Takım Elbiseli Cihatçı: Ahmed eş-Şara

ABD’nin bir zamanlar başına 10 milyon dolar ödül koyduğu El Kaide kökenli militan, bugün Beyaz Saray’da ağırlanan bir “devlet adamı”na dönüştürüldü, Suriye geçici hükümetinin başına getirildi.

Suriye’de Esad’ın devrilmesiyle iktidara oturan Ahmed eş-Şara (eski adıyla Colani), Kürt yerleşimlerine yönelik saldırıların ardından SDG ile masaya oturdu. Ancak Şara’nın “Kim savaş istiyorsa Colani hazırdır” resti, “yeni” Suriye’nin üzerindeki cihatçı gölgenin silinmediğini kanıtlıyor. Şara, “ılımlı” maskesinin ardında, Aleviler, Kürtler, Dürziler ve Hristiyanlar için karanlık bir sicil barındırıyor. Türkiye’nin önünde öngörülemez riskler barınıyor.

Emperyalizmin Orta Doğu laboratuvarında “teröristten devlet başkanı yaratma” projesi tamamlanmış görünüyor. Bir zamanlar El Kaide’nin Irak ve Suriye kollarında yetişen, ABD’nin başına 10 milyon dolar ödül koyduğu Ebu Muhammed el-Colani, bugün “Ahmed eş-Şara” ismiyle Kürt ve Alevi katliamlarının yükseltildiği bir konjonktürde sahneye çıkartıldı. Ancak bu imaj değişikliği, Şam’daki yeni rejimin köklerindeki radikalizmi ve bölge halkları için barındırdığı riskleri örtmeye yetmiyor.

IŞİD’i Tanıdı, El-Kaide’yi Kurdu

1982 yılında Suudi Arabistan’da doğan ve aslen Suriyeli olan Ahmed eş-Şara’nın hikayesi, küresel cihat ağının göbeğinde başladı. Tıp eğitimini yarıda bırakarak 2003’te ABD işgaline karşı savaşmak üzere Irak’a geçti ve burada El Kaide saflarına katıldı. 2005’te ABD tarafından yakalanıp Camp Bucca hapishanesine atılan Şara, burada daha sonra IŞİD’i kuracak olan Ebu Bekir el-Bağdadi ile tanıştı.

2011’de Suriye iç savaşının patlak vermesiyle Bağdadi tarafından “Nusra Cephesi”ni kurması için Suriye’ye gönderilen Şara, zamanla IŞİD’den kopsa da El Kaide lideri Zevahiri’ye biat ederek cihatçı çizgisini sürdürdü. Bugün “değiştim” dese de, Şara’nın kariyeri Irak ve Suriye’deki en kanlı cihatçı örgütlerin mutfağında pişti.

El Nusra’dan HTŞ’ye İsim Değiştiren Terör

Şam’da iktidarı ele geçiren Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), kökleri itibarıyla IŞİD ve El Kaide ile aynı zehirli ağaçtan beslenen bir yapı olma özelliğini taşıyor. Örgüt, 2016 yılında uluslararası baskılardan kaçmak amacıyla “El Kaide ile bağlarını kopardığını” iddia ederek adını değiştirdi. Ancak güvenlik raporları bu kopuşun ideolojik değil, tamamen “stratejik ve taktiksel” olduğunu söylüyor.

Ahmed Şara, Batı medyasına verdiği demeçlerde “Suriye’nin sadece kazananlar için değil, tüm halk için bir yuva olacağı” vaadinde bulunuyor. Ancak HTŞ’nin İdlib pratiği ve sahadaki sicili, bu süslü sözlerin tam tersini kanıtlıyor.

Alevi Katliamı ve “Demografik Mühendislik”

HTŞ’nin “intikam almayacağız” söylemine rağmen Esad yönetiminin düşmesinin ardından başta Lazkiye olmak üzere birçok Alevi yerleşkesine saldırdı. Alevi ailelerin evlerine ve mallarına zorla el konuldu. Yüzlerce kişi yalnızca Alevi olduğu için öldürüldü. HTŞ milisleri Alevilere işkence yaptığı videoları sosyal medya hesaplarından paylaştı. Örgüt ayrıca Alevilerin terk etmek zorunda kaldığı köylere cihatçıları yerleştirerek bölgenin demografik yapısını kalıcı olarak değiştirdi.

Dürziler ve Hristiyanlar Üzerindeki Baskı

İdlib’deki Dürzi köylerinde halk zorla din değiştirmeye zorlandı, türbeleri yıkıldı ve mülklerine el konuldu. Dürzi kanaat ve din önderlerinin sakalları zorla kesildi. Hristiyanların ibadet etmeleri kısıtlandı, kiliseleri çan çalamaz hale getirildi ve tarım ürünlerinin büyük bölümüne örgüt tarafından “vergi” adı altında el konuldu. Şara’nın “barışçıl” söylemleri, azınlıkların mülklerinin yabancı cihatçılara peşkeş çekildiği gerçeğini örtmeye yetmedi.

Kürt Bölgelerine Saldırı

HTŞ’nin Halep’i ele geçirmesinin ardından Kürt mahalleleri Şeyh Maksud ve Eşrefiye’deki sivil halk tehdit altına girdi. SDG/YPG’nin kontrolündeki tüm bölgelere saldırı düzenlendi. HTŞ’nin saldırıları dünyanın birçok yerinde protesto edildi.

“Barış İsteyene Şara, Savaş İsteyene Colani”

Anlaşmalara ve Batı’daki “ılımlı lider” pazarlamasına rağmen, Şara’nın dili halen bir örgüt liderinin tehditkar tonunu taşıyor. İsrail’in Şam’daki saldırıları sonrası konuşan Şara, muhaliflere ve bölge halklarına net bir mesaj verdi: “Kim barış istiyorsa Ahmed Şara hazırdır, kim savaş istiyorsa Ebu Muhammed el-Colani hazırdır”.

Bu ifade, Şara’nın “devlet adamı” kimliğinin altında, gerektiğinde acımasız savaş yöntemlerine dönecek olan “Colani”nin saklı olduğunu itirafıdır. Süveyda’daki Dürzi ayaklanmalarına karşı “vatanın birliğini” gerekçe göstererek verdiği sert müdahale sinyali, azınlıklar için tehlikenin geçmediğini gösterdi.

Sınırımızdaki “Cihatçı Devlet” ve Riskler

Ahmet Şara’nın “devlet başkanı” sıfatıyla meşrulaştırılması, Türkiye için çok katmanlı riskler barındırıyor.

  1. Terör Listesi Çelişkisi

ABD, Trump yönetimiyle birlikte Şara’yı terör listesinden çıkarıp ödülü kaldırsa da, HTŞ Türkiye için (resmi kağıt üzerinde) hâlâ bir terör örgütüdür.

  1. Cihatçı Otoban

HTŞ bünyesinde ve çevresinde küresel cihat ağından (Orta Asya, Kafkasya, Avrupa) gelen binlerce yabancı savaşçı bulunuyor. Bu militanların varlığı, Türkiye sınırını kalıcı bir istikrarsızlık hattına dönüştürme potansiyeli taşıyor. IŞİD’in Türkiye’deki varlığıyla ilgili iddialar ve güvenlik önlemlerinin sıkılaştırılması Suriye’deki potansiyel bir cihatçı devleti dah da riskli hale getiriyor.

  1. Kürt Sorunu ve İç Siyaset

Şara yönetiminin Kürtlere yönelik olası saldırgan tutumu, Türkiye’deki Kürt siyasetini ve toplumsal barışı doğrudan etkileme riski taşıyor.

Sonuç olarak; Ahmed eş-Şara emperyalizmin icazetiyle Suriye’nin yeni ‘patronu’ yapılsa bile, Kürt mahallelerine yönelik saldırgan tutumu ve ‘Colani’ kimliğine sadakati; Suriye’de demokrasinin değil, kurumsallaşmış bir cihatçı baskının devam ettiğini gösteriyor.