Parsel Parsel Emperyalizm: Suriye’de Yağma ve Paylaşım Savaşları

Suriye halkları yıllardır süren iç savaşta can verip yoksulluğa mahkum olurken küresel sermaye “yeniden inşa” maskesi altında ülkeyi talan etmek için fırsat kolluyor. Emperyalist güçler, enkaz altındaki ülkenin limanlarını, havalimanlarını ve enerji kaynaklarını paylaşmak için milyar dolarlık anlaşmalarla Suriye’yi parsel parsel bölüştü. Ticaret anlaşmaları kılıfı ardından emperyalist işgal planlarını devreye soktu.

Suriye 2024 yılı sonunda Esad rejiminin çökmesi ve Ahmed Şara’nın (eski adıyla el-Colani) iktidara gelmesiyle birlikte, devam eden kanlı katliamların yanında sermayenin acımasız paylaşım savaşına da şahit oldu. Savaş boyunca halkların üzerine bomba yağarken yangına körükle giden emperyalist merkezler, yeni rejimle birlikte ülkenin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini ele geçirmek için harekete geçti. “Yeniden inşa” adı altında yürütülen süreç, aslında Suriye işçi sınıfının ve halkının geleceğinin uluslararası şirketlere ipotek edilmesinden başka bir anlam taşımıyor.

Körfez Sermayesi ve Batı Bloğu Limanlara Çöktü

Savaşın toz dumanı dağılmadan, ülkenin en stratejik varlıkları yabancı tekellerin kontrolüne geçti. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suriye’nin dış dünyaya açılan en önemli kapısı olan Tartus Limanı’nı ele geçirdi. Mayıs 2025’te imzalanan ve ABD yaptırımlarının kalkmasıyla meşrulaştırılan 800 milyon dolarlık anlaşma ile DP World şirketi, limanı 30 yıl boyunca işletecek imtiyazı aldı. Emperyalist paylaşım masasında Fransa da yerini aldı. Lazkiye Limanı’nın konteyner terminali, Fransız CMA CGM şirketine 230 milyon Euro’luk yatırımla ve 30 yıllık işletme hakkıyla teslim edildi. Akdeniz’deki bu stratejik noktalar artık küresel lojistik devlerinin kâr hanesine yazılacak.

Enerji ve Havalimanları Şirketlere Peşkeş Çekildi

Ülkenin enerji altyapısı da özelleştirme ve Türkiye’dekine benzer yap-işlet-devret modelleriyle yabancı sermayeye sunuldu. Katar sermayesi öncülüğündeki konsorsiyum, 29 Mayıs 2025’te atılan imzalarla Suriye’nin enerji sektörüne el koydu. Toplam 7 milyar dolar büyüklüğündeki bu projede Katar’ın UCC Concession Investments şirketi başı çekti. Türkiye’den Kalyon ve Cengiz Holding ile ABD sermayesi de pastadan payını aldı. Anlaşma kapsamında gaz santrali ve güneş enerjisi santrali inşa edilerek, halkın temel ihtiyacı olan elektrik üretimi özel şirketlerin inisiyatifine bırakıldı.

Sadece enerji değil, ulaşım altyapısı da yağmalandı. Şam Uluslararası Havalimanı’nın genişletilmesi ve işletilmesi işi, 4 milyar dolarlık bir anlaşma ile yine Katar merkezli UCC Holding, ABD’li Assets Investments ve Türk inşaat tekelleri (Kalyon, Cengiz, TAV) tarafından oluşturulan konsorsiyuma devredildi.

İnşaat Ya Resulullah

Türkiye’deki ekonomik krizden çıkış arayan inşaat şirketleri için Suriye’deki yıkım büyük bir fırsata dönüştürüldü. Suriye’ye yapılan ticari hamleler, Türk şirketlerinin borsadaki değerlerini artırdı. Türk sermayesi, enerji ve havalimanı projelerinin yanı sıra, Suriye ile doğrudan kara taşımacılığını yeniden başlatarak mal ihracatını 10 ayda %53 oranında artırdı. Gaziantep ve çevre illerdeki tekstil patronları, ucuz işgücü cenneti olarak gördükleri Suriye’yi Mısır’a alternatif bir üretim üssü olarak şimdiden planlamaya başladı.

“Yardım” Maskesi: Borçlandırma ve Bağımlılık

ABD ve Avrupa Birliği, yıllardır uyguladıkları ve halkı açlığa mahkûm eden yaptırımları, kendi şirketlerinin pazara girişi garanti altına alınınca Mayıs 2025’te kaldırdı. Suudi Arabistan ve Katar, Suriye memurlarının maaşlarını ödemek bahanesiyle ülkenin mali yapısını doğrudan kendilerine bağladı. Bu ülkeler, Suriye’nin Dünya Bankası’na olan borçlarını ödeyerek ülkeyi yeniden IMF ve Dünya Bankası’nın borç tuzağına soktu.

ABD emperyalizmi ise petrol ve gaz sahalarındaki işgalini şirketleşme yoluyla kalıcı hale getirmeyi hedefliyor. Amerikan enerji devi Conoco Phillips, gaz sahalarının geliştirilmesi için mutabakata vardı.

Çin’in Temkinli Bekleyişi ve Pazar Hesabı

Diğer odak olan Çin ise siyasi riskler ve ABD ile doğrudan karşı karşıya gelmemek için daha temkinli dursa da pastadan pay kapmak için pusuda bekliyor. Şimdilik İdlib ve çevresinde güneş paneli ve tüketim malları pazarına hakim olan Çin sermayesi, Suzhou Land Group aracılığıyla sanayi şehirlerinin yönetimi için anlaşma imzalayarak uzun vadeli nüfuz alanını garantilemeye çalışıyor.

Emperyalist güç odakları iç savaş ve cihatçıların kanlı elleriyle tarumar edilen Suriye’de silahların tamamen susmasını bekliyor. Ya da silah seslerinin ardında işlerin olağan hale gelmesini. Her iki seçenekte de anlaşmaların ardında Suriye halkının geleceğini çalmak için sıkı bir rekabet içindeler. Pastadan kimin daha fazla pay kapacağını aralarındaki rekabet mi, Suriye halklarının mücadelesi mi belirleyecek ilerleyen günlerde göreceğiz.