunda acaba kim nerede olacak, henüz belli değil. Açık ki, işlenen onca suçun bir faturası var ve ilk fırsatta önlerine koyulacak. “Emri ben verdim” pervasızlığıyla işlenen onca cinayet, “ben yaparım, bir şey olmaz” tarzında yapılan onca yolsuzluk, bölgede ne kadar katliamcı çete varsa hepsine akıtılan para ve silahlarla yürütülen savaş kışkırtıcılığının hesabı sorulabilir. Gelecek kuşakların cebinden çalıp “borçlanarak” şişirilen “ekonomi balonunun” yakınlaştığı anlaşılan patlayışıyla ortaya dökülecek gerçekler de, o pek övündükleri “ekonomik başarılarının” iç yüzünü-vurgunculuklarını açığa çıkarabilir. Kendi düzenlerine ait yasaların ve hatta anayasanın sanki çok normalmiş gibi rahatça çiğnenmesiyle kazanılan rütbe ve mevkiler; evet, bunlar ve arkalarından sökün edecek çok daha fazla “ağır suç” kapsamındaki “faaliyetler” de, şimdi yargılanma riskiyle karşılaşmış durumda. Evet, sadece iktidar değil, vurgunculukla cebe atılan zenginlikler ve koltuğuna oturulan bütün mevkiler, üstelik hesabı sorulup cezası çekilerek kaybedilebilir. Tehlike büyük, iktidarın zirvesinde sinirler gergin, belli ki korku dalgaları geziniyor ve hatta kimileri batan gemiyi terk etme hazırlığında. Sefilliğin Tablosu İktidarın gücünün arkalarından çekilme olasılığı bile bazı gerçekleri su yüzüne çıkarmaya başladı. Korkak, çapsız, birbirinin kuyusunu rahatça kazabilecek fırsatçılardan oluşan bu sinsi ve bayağı güruh, bütün çirkinlikleriyle hoplayıp zıplıyorlar. Öyle ki, burnunuzu tıkamadan yanlarından geçerseniz pis kokudan bayılabilirsiniz. Arınç’ın, seçim gecesinde, yaşadığı korkuyu açığa vuran şaşkınlık, öfke ve dehşetle karışmış ve “bir an önce kaçma” isteğinin tablo gibi […]
