belediye

Samandağ Belediyesi’nin İlk Yılı-4

Mihriban Randa: Belediyede bir çocuk birimi kurulması, ertelenmeyecek kadar önemli bir konu El yazmalarının notu: Değişim İttifakı ile kazanılan seçimin üzerinden bir yıl geçti. Sosyalistlerin kazandığı bir belediye olan Samandağ Belediyesi’nde bu bir yılın çocuklar açısından nasıl geçtiğini Her Yer…

Samandağ Belediyesi’nin İlk Yılı-3

İlknur Kazan: Samandağ’da kadın politikalarının ağırlıklı olduğu bir belediye hedefliyoruz. El yazmalarının notu: Değişim İttifakı ile kazanılan seçimin üzerinden bir yıl geçti. Sosyalistlerin kazandığı bir belediye olan Samandağ Belediyesi’nde bu bir yılın kadınlar açısından nasıl geçtiğini ittifakın tek kadın örgütü…

Samandağ Belediyesi’nin İlk Yılı-2

Hasan Fehmi Görür: Buralardaki deneyimin çok değerli olduğunu düşünüyoruz. El yazmalarının notu: Değişim İttifakı ile kazanılan seçimin üzerinden bir yıl geçti. Sosyalistlerin kazandığı bir belediye olan Samandağ Belediyesi’nde bu bir yılın nasıl geçtiğini Samandağ Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Fehmi Taylan…

Samandağ Belediyesi’nin İlk Yılı-1

TÖP Yerel Yönetim Komisyonu: Önümüzdeki dönem Samandağ Belediyesi pratiği bir belediye pratiğinden çok daha ötesini ifade etmektedir. El yazmalarının notu: Değişim İttifakı ile kazanılan seçimin üzerinden bir yıl geçti. Sosyalistlerin kazandığı bir belediye olan Samandağ Belediyesi’nde bu bir yılın nasıl…

Alp Altınörs: İnsanlığın Ufku Sosyalizmdir

El Yazmaları’nın Notu: Koronavirüs salgınının kapitalizmin yarattığı ekolojik tahribatı gözler önüne sermesiyle birlikte kapitalizmin krizinin derinleşmesi, bütün dünyada kapitalizme alternatif bir sistemin ne olabileceğine dair tartışmaları yaygınlaştırıyor. Bu tartışmalara katkı sağlamak amacıyla, bugünlerde 2. baskısı hazırlanan İmkânsız Sermaye isimli kitabında…

Yerel seçimlere giderken: Belediyeler bizimdir

Ülkedeki siyasal/toplumsal gidişat üzerine yapılan değerlendirmeler çoğu zaman şu vurgularla başlıyor: Olağanüstü dönemlerde yaşıyoruz, böylesi hiç yaşanmadı. Ülke tarihi içerisindeki kurulagelen toplumsal-siyasal dengeler gerçekten de zorlanıyor. Ve bu dengesizlik halinin tekrar eskisi gibi bir denge durumuna oturması çok zor görünüyor. Yaklaşan yerel seçimlere de bu olağanüstü atmosferde gidiyoruz ve yerel seçimler hiç de “yerel” bir havada gerçekleşmiyor. İktidardaki bloklar tarafından seçimler birer ölüm kalım meselesi olarak görülüyor. Onlar için gerçekten öyle. Burada alabilecekleri bir yenilgi, onlar için ağır bir darbe olacak. Bu yüzden toplumu gerçek bir yerel seçim gündemi ile değil, “beka” gündemi ile kutuplaştırmaya çalışıyorlar. Yüksek siyasetten yerele Gündem yerel seçimlerse, yerel yönetimler ile halk arasındaki ilişkiyi es geçmemek ve halkın gündelik yakıcı sorunlarını tartışmaya açmak başka baharlara bırakılmamalı. Yüksek siyaset arenasında olan bitene sırtımızı dönmeden, yerel seçimler gündeminin de bu yüksek siyasetin yerellerdeki halkın sorunlarıyla doğrudan bağlantısını kurmak açmazlarımızdan kurtulabilmemiz için bir fırsat sunuyor bizlere. Yüksek siyasetin üzerine oturduğu zemin gücünü bir bakıma yereldeki yerleşik iktidar biçimlerinden alıyor. Bu noktayı pas geçmek, statükoya bilinçli ya da bilinçsiz teslim olmak anlamına geliyor. Belediye ve muhtarlık kurumlarına yakın plandan baktığımızda, onların hâkim iktidar biçimlerini üreten birer kurum olduklarını görürüz. Bu iktidar biçimleri sermaye ve devlet yöneticilerinin yukarılarda saltanatlarını sürdürmelerinin yerel garantileridir. Bu yüzden onlar açısından önemlidir. Ancak halk güçleri açısından bakacaksak, bu kurumların günümüzdekinden çok farklı tarihsel anlamları var. Belediyeler şirket değil, müşterektir Belediyelerin bir geçmişi var. Onlar birden ortaya çıkan yönetim biçimleri değildir. En eski yönetim biçim olan halk meclisinin, özellikle orta çağda merkeziyetçi krallık/imparatorluk otoritesine karşı yerelde iktidarlaşmasının ürünü olarak ortaya çıktılar. Onlar halkın kurumsallaşmış yönetim biçimiydiler. Zamanla egemen sınıfların eline geçerek, elimizden alındılar. 1980’lerle birlikte tüm kamusal kurumların dünya çapında dönüşmesiyle, belediyeler, halka hizmet üreten kurumlar olmaktan çıkmaya başladılar. Onlar artık hizmetleri “kâr” elde etmek için “tüketicilere” aktaran birer şirket haline geldiler. Öyle ki, bütçelerinden çalışanlara daha […]